• Künye & Abonelik
  • Hakkımızda
  • Bize Ulaşın
Şantiye Dergisi
PERI
Reklam
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor
Reklam

144 yıldır devam eden bir şantiye, Tanrı'ya adanmış bir yapı ve dahi bir mimarın dramatik vefatı... Gaudi ve Sagrada Familia

144 yıldır devam eden bir şantiye, Tanrı'ya adanmış bir yapı ve dahi bir mimarın dramatik vefatı... Gaudi ve Sagrada Familia

Antoni Gaudi... Mimarlık tarihinin en özgün tasarımcılarından biri. Doğadan esinlenerek mimari bir form-yöntem geliştiren, parametrik mimarlığın öncüsü kabul edilen ve benzersiz eserleri Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Gaudi’nin son eseri Sagrada Familia’nın son kulesinin yapımı da tamamlanırken, bu ünlü mimara ve eserlerine bir kez daha göz atma, bazı unsurları hatırlama ve okurlarımız için bir içerik oluşturma gereği duyduk. Hem yaşamı hem de mimarlık tarihinin en sıra dışı ve uzun soluklu deneylerinden biri olan Sagrada Familia başta olmak üzere eserleri oldukça etkileyici unsurlar içeren Gaudi’nin ölümü ise, yarattığı devasa eserlerin aksine oldukça hazin, yalnız ve manidardı... Dua etmek ve günah çıkarmak için ömrünü adadığı ve uzun bir süredir gündelik hayatını geçirdiği Sagrada Famila şantiyesinden eski, yıpranmış kıyafetleriyle çıkıp kiliseye doğru yürüyordu, o zamanların Barselonası için modern ve “yabancı” bir araç olan tramvayın altında kaldığında...  


İspanyol / Katalan mimar ve mimarlık tarihinin en özgün tasarımcılarından biri olan Antoni Gaudi (1852-1926), özellikle Katalan modernizminin de en önemli temsilcisi. Mimarlığı, doğadan esinlenen geometriler, yapısal yenilikler ve zanaat detaylarının birleşmesiyle tanınan Gaudi, mimarlık eğitimini 1878’de Barcelona’da tamamladı.

Gaudi’nin mimari yaklaşımı üç temel prensibe dayanıyor ve doğayı, en mükemmel mühendislik sistemi olarak görüyordu. Bu yüzden yapılarında sıkça ağaç formunda kolonlar, kemik benzeri taşıyıcılar, kabuk ve kristal geometrileri, spiral ve helisel formlar görülür. Ünlü eseri Sagrada Familia’daki kolon sistemi buna en iyi örnektir. Gaudi’de form dekoratif değildir; yapının statik sistemiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu kapsamda Catenary kemerler, Hyperboloid yüzeyler, Paraboloidler ve Helikoid yüzeyler gibi geometriler kullanır. Bu yüzeylerin çoğu basınç altında çalışan taş ve tuğla için idealdir. Mimar, projelerinde ustalarla çok yakın çalışırdı. Bu kapsamda kırık seramik mozaik, taş oyma, demir işçiliği ve renkli cam, sık kullandığı nesne ve tekniklerdi.

Eserleri Unesco Dünya Mirası listesinde
En önemli eserlerinin başında ise hayatının son kırk yılını adadığı ve hala yapımı devam eden Sagrada Família (1883 - ) geliyor. Ayrıca bahçe şehir projesi olarak planlanan, organik teraslar ve mozaik banklar, parametrik yüzeyler içeren Park Güell (1900-1914); cephesi deniz canlısı gibi tasarlanan, çatısı  ejderha sırtı şeklinde olan ve balkonları kafatasını andıran Casa Batlló (1904-1906); cephesi taş dalga formunda olan, dünyanın ilk serbest planlı apartmanlarından biri olan ve çatıdaki heykelsi bacalarıyla ünlü Casa Milà (La Pedrera, 1906 - 1912); eğik kolonları, funikuler model sistemi ve hiperbolik yüzeyleriyle en radikal yapısal deneylerinden biri olan Colònia Güell Kripti, yakından tanınan ünlü eserleri olarak biliniyor. Park Güell, Casa Batlló, Casa Milà, Palau Güell, Casa Vicens, Colònia Güell Kripti ve Sagrada Familia UNESCO Dünya Mirası listesinde alıyor.

Mimari estetik ile yapısal mühendisliği tamamen birleştirebilmişti
Mimar Gaudi aslında klasik anlamda bir mühendis değildi ama statik prensipleri deneysel modellerle çözmüş, zincir ve ağırlık modelleri kullanarak funiküler yapılar tasarlamış, doğal yük akışını takip eden sistemler kurmuştu. Bu yöntem bugün parametrik tasarımın erken bir formu olarak görülüyor. Yapılarını özel kılan şey, mimari estetik ile yapısal mühendisliği neredeyse tamamen birleştirmesiydi. Yani form sadece görsel değil, çoğu zaman doğrudan statik ve doğal geometriye dayanıyor. Bu nedenle yapıları hem sanat hem mühendislik açısından benzersiz kabul edilir.

Doğadan türetilmiş mimari bir form-yöntem geliştirmişti
Yükleri doğal akışla zemine iletmek ve malzemeyi minimum kullanmak amacıyla doğadan türetilmiş mimari bir form-yöntem geliştiren Gaudi doğayı, “en iyi mühendis” olarak gören bir mimardı. O zamana kadar mimarların kullanmadığı karmaşık geometriler tercih eden Gaudi, bu sayede taş ve tuğla için basınç altında ideal davranışı, doğal ışığı çok iyi dağıtma ve minimum malzeme ile maksimum dayanıma ulaşabiliyordu. Sagrada Familia’daki pencereler ve kuleler bu yüzeylerin birleşimi olarak görülür. Gaudi ayrıca yapıların statik dengesini anlamak için ters zincir modelleri kullanmıştı.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Parametrik mimarlığın öncüsü
Gaudi’de süsleme sonradan eklenen bir şey değildi. Örneğin bacalar heykelsi formda ama aynı zamanda havalandırma elemanı; kolonlar hem strüktür hem estetik; cephe heykelleri mimarinin parçası olarak görülür. Kırılmış seramik, cam ve porselen parçalarını mozaik gibi kullanan Gaudi’nin bu yöntemle yaptığı en iyi örneklerden biri Park Güell bankları olarak biliniyor. Gaudí çizim yerine çoğunlukla alçı modeller, zincir modeller ve asma ağırlık sistemler gibi fiziksel modellerle çalışıyordu. Bugün bu yaklaşım parametrik mimarlığın öncüsü olarak görülüyor. Gaudí iç mekânlarda ışığı da çok bilinçli kullanırdı. Mesela Sagrada Familia’da üst kat pencereleri daha açık renkli, alt kat pencereleri daha koyu renklidir. Bu sayede ışık aşağıya doğru homojen dağılır.

Kullandığı bazı sistemler 100 yıl sonra modern mimarlıkta tekrar keşfedildi
Gaudi sadece bina değil, kentsel deneyim de tasarlıyordu. Örneğin Park Güell’deki teraslar, yürüyüş yolları, kolonlu galeriler ve manzara platformları doğal topoğrafya ile uyumludur.

Bazı mühendisler tarafından 20. yüzyılın en ileri strüktür tasarımcılarından biri sayılan Gaudi’nin kullandığı bazı sistemler 100 yıl sonra modern mimarlıkta tekrar keşfedildi. Çünkü birçok yapısal prensibi mühendislikte yaygınlaşmadan onlarca yıl önce kullanmıştı. Yani yaptığı bazı şeyler ancak bilgisayar çağında yeniden anlaşılabildi...

Yükler yapının içinde en doğal yolu buluyor
Bunun birkaç temel nedeni vardı. Gaudi yapılarını tasarlarken temel bir prensip kullanıyordu: “Yükler yapının içinde en doğal yolu bulmalıdır.” Bu yüzden taşıyıcı elemanlar dik değil eğik kolonlar, dallanan taşıyıcılar ve zincir eğrisi kemerler şeklinde tasarlanmıştı. Bugün bu yaklaşım form-finding (formun yüklerle belirlenmesi) olarak biliniyor. Modern mühendislikte bu yöntem kabuk yapılar, kablo sistemleri ve parametrik mimari tasarımında kullanılıyor. Gaudi birçok kemerini catenary eğrisi ile tasarlamıştı. Bu eğri sadece basınç kuvvetleri taşır ve çekme gerilmesi oluşmaz. Taş ve tuğla gibi malzemeler için bu ideal bir statik davranıştır. Bugün bu prensip kabuk yapılar, köprüler ve kablo sistemleri tasarımında temel bir yaklaşımdır. Ayrıca mesela Sagrada Familia’daki kolonlar yukarı doğru ağaç gibi dallanır. Bu sistem ise yükleri farklı yönlere dağıtır, büyük açıklıkları geçmeyi sağlar ve çatıda daha az kiriş gerektirir. Bugün benzer sistemler havaalanı terminallerinde, büyük müzelerde ve parametrik çatı sistemlerinde kullanılıyor.

Yöntemleri modern yazılımların yaptığı şeye çok benziyordu
Gaudí statik hesaplarını ip, zincir ve kum torbalarıyla yapıyordu ve ters asma modeller kuruyordu. Bu model yük dağılımını ve basınç hatlarını doğrudan gösteriyordu. Bugün aynı prensip dijital form-finding, parametrik simülasyon ile yapılır. Gaudi’nin yöntemleri aslında modern yazılımların yaptığı şeye çok benziyordu. Bugün kullanılan Rhino, Grasshopper, Karamba ve SAP2000 gibi programlar yükleri analiz ederek form üretiyor. Gaudí bunu 100 yıl önce fiziksel modellerle yapıyordu. Bu yüzden birçok mimar onu “ilk parametrik mimar” olarak görüyor.

Düz çizgiler doğada yoktu; mimaride de olmamalıydı
Gaudi sadece yaratıcı bir mimar değil, aynı zamanda müthiş bir mühendisti. Yapıların ağırlığını dağıtmak için “ters asılı zincir modelleri / catenary arches” kullanarak karmaşık matematiksel hesaplamalar yapmıştı. Bu sayede devasa katedralleri ağır dış payandalar olmadan inşa etmeyi başarmıştı. Modern mimarinin en sıra dışı, dahi ve “kural tanımaz” isimlerinden biri olarak kabul edilir. Katalan Modernizmi’nin öncüsü olan sanatçı, eserlerinde doğayı, dini ve geometriyi eşsiz bir biçimde harmanlamıştı. Gaudi, düz çizgilerin doğada var olmadığını, bu yüzden mimaride de olmaması gerektiğini savunurdu. Onun tasarımlarında ağaç gövdesini andıran sütunlar, mağara benzeri girişler ve kemik yapısına benzeyen balkonlar görmek mümkündür.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Sagrada Familia, mimarlık tarihinin en sıra dışı ve uzun soluklu deneylerinden biri
Barselona’nın simgesi olan Sagrada Familia (Kutsal Aile Bazilikası), sadece bir ibadethane değil, modern mimarlık tarihinin en sıra dışı ve uzun soluklu deneylerinden biridir. Antoni Gaudi’nin “Tanrı’nın mimarı” olarak anılmasına neden olan bu devasa yapının hikayesi oldukça ilginçtir. Gaudí, bazilikanın içini bir “taş orman” gibi tasarlamıştır. İçerideki sütunlar tıpkı ağaç gövdesi gibi yukarı doğru dallanıp budaklanır. Bu sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda çatının ağırlığını en verimli şekilde dağıtan dahi bir mühendislik çözümüdür.

Dünyanın en karmaşık taş strüktürlerinden biri
Sagrada Familia’nın statik sistemi bazı mühendisler tarafından “dünyanın en karmaşık taş strüktürlerinden biri” olarak görülüyor. Bu karmaşıklık sadece büyüklüğünden değil, taşıyıcı sisteminin alışılmış kilise mühendisliğinden tamamen farklı olmasından kaynaklanıyor.

Klasik katedrallerde kolonlar genellikle düz ve dikeydir. Sagrada Familia’da ise kolonlar farklı açılarla eğik yerleştirilmiştir, yukarı doğru dallanır, yükleri birden fazla yöne dağıtır. Bu sistem sayesinde yükler doğrudan temele aktarılır ve uçan payandalara çok daha az ihtiyaç duyulur. Ancak bu, statik hesapları son derece karmaşık hale getirir. Yapıda Gaudi’nin iç mekân strüktürü bir orman gibi tasarlanmıştır. Kolonlar yukarı doğru yükselir, belli bir noktada ikiye veya daha fazla kola ayrılır ve bu kollar çatıyı taşır. Bu sistemde her kolon farklı açıya sahiptir ve her yük yolu farklıdır. Bu nedenle yapı tekrar eden standart bir sistemden oluşmaz.

Yapı, İsa’nın hayatındaki üç önemli evreyi anlatan üç ana cepheye sahip
Sagrada Familia klasik gotik kiliselerden esinlenir ancak Gaudi bunu tamamen yeni bir biyomorfik ve matematiksel geometriye dönüştürmüştür. Yapı, İsa’nın hayatındaki üç önemli evreyi anlatan üç ana cepheye sahiptir. Kilisenin 3 ana cephesi vardır. Doğuş Cephesi (Nativity) Gaudi hayattayken büyük ölçüde tamamlandı. Çok detaylı ve organiktir ve doğayı ve yaşamı temsil eder. Tutku Cephesi (Passion) daha sert ve minimaldir, İsa’nın çarmıha gerilişini anlatır. Zafer Cephesi (Glory) ise en büyük cephedir ve hala yapım aşamasındadır.

Yapıda toplam 18 kule planlanmıştır. İsa kulesi tamamlandığında Sagrada Familia Avrupa’nın en yüksek kilisesi olacak. Gaudi özellikle 172.5 metre seçmişti çünkü insan yapısı Tanrı’nın yarattığı yakındaki Montjuïc tepesinden daha yüksek olmamalıydı.

Modern mühendislikte bu tür yüzeylerin analizinde parametrik modelleme ve finite element analizleri kullanılıyor
Sagrada Familia’nın taşıyıcı elemanlarında Hyperboloid yüzeyler, Paraboloidler ve Helicoid yüzeyler gibi çok sayıda matematiksel yüzey bulunur. Bu yüzeylerin birleşimi hem mimari hem statik açıdan karmaşıktır. Modern mühendislikte bile bu tür yüzeylerin analizinde parametrik modelleme ve finite element analizleri kullanılıyor. Yapının büyük bölümü taş ve beton karışımıdır; ancak Gaudi’nin sistemi büyük ölçüde basınç çalışan taş mimariye dayanır. Sorun şudur: Taş yapılar çekme kuvvetine çok zayıf, basınçta çok güçlüdür. Bu yüzden tüm sistemin yükleri sadece basınçla iletmesi gerekir. Bu da tasarımı çok hassas hale getirir. Sagrada Familia’da çok önemli bir durum vardır; o da neredeyse hiçbir kolon birbirinin aynısı olmamasıdır. Sebebi ise farklı yükler, farklı geometri ve farklı yük yollarıdır. Bu nedenle yapı seri üretim mantığında değil, neredeyse tekil parçalarla yapılır.

Gaudi projeyi klasik çizimlerle değil, asma zincir modelleri, alçı maketler ve üç boyutlu modellerle tasarladı. Bu modellerin çoğu İspanya İç Savaşı’nda yok oldu. Bugün mühendisler Gaudí’nin geometrisini yeniden oluşturmak için 3D tarama, parametrik modelleme ve bilgisayar simülasyonları kullanıyor.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Sadece karmaşık değil, çok da büyük
Sagrada Familia sadece karmaşık değil aynı zamanda çok da büyük. Ana kule 172.5 metre yüksekliğinde, 18 kule ve binlerce taş eleman var. Bu büyüklükte bir yapıyı organik geometriyle çözmek çok nadir bir durum.

Uzun sürmesinin nedenleri
Bazilikanın 2026 yılında (Gaudi’nin ölümünün 100. yılında) bitirilmesi hedefleniyordu ancak pandemi gibi nedenlerle bu tarih biraz saptı. Şimdi 172 buçuk metrelik bir mimari yapıya ulaşmak üzere, merkezi kulesi tamamlanmaya yaklaşıyor. İnşaatın bu kadar uzun sürmesinin birkaç sebebi var... Proje başından beri sadece halkın bağışlarıyla finanse edildiğinden “bütçe” genelde sorun oldu. İspanya İç Savaşı sırasında Gaudi’nin orijinal planları ve modelleri anarşistler tarafından yakıldı. Mevcut inşaat, kurtarılan parçalar ve tahminler üzerine ilerliyor. Diğer taraftan taş işçiliği ve geometrik formlar, modern teknolojinin bile (3D yazıcılar ve CNC makineleri dahil) sınırlarını zorluyor.

Sagrada Familia Tanrı’ya adanmış bir eserdi ve müşterisi(!) acele etmiyordu
Gaudi hayatının son yıllarında tamamen Sagrada Familia şantiyesine kapanmış ve diğer projeleri bırakmıştı. Bu durum hem kişisel hayatındaki bazı (yakın akrabaları ve dostu-patronu Eusebi Güell vb.) kayıplardan ve değişimlerden hem de projeye bakışından kaynaklanıyordu. Daha içe dönük ve dindar bir yaşam sürmeye, basit giyinmeye başlamıştı. Gaudi başlangıçta farklı projeler yapan bir mimardı. Ancak zamanla Sagrada Familia’yı sadece bir mimari proje değil, dini bir görev olarak görmeye başlamıştı. Onun için bu yapı Tanrı’ya adanmış bir eserdi ve mimarlığın en yüksek ifadesi olmalıydı; tamamlanması nesiller sürecek bir proje olabilirdi. Hatta bu kapsamda şunu bile söylemişti: “Müşterim (Tanrı) acele etmiyor.”

Şantiyeden çıkıp tramvayın altında kaldı ve bir evsiz sanılarak hastaneye götürülmedi
Antoni Gaudi’nin ölümü ise dünya mimarlık tarihinin en trajik ve ironik olaylarından biri olarak kabul edilir. Modernizmin dahi ismi, yarattığı devasa eserlerin aksine oldukça hazin ve yalnız bir şekilde hayata veda etmişti... 7 Haziran 1926 günü, her akşam olduğu gibi dua etmek ve günah çıkarmak için Sagrada Família şantiyesinden ayrılıp Sant Felip Neri Kilisesi’ne doğru yürüyordu. Bailèn ve Gran Via sokaklarının kesiştiği noktada, o dönem Barselona için yeni bir teknoloji olan 30 numaralı tramvayın altında kaldı. Kaza anında 73 yaşındaydı. Hayatının son yıllarını tamamen eserine adadığı için dış görünüşüne hiç önem vermiyordu; üzerinde eski, yıpranmış kıyafetler vardı ve cebinde kimliğini belirtecek hiçbir belge yoktu. Çevredeki insanlar ve taksi şoförleri, onu yardıma muhtaç bir dilenci veya evsiz sandıkları için hastaneye götürmeyi reddettiler. Sonunda bir polis memuru tarafından, o dönem yoksulların tedavi edildiği Santa Creu Hastanesi’ne götürüldü. Hastanede kendisine temel bakım yapıldı ancak durumu ağırdı.

“Yerim burası, yoksulların yanı...”
Ertesi gün Sagrada Família’nın rahibi Mosén Gil Parés, hastaneye gelerek “kayıp” mimarı aramaya başladı ve perişan haldeki yaşlı adamın dünyaca ünlü Antoni Gaudi olduğunu teşhis etti. Hemen daha iyi bir hastaneye nakledilmesi teklif edildi ancak Gaudi, “Benim yerim burası, yoksulların yanı” diyerek bu teklifi reddetti. Kazadan üç gün sonra hayatını kaybetti. Ölümü Barselona’da büyük bir şok dalgası yarattı. Şehir yas tuttu ve binlerce insan, “Barselona’nın Babası”nı son yolculuğuna uğurlamak için sokaklara döküldü. Gaudi, vasiyeti ve özel izinle, ömrünü adadığı ve henüz tamamlanmamış olan Sagrada Família’nın kriptasına (yeraltı mezarına) gömüldü. Mezarı bugün hâlâ bazilikanın alt katında ziyaret edilebiliyor. Bazilikanın ilk yöneticisi Rahip Manel Trens i Ribas, Gaudi’nin eserlerinin güzellik aracılığıyla insanları Tanrı’ya yönlendirmesi nedeniyle ona “Tanrı’nın mimarı” demişti.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
19 Mart 2026


Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®...  
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...

Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır... 
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...

BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR... 

İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...

Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor. 

Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın... 

Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.

ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz. 

E Dergi
E Dergi
E Dergi
  • AJANDA
  • 10 Soruda Sürdürülebilir Cephelerde Ahşap

    13 Mart 2026 / 11.00

  • 10 Soruda Seramik Yünü

    31 Mart 2026 / 11.00

  • 10 Soruda Yapılarda Ahşap

    27 Şubat 2026 / 11.00

  • 10 Soruda Otel Yangınları

    25 Şubat 2026 / 10.30

  • 10 Soruda VRF Klima Sistemleri

    6 Ocak 2026 / 11.00

BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN

Şantiye Dergisi

HAKKIMIZDA

İNŞAAT sektörünün buluşma noktası ŞANTİYE®, “GÜVEN”i temsil eden “BASILI BİR YAYIN” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla yapı sektörünün en önemli iletişim platformlarından ve veri kaynaklarından biri olmaya DİJİTAL ORTAMLARDA DA devam ediyor... 1988'den bu yana basılı yayıncılıkta olduğu gibi...

KURUMSAL

  • Hakkımızda
  • Künye & Abonelik
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni

KATEGORİLER

  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor
  • Güncel
  • Ajanda

© 2024 santiye.com.tr - Tüm hakları saklıdır.

  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • İletişim
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni