KPF (Kohn Pedersen Fox) tarafından tasarlanan ve Londra’nın merkezinde inşa edilen Chapter London Bridge, mimari vizyonun ve ileri cephe mühendisliğinin yüksek katlı bir yapıda ölçülebilir performans kriterleri ile nasıl entegre edilebileceğinin açık bir örneği... 40 katlı ve 138 metre yüksekliğindeki proje, yüksek yoğunluklu konut ve öğrenci konaklama tipolojilerinde cephe sistemlerinin rolünü yeniden tanımlıyor. Metal Yapı Holding, origami formlarından esinlenen mimari konsepti inşa edilebilir, sistem gereksinimleri ve mevzuat koşullarıyla uyumlu bir cephe sistemine dönüştürmeye odaklanarak uçtan uca bir mühendislik çözümleri geliştirmiş.
İngiltere merkezli mimarlık ofisi KPF (Kohn Pedersen Fox) tarafından tasarlanan ve Londra’nın merkezinde inşa edilen Chapter London Bridge, şehrin silüetinde etkileyici bir konuma sahip. Yüksek kaliteli öğrenci konaklama birimleri ve kamusal alan iyileştirmeleri sunan proje, mevcut kentsel dokuyla da oldukça uyumlu. Dört tarafı aktif olan zemin kat, açık, davetkar ve esnek bir kurguyla ele alınmış. Zemin ve birinci katta perakende birimleri ve lobiler, toplantı alanları ve caddeye bakan ikinci kattaki sosyal alanlarla iç içe geçiyor. Öğrenci yurt katları, bağımsız stüdyo dairelerden ortak yemek ve sosyalleşme alanlarına sahip iki veya üç yatak odalı dairelere kadar çeşitli yaşam seçenekleri sunuyor. Kafe, spor salonu, sinema ve 37. katta yer alan peyzajlı teras gibi olanaklar,dinamik bir öğrenci yaşam deneyimi yaratıyor. Binanın tabanında cephe, metal kaplı bir kolon dizisinin arkasına çekilerek zemin kotunda daha geçirgen bir kamusal alan oluşturuyor. Yapı bu kolonlar tarafından taşınırken, aralarında ve çevrelerinde konumlanan, kimi noktalarda taşıyıcı düzene nüfuz eden üst üste kurgulanmış terracotta hacimler, yakın çevredeki depo yapılarının doku ve malzeme karakterine referans veriyor.
KPF ekibi, müşteri, yükleniciler ve mühendisler arasındaki yakın ve erken aşamada kurulan iş birliği, inşaat sürecini daha verimli ve etkili hale getirmiş. Mahalle dostu inşaat uygulamalarının tercih edildiği projede kullanılan ön üretim yöntemleri, büyük ve hazır parçaların şantiyeye tek seferde taşınmasına olanak tanımış. Bu sayede şantiyeye yapılan sevkiyatın sayısı azalmış ve inşaat esnasında mahalledeki aksaklıklar en aza indirilmiş. Öğrenciler için tasarlanan bu simge yapı, yenilikçi tasarımı ve inşa süreciyle de birçok ödüle layık görülmüş.
Kısıtlı bir kentsel alanda 40 katlı, yüksek kaliteli öğrenci konaklama birimleri içeren yapının inşaatı için müteahhit firma Mace, tescilli Yüksek Katlı Yapı Çözümleri (High-Rise Solutions-HRS) sistemini kullanmış. Bu hibrit yaklaşım, şantiye dışında yapılan montajı geleneksel şantiye içi inşaat uygulamalarıyla birleştiriyor. Bu yöntem sayesinde bir katın taşıyıcı elemanları, cephe panelleri, merdivenleri ve banyo modüllerinin montajı yalnızca altı gün içinde tamamlanmış. HRS tekniği, hassasiyeti artırıyor ve atık miktarını önemli ölçüde azaltıyor; işçi güvenliğini iyileştiriyor ve teslimatlardan kaynaklanan şantiye trafiğini yüzde 40 oranında azaltıyor. Ayrıca geleneksel inşaat yöntemlerine kıyasla karbon emisyonunda 1.250 tonluk bir azalma sağlıyor. Karmaşık geometrisi, düşük karbon ayak izi ve titiz bina güvenliği standartlarıyla Chapter London Bridge, Londra silüetinde dikkat çeken öncü projelerden biri olarak konumlanıyor.
Bina bugüne kadar CTBUH 2025 Award of Excellence - Innovation (MMC in High Rise Residential Buildings - Mace’in HRS sistemi) ve Tall Building Awards 2025 - Best Residential Project ödüllerini aldı. Bu ödüller, projenin tasarım, cephe mühendisliği, üretim ve kurulum alanlarındaki bütünsel başarısını ortaya koyuyor.

Cephede Metal Yapı imzası
Bina, mimari vizyonun ve ileri cephe mühendisliğinin yüksek katlı bir yapıda ölçülebilir performans kriterleriyle nasıl entegre edilebileceğinin açık bir örneği. 40 katlı ve 138 metre yüksekliğindeki proje, yüksek yoğunluklu konut ve öğrenci konaklama tipolojilerinde cephe sistemlerinin rolünü yeniden tanımlıyor. Metal Yapı Holding, origami formlarından esinlenen mimari konsepti inşa edilebilir, sistem gereksinimleri ve mevzuat koşullarıyla uyumlu bir cephe sistemine dönüştürmeye odaklanarak uçtan uca mühendislik çözümleri geliştirmiş.
Cephe sistemi yaklaşık 2.600 farklı panel ve üretim kodundan oluşuyor. Panel modülasyonu düşeyde 3,1 metre yüksekliğinde sabit tutulurken, panellerin yatay aks genişliklerinin değişken olması ve her katta farklı bir dizilim uygulanması, cephedeki geometrik çeşitliliğin başlıca nedenlerinden birini oluşturuyor. Bu değişken aks düzeni, her panelin farklı ölçü ve birleşim detaylarına sahip olmasına neden olmuş; üretim sürecinde oldukça karmaşık bir panel tipolojisi ortaya çıkarmış. Bu panel sisteminin önünde yer alan ve cepheye karakterini veren üç boyutlu pontoon modüller, perfore metal levhalar ve bunları taşıyan detaylı bir alüminyum profil sisteminden oluşuyor. Modüller panellere fabrikada monte edilerek sahaya sevk ediliyor. Bu modüllerin üretimi, perforasyonların yüzey işlemleri ve montaj detayları cephe imalatında oldukça yoğun bir işçilik ve koordinasyon gerektirmiş. Sonuç olarak ortaya çıkan cephe sistemi, panel çeşitliliği, modül yapısı ve üretim süreçlerinin birleşimiyle dikkat çekici ölçekte bir cephe mühendisliği çalışması ortaya koyuyor. Cephe sistemi ayrıca, İngiltere’de yürürlüğe giren Building Safety Act kapsamında tanımlanan Golden Thread dijital veri yönetimi yaklaşımı ve yangın güvenliği kriterlerine uygun cephe tasarım prensipleri doğrultusunda tasarlanıp üretilmiş. Bu kapsamlı süreç, projede geliştirilen cephe sisteminin farklı tasarım ve mühendislik kararlarıyla şekillendiğini de gösteriyor.



HRS sistemi ve cephe paneli stabilizasyonu
Proje kapsamında Metal Yapı’nın cephe modülleri, farklı boyutlardaki prefabrike betonarme döşemeler etrafına şantiye dışında monte edilecek şekilde planlanmış. Her katta 13 adet prefabrike betonarme döşeme kullanılmış ve bu sistem 5. kattan 36. kata kadar toplam 32 katta uygulanmış. Böylece projede toplam 416 prefabrike betonarme döşeme kullanılmış.
Tasarımın ilk aşamalarında 12 panel tipi öngörülmüş olsa da süreç içinde bu sayı artmış. Panel aksları, panellerin havalandırmalı olup olmaması, üçgen levha detaylarının yönleri ve 1,1 metrelik aksa sahip spandrel pencereli panellerin varyasyonları dikkate alındığında panel tipi sayısı 20’ye yükselmiş. Panel aks ölçülerine göre yapılan ayrım ise bu sayıyı 68 farklı panel tipine çıkarmış. Ancak ankraj bağlantıları, cam tipleri, pontoon modül çeşitleri ve bunların windfin eklenmiş varyasyonları gibi ek parametreler de dikkate alındığında yalnızca 68 tip panel ile sınırlı kalmanın mümkün olmadığı ve her panelin farklı üretim koduyla tanımlanması gerektiği ortaya çıkmış. Buna karşın geliştirilen bu tipoloji, pontoon modüllerinin oluşturulmasında ve alüminyum ile galvanizli levhaların üretiminde Metal Yapı’nın imalat sürecini önemli ölçüde kolaylaştırmış.
Metal Yapı, projenin “Origami” olarak adlandırılan 32 katlık bölümünde toplam 2.640 panel üretmiş. Bu çeşitlilik, 1100 mm, 1900 mm, 1915 mm, 1932 mm ve 2050 mm gibi farklı panel aks ölçülerinden kaynaklanmış. Panel tiplerinin kendi içlerinde de çeşitli alt varyasyonları bulunuyor. Örneğin 1900 mm aksa sahip panel tipinin sekiz farklı alt türü bulunuyor. Projenin “Crown” olarak adlandırılan en üst dört katı ise üçgensel formun farklı bir bakış açısıyla yorumlandığı ayrı bir mimari karaktere sahip. Bu bölümde kullanılan cephe sistemi toplam 240 panelden oluşuyor. Origami bölümünde karşılaşılan sorunlar üzerinde çalışılırken paralel olarak Crown kısmının zorlu açısal geometrisi için de çeşitli çözümler geliştirilmiş. Cephenin bu bölümünde panel tiplendirmesi kısmen optimize edilebilmiş olsa da asıl zorlayıcı parametre, farklı boyutlardaki panel akslarının düşeyde takip etmesi gereken açıların birbiriyle uyuşmaması olmuş. Bu nedenle akslar ve açılar yeniden ele alınarak, her panelde farklı açısal birleşimler uygulanmasına rağmen ölçüsel sürekliliğin korunması hedeflenmiş. Panel sisteminin uygulanabilirliği göz önünde bulundurularak dar açılı camların üretilebileceği minimum kenar ölçüsü dikkate alınmış; akslar kat sınırlarını aşacak şekilde yeniden düzenlenmiş, profillerin statik açıdan en sağlıklı birleşimleri sağlanmış ve görsellikten ödün verilmeden istenen üçgensel formlara ulaşılmış. İlk aşamada çalışılan tasarımla 240 panel için 58 farklı profil kalıbı üretilmesi öngörülürken, yapılan yoğun çalışmalar sonucunda farklı açılarda birleştirilebilen tek bir profil kalıbı kullanılarak süreç başarıyla tamamlanmış.
Bir pontoon modülü için 34 profil
Projede toplam 1.254 pontoon modülü bulunuyor. Her bir levhada 688 perforasyon yer alırken, projede kullanılan tüm modüllerde toplam 862.752 perforasyon bulunuyor. Bu delikler üretim çizimlerinde fabrikanın doğrudan uygulayabileceği şekilde tanımlanmış ve daha sonra lazer kesim yöntemiyle tek tek işlenmiş. Kesim sonrası perforasyonlarda biriken toz temizlenmiş ve keskin kenarların giderilmesi amacıyla tek tek zımparalama yapılmış. İşlemler levhanın her iki yüzeyine ayrı ayrı uygulandığından, 688 perforasyon için toplam 1.376 yüzey işlem gerçekleştirilmiş; bu da proje genelinde 1.725.504 zımparalama ve toz alma işlemi anlamına geliyor.
Pontoon tipleri belirlenirken, origami hareketini oluşturan bu modüllerin her panelde farklılık göstermesi nedeniyle her birine ayrı bir üretim kodu verilmiş. Pontoon modülünü oluşturan 34 elemanın tamamı üç boyutlu olarak modellenmiş. Üretim çizimlerinde ise her bileşenin modülü oluşturacak şekilde nasıl bir araya geleceği şematik olarak gösterilmiş.




Panel havalandırma ve kanal sistemi
Havalandırma detaylarında yer alan 4 havalandırma açıklığının açık veya kapalı olması ve bağlantı kanalının sağ veya sol aksa yakın konumlandırması yeni panel tipleri oluşturmuş. Havalandırma açıklıklarının tasarımı da panel boyutlarına bağlı olarak farklılık göstermiş.
Ankraj tipleri
Ankraj tipleri, ankrajların döşeme üstünde, kolon önünde, kat köşelerinde veya prekast beton döşeme derzlerinde konumlandırılmasına göre farklılık göstermiş. Ancak panel derzlerinin, dolayısıyla ankrajların konumu her katta farklı olduğundan ankrajların döşemelere bağlandıkları düşey hizalar da değişiyormuş. Üretim sürecini kolaylaştırmak amacıyla tüm katlarda aynı prekast beton döşeme tipinin kullanılabilmesi hedeflenmiş; bu nedenle her kattaki panel eksenlerine karşılık gelen tüm ankraj bağlantı kanalları her döşemeye yerleştirilmiş. Sonuç olarak her katta 134 ankraj kanalı bulunurken, döşemeye ise yalnızca 93 - 94 ankraj bağlanmış.
CEPHE TASARIM SÜRECİNDE GELİŞTİRİLEN ÇÖZÜMLER
Renk belirleme süreci
Her projede olduğu gibi, cephenin etkileyiciliğinde önemli rol oynayan unsurlardan biri renk. Bu projede de hedeflenen tonlara ulaşmak için kapsamlı bir renk geliştirme süreci yürütülmüş. Alüminyum profiller, levhalar, camlar ve frit baskılar için çeşitli boya firmalarıyla çalışmalar yapılmış ve mimarlık ekibine çok sayıda numune sunulmuş. Renklerin farklı malzemeler üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla hazırlanan ön prototip (Pre-VMU) üzerinden kanat rengi, gölge kutusu rengi ve diyagonal frit baskı seçenekleri incelenmiş; cephede kullanılacak nihai renk paleti bu çalışmalar sonucunda belirlenmiş.
Pontoon askı sistemi
Cephede kullanılan pontoon modüllerinin bağlantı detayları proje sürecinde çeşitli testlerden geçirilmiş. Yapılan darbe testleri sonucunda askı sisteminin tasarımı birkaç kez revize edilerek geliştirilmiş. Toplam dört testin ardından en uygun bağlantı çözümü belirlenmiş ve sistem başarıyla uygulanmış. Geliştirilen askı sistemi, gerektiğinde pontoon modüllerinin kolayca sökülüp yeniden takılabilmesine de olanak sağlıyor.
Levhalarda titiz işçilik
Cephe geometrisinin getirdiği çeşitli yüzey formları, alüminyum ve galvanizli levhaların büküm aşamasını alışılmışın dışında sivri açılar içermesi sebebiyle titizlik isteyen bir süreç olmuş. Levhaların görsel olarak bozulmadan bükülmesi ve birleşimlerinin sağlanması için fabrikada birçok deneme yapılmış, üretime bu çalışmaların ardından geçilmiş.
Birleşim detaylarının geliştirilmesi
Prototip montaj sürecinde profil birleşim detayları yeniden değerlendirilmiş ve sistem performansını iyileştirmek amacıyla revizyonlar yapılmış. Özellikle dikme-travers birleşimleri ve üçgen alüminyum levha bağlantıları geliştirilerek su tahliyesi ve sızdırmazlık performansı artırılmış. Yapılan bu iyileştirmeler sayesinde cephe sistemi hem üretim hem de uygulama açısından daha güvenilir bir yapıya kavuşmuş.
Panel drenaj sistemi
Prototip üretim sürecinde cephe panellerinin drenaj performansı dikkatle incelenmiş. Yapılan incelemeler sonucunda bazı detayların geliştirilmesi gerektiği görülmüş ve her panel tipi için ayrıntılı bir drenaj ve delik diyagramı hazırlanmış. Bu yaklaşım, üretim sürecinde olası karışıklıkları önlerken sistemin su tahliyesinin güvenilir şekilde çalışmasını sağlamış.
Cam değişim sistemi
Danışman şartnamesi gereği camın profile strüktürel silikonla bağlanmasının şantiyede uygulanmasına izin verilmediğinden, cam değişimini kolaylaştırmak amacıyla özel bir çerçeve sistemi geliştirilmiş. Böylelikle camlar Metal Yapı fabrikasında bu çerçeve sistemiyle birleştirilerek sahada panellere mekanik olarak kolayca monte edilebilmiş. Farklı panel tipleri ve bağlantı detayları nedeniyle sistemin termal performansı için çeşitli mühendislik hesapları yapılmış. Kule vinci ayaklarının bulunduğu bölgelerde ise camlar daha sonra yerleştirilmek üzere panellerin montajı camsız olarak yapılmış.
Sevkiyat planlaması
Şantiyede sınırlı çalışma alanı bulunması ve forklift kullanımının mümkün olmaması nedeniyle panellerin taşınması için özel taşıma rafları tasarlanmış. Farklı panel boyutlarına uyum sağlayacak şekilde geliştirilen bu raflar hem montaj sürecini kolaylaştırmış hem de sevkiyat planlamasının daha verimli yapılmasına katkı sağlamış.
Cam kombinasyonları
Projede kullanılan cam sistemleri, cephe performansı ve görsel etki birlikte değerlendirilerek seçilmiş. Cephedeki hareketli geometri panel tiplerinde çeşitlilik yaratmış; buna bağlı olarak camların şekilleri ve tipleri de farklılaşmış. Her panelde vizyon cam ve spandrel cam olmak üzere iki farklı cam kullanılmış. Cam kalınlıkları ve kombinasyonları, termal performans, güneş kontrolü ve İngiltere’de geçerli cephe standartlarının gerektirdiği değerleri sağlayacak şekilde yapılan mühendislik hesaplarına göre belirlenmiş.
Cam yüzeylerinde uygulanan frit baskılar hem cephedeki grafik etkiyi güçlendirmek hem de iç mekanlardan görünen teknik bileşenleri kontrol etmek amacıyla kullanılmış. Farklı yüzeylerde uygulanan frit desenleri ve kaplamalar, cephedeki yansıma etkisini desteklerken aynı zamanda güneş kontrolüne katkı sağlamış.
Vizyon Cam
Cephede vizyon alanlarda yarı temperli lamine çift ısıcam ünitesi kullanıldı. Toplam kalınlığı 41,04 mm (6 + 1,52 + 6 + 16 + 5 + 1,52 + 5 mm) olan camların kenarlarına taşlama uygulanmış. Isıcam ünitesinin 2. yüzeyinde RAL 7021 (Siyah Gri) renginde 17 mm çerçeve frit yer alırken, 4. yüzeyinde güneş kontrol kaplaması bulunuyor. Ünitenin 5. yüzeyinde RAL 9016 çapraz frit, 7. yüzeyinde ise RAL 7021 yatay frit uygulanıyor.
Spandrel Cam
Spandrel camlarda Guardian marka, ilk camı yarı temperli, ikinci ve üçüncü camı temperli olan üçlü ısıcam ünitesi kullanılmış. Bu camlar, cephede panellerin kat döşemesi geçişlerine denk gelen opak alanlarında kullanılıyor. Toplam kalınlığı 46 mm (8 + 12 + 5 + 16 + 5 mm) olan camların kenarlarına taşlama uygulanmış. Isıcam ünitesinin 2. yüzeyinde RAL 7021 renginde 17 mm çerçeve frit ve kaplama bulunuyor. Ünitenin 3. yüzeyinde RAL 9016 çapraz frit, 4. yüzeyinde siyah silikon uygulaması yer alıyor. 6. yüzeyinde ise RAL 7031 renginde çerçeve frit uygulanmış.
UMUT BÜLBÜL VE BERİL BELÜL:
“ÇOK SAYIDA BİLEŞENİ TEK BİR SİSTEM İÇİNDE BİR ARAYA GETİRİP HER ANI KONTROL ETMEK, İNANILMAZ BİR SABIR VE ODAK GEREKTİRİYORDU”
Projenin ayrıntılarını Şantiye® okurlarıyla paylaşan Metal Yapı İngiltere, İrlanda ve Hollanda Bölge Müdürü Umut BÜLBÜL ve Dizayn Müdürü Beril BELÜL’ün yorumları ise şöyle oldu: “2021 sonunda başladığımız projeyi geçen yılın yaz aylarında teslim ettik. Projede cephe tasarımından başlayarak satın alma, imalat, modül montajı ve sevkiyata hazırlık süreçlerinden sorumluyduk; montaj aşamasında ise süpervizörlük hizmeti verdik. 40 katlı binanın ilk 4 katının stick cephesi için lokal bir cephe firmasıyla anlaşılmıştı. Müteahhit firma Mace ile daha önce de oldukça başarılı birçok projeye imza attığımızdan 4. kattan itibaren başlayan özel cephe için bizden tasarım ve üretimi kapsayan bir teklif istediler. Dolayısıyla 4. kattan 40. kata kadar olan 36 katın cephe uygulamasını biz gerçekleştirdik. Binada iki farklı cephe sistemi kullanıldı. 4. kattan 36. kata kadar olan bölümde, önünde pontoon profillerinin yer aldığı modüllerden oluşan, projeye özel tasarlanmış bir panel cephe sistemi uygulandı. 36 ile 40. katlar arasındaki dört katlık bölüm için ise tamamen farklı karaktere sahip başka bir özel tasarım panel cephe sistemi üretildi...”
Panellerin hiçbiri aynı değil
“Projenin çevredeki binaların formuna uyum sağlaması ve cephenin yansıtıcı bir nitelik taşıması isteniyordu. Bu nedenle cephede trapezoit hatlar kullanıldı ve farklı açılardan farklı yansımalar elde edilmesi hedeflendi. Cephenin 4. kattan 36. kata kadar olan ve ‘Origami’ olarak adlandırılan bölümü bu doğrultuda tasarlanıp imal edildi. Panellerin hiçbiri birbirinin eşi değil. Bu durum sebebiyle panel imalatını kolaylaştırmak amacıyla yaptığımız tiplemelerde standart sistemimizin dışına çıkmış olduk. Her panelin kendine ait bir üretim kodu ve özgün bir imalat süreci oldu. Üç boyutlu modelde her şey harika görünüyordu; fakat panellerin bir araya getirilme aşamasında, özellikle pontoon modüllerinde açılardan kaynaklı birleşim zorluklarıyla karşılaştık. Sadece imalat öncesinde değil, imalat sürecinde de yaratıcı çözümler geliştirdik. Bu modülleri panellere dışarıdan bir askı sistemiyle astık ve ileride değiştirilmeleri gerekirse kolayca sökülebilecek, aynı zamanda güvenli olacak şekilde sabitledik. Pontoon modüllerinin arkasında cephenin asıl yüzeyi yer alıyor. Görünen alanlarda camlı yüzeyler, görünmeyen kısımlarda ise alüminyum kaplama kullanılıyor. Bu panel sisteminde aktif ve pasif havalandırma unsurları gibi birçok bileşen tek bir panelde bir araya geliyor; aktif havalandırma için perfore yüzeyin arkasına denk gelen kapı büyüklüğünde, alüminyum levhalı bir pencere kanadı bulunuyor. Açılır kısım o kadar küçüktü ki aksesuar seçerken bile sığdırmakta zorlanıyorduk. Üstelik yalnızca belirli bir açıya kadar açılabiliyordu. Gerektiğinde kontrol mekanizmasıyla onu tam 90 derece açılır halde sabitlemek mümkün. Buradaki en büyük endişemiz kullanım esnasındaki güvenlikti. Kanat açıldığında önünde bir engel olmalıydı; yani hem pontoon düşmemeli hem de içeriden biri yaslandığında herhangi bir risk oluşmamalıydı. Bu nedenle sistemi, standartlarda belirtilen dayanım yüklerinin üzerinde, hatta iki katına kadar çıkan yüklerle test ederek en güvenli hale getirdik. Tabii bunlar yapılırken, tam imalata girildiği sırada spandrel camın değişimi gündeme geldi. Sistem çift camdan üçlü cama dönüştürüldü. Bu değişiklik de mühendislik açısından yeniden değerlendirme gerektiren bir süreç yarattı...”


Butik tarzı iş yapıyoruz
“Metal Yapı’nın en önemli özelliği custom dizayn (terzi usulü) uzmanı olması. Butik tarzı iş yapıyoruz. Bu proje hem bizim için hem de Metal Yapı için oldukça önemliydi. Çok sayıda bileşeni tek bir sistem içinde bir araya getirip bunun her anını kontrol etmek inanılmaz bir sabır, inanılmaz bir odak gerektiriyordu. İmalatları daha iyi kontrol etmeliydik, detaylara çok daha fazla bakmalıydık. Teknik talepleri karşılamak adına nereye kadar gidebileceğimiz üzerine çok kafa yorduğumuz bir proje oldu. Zorluklarıyla mücadele etmek de ayrı bir keyifti...”
Riski yüksek bireysel inisiyatifler de aldık
“Ayrıca zaman zaman riski yüksek bireysel inisiyatif aldığımız durumlar da oldu. Metal Yapı yönetiminin arkamızda olduğunu bilmek ve verilen destek bu noktada bizi oldukça rahatlattı. Tabii dünyanın en önemli şehirlerinden birinin en merkezi noktalarından birinde, ikonik bir binada yer almak da bizler için onur verici bir durumdu. Projenin birçok güzel yanı vardı. Her şeyden önce oldukça keyifli, bazen projenin paydaşları (tasarım ekibimiz, KPF, BDA ve Mace) arasında gerilimler yaşanmış olsa da genel olarak zevkli bir süreçti. Oldukça da öğreticiydi. Herkes en iyi sonucu ortaya çıkarmak için çabalıyordu. İngiliz müteahhit firma Mace ile geçmişte de projelerde yer aldığımızdan dolayı bir tanışıklığımız vardı. Bu projede ise ilişkilerimizin daha da geliştiğini görmek bizim için ayrıca sevindiriciydi...”
Standartlar konusunda taviz yok
“İngiltere’de Türkiye’deki koşullardan farklı unsurlar var. Standartların gerektirdiği tüm kriterlerin eksiksiz sağlanması gerekiyor. Metal Yapı olarak İngiltere pazarında uzun yıllardır 15’ten fazla proje tamamlayarak kazandığımız tecrübeler ile, talep edilen tüm unsurları ve performans kriterlerini eksiksiz tamamladık. Mace de çalışmalarımızdan oldukça memnun kaldı. Gönderdiğimiz sistemlerde sahada bir problemle karşılaşılması hiç hoş bir durum olmazdı. Ayrıca genelde Türkiye’deki projelerin aksine, şantiye bittikten sonra da bina ve Mace ile etkileşimimiz sürüyor. O hazzı, tadı ve öğreticiliği sunmaya devam eden bir proje...”
Modüler inşaat oldukça pratik bir sistem
“İngiltere’de iş yapmanın ve projelerde yer almanın bazı farklı tarafları var. Onay süreçleri bizim ülkeye göre biraz daha yavaş ilerleyebiliyor. Bizden istenen revizyonları kısa sürede göndermemiz onları zaman zaman şaşırtıyordu. Dijitalleşme düzeyleri de oldukça yüksek. BIM’i oldukça etkin kullanıyorlar ve bu durum bizim imalat sürecimiz için de oldukça avantajlı oldu. Modüler sisteme de oldukça alışkınlar. Modüler inşaat gerçekten pratik ve kendine has avantajları olan bir yöntem. Mesela şantiyede beton pompası gibi ekipmanlar görmüyorsunuz; pek çok eleman prefabrik olarak dışarıda üretilip sahaya getiriliyor. Yenilikçi yaklaşımlara çok açıklar ve bu yöntem de sürekli yeni çözümler geliştirilmesini gerektiriyor. Müteahhit firma Mace’in HRS sistemi de aslında modüler bir yaklaşım. Bütün motivasyonlarıyla modüler sistemler geliştiriyor ve uyguluyorlar. Üst üste birkaç yıl inovasyon ödülü aldılar ve iki ayrı yöntemi de bizimle birlikte uyguladılar. Bunlardan biri Rising Factory’di; ki onu da kardeş firmamız Metal Yapı Engineering iş birliğiyle gerçekleştirmişlerdi. Panel cephe anlamında biraz klasik sayılabilir ama binanın kendisinin üretilmesi başlı başına yeni bir yaklaşımdı. Yani modüler inşaat artık sektörün gündeminde olan bir yöntem. Özellikle İngiltere’de insanlar sahada beton dökme işinden kaçmaya çalışıyor. Çünkü şehirler tarihi bir dokuya sahip ve ağır şantiye faaliyetleriyle yolların ve çevrenin zarar görmesini istemiyorlar. O güzelim semtlerde şantiyeler kurulmasını, gürültüyü ve keşmekeşi istemiyorlar. Ayrıca modüler inşaatın sunduğu kaliteli malzeme ve üretim de büyük bir avantaj. Fabrikada üretilen modüllerin standart bir kaliteye sahip olması onlar için önemli. Konvansiyonel inşaatta özellikle betonla ilgili kontrolsüz uygulamaları risk olarak görüyorlar. Modüler sistem de öyle bir yere geldi ki artık mutfaklar, banyolar bir paket halinde geliyor. Kule vinçle yukarı çıkarılıp tam koordinatında yerine konuluyor. Ankraj yerleri ve delikleri bile hazır...”



Planlama zincirleme etkiler yaratabiliyor
“Modüler inşaat aslında Türkiye şartlarına da oldukça uygun bir yöntem. Bu kapsamda olması gereken unsurlardan biri planlama. Türkiye’de planlama kısmının çok düzenli işlemediği düşünülür; Avrupa’da ise her şeyin çok daha planlı olduğu varsayılır. Ama açıkçası oralarda da işler o kadar da planlı değil, en azından o şekilde hızlı ilerleyemeyebiliyor. Yapılacak işler gün ve saatlere kadar indirgeniyor. Ama bu akış doğru koordine edilmezse, ya da birinin kaprisi, birinin yanlış hesabı, bir revizyon devreye girdiğinde sarkmaya başlıyor. O noktada da zincirleme şekilde bütün program kayıyor. Bu sefer ağır cezai yaptırımlar oluyor. Yani orada da süreç içinde pek çok sorun çıkabiliyor...”
Onay alındıktan sonra vida bile değiştirilemiyor
“İngiltere’de inşaat yapmak modüler yöntemler sayesinde bazı konularda kolaylaştı, bazı konularda ise zorlaştı. Mesela artık kent belediyelerinde binanın onayı, kullanılacak vidaların niteliği, silikonun tipi bile belli olduktan sonra alınabiliyor. Gerçekten imal edilecek son çizimlere gelene kadar onay başvurusunda bulunulmasına müsaade etmiyorlar. Onay verdikten sonra da o vidanın bile değiştirilmesine izin vermiyor. Dolayısıyla tasarım süreci 1 yıldan belki 3, 4 yıla çıktı. Belediyelerin şehir planlama departmanları onay vermezse hepsi çöp oluyor. Verirse de dışına çıkılamıyor.”


Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
8 Nisan 2026
Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®...
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...
Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır...
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...
BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR...
İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...
Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor.
Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın...
Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2026 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Bonus Yalıtım, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Egepen Deceuninck, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Pimapen, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Yapı, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Scania, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.
ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz.







