Bugün projeler yalnızca teslim tarihi ve maliyetle değil; karbon ayak izi, kaynak kullanımı, atık yönetimi, sosyal etki ve uzun vadeli işletme performansı gibi kriterlerle de değerlendiriliyor. Proje Yöneticisi’nin sorumluluk alanı genişledi, fakat bu genişleme çoğu zaman yetki, zaman ve karar alanlarıyla desteklenmedi.
Y. Mimar Aylin Kaptan / PY Akademi Kurucusu
Bir şantiyede sıradan bir sabah...
Saat 08.30...
Günlük koordinasyon toplantısı yeni bitmiş. İş programı sıkışık, tedarikçi gecikmiş, saha ekibi çözüm bekliyor.
Bir yandan da telefonlar susmuyor.
Tam bu hengâmenin ortasında mail kutusuna bir mesaj düşüyor: “Projenin döngüsel ekonomi hedefleriyle uyumunu tekrar değerlendirelim.”
Bu cümle, bugün pek çok Proje Yöneticisi için tanıdık. Çünkü döngüsel ekonomi, inşaat sektöründe artık sıkça konuşuluyor; ancak sahada, günlük kararların içine tam olarak nasıl yerleşeceği hâlâ net değil.
Bu yazı, döngüsel ekonomi ile bir Proje Yöneticisi’nin günlük gerçekliği arasındaki o görünmez ama sürekli hissedilen gerilimi ele alıyor. Büyük hedeflerle sahadaki küçük kararlar arasındaki mesafeyi, Proje Yönetimi perspektifinden sorguluyor.
“Bizim İşimiz Projeyi Bitirmek” Cümlesiyle Başlayan Çatışma
İnşaat sektöründe Proje Yöneticiliği uzun yıllar boyunca oldukça net bir başarı tanımıyla ilerledi: projeyi zamanında, bütçesinde ve sözleşmeye uygun şekilde teslim etmek.
Bu yaklaşım hâlâ geçerli.
Ancak artık tek başına yeterli değil.
Bugün projeler yalnızca teslim tarihi ve maliyetle değil; karbon ayak izi, kaynak kullanımı, atık yönetimi, sosyal etki ve uzun vadeli işletme performansı gibi kriterlerle de değerlendiriliyor. Proje Yöneticisi’nin sorumluluk alanı genişledi, fakat bu genişleme çoğu zaman yetki, zaman ve karar alanlarıyla desteklenmedi.
Sonuçta Proje Yöneticisi, bir yandan klasik KPI’larla ölçülürken, diğer yandan sürdürülebilirlik ve döngüsellik gibi yeni beklentileri karşılaması beklenen bir pozisyonda kaldı. Bu durum, döngüsel ekonominin çoğu zaman bir fırsat değil, ek bir baskı unsuru olarak algılanmasına neden oluyor.
Döngüsel Ekonomi, Proje Yöneticisi’nin Neresine Düşüyor?
Döngüsel ekonomi denildiğinde akla ilk gelen genellikle geri dönüşüm oluyor. Oysa inşaat projelerinde döngüsellik, çok daha erken aşamalarda başlıyor.
Bir Proje Yöneticisi açısından döngüsel ekonomi şu sorularla somutlaşıyor:
* Tasarım sökülebilir mi?
* Seçilen malzemeler yeniden kullanılabilir mi?
* Yapı kullanım ömrü sonunda nasıl dönüştürülecek?
* Bugün verilen kararlar, gelecekte hangi atıkları ve maliyetleri yaratacak?
Bu soruların büyük bir kısmı, Proje Yöneticisi’nin tek başına kontrolünde değil. Ancak bu sorular hiç sorulmadığında, döngüsel ekonomi proje yaşam döngüsünün dışına itiliyor ve yalnızca raporlarda kalan bir hedefe dönüşüyor.
Oysa inşaat projelerinde herkes bilir: Sonradan eklenen her hedef, genellikle pahalı ve zor olur.
Şantiyede Döngüsellik: Niyet Var, Alan Dar
Sahaya inildiğinde döngüsel ekonomi genellikle iyi niyetle karşılanıyor. Ancak uygulama aşamasında gerçeklerle yüzleşiliyor.
Şantiye alanı sınırlı, iş programı sıkışık, ekip alışkanlıkları yıllardır aynı. Atık ayrıştırma için alan yok, alternatif malzemeler için tedarik süresi uzun, yeniden kullanım için planlama yapılmamış.
Bu noktada sorun, Proje Yöneticisi’nin isteksizliği değil. Sorun, sistemin döngüsel düşünmeye göre tasarlanmamış olması.
Döngüsel ekonomi, şantiyede bireysel çabayla değil; planlama, sözleşme yapıları, tedarik zinciri ve performans kriterleriyle birlikte ele alındığında mümkün hâle geliyor.

Sürdürülebilir Proje Yönetimi: Yük mü, Kaldıraç mı?
Birçok Proje Yöneticisi için sürdürülebilirlik, yapılması gereken ekstra bir iş gibi algılanıyor. Ek raporlar, ek toplantılar, ek sorumluluklar…
Oysa Sürdürülebilir Proje Yönetimi doğru kurgulandığında, Proje Yöneticisi için güçlü bir yönetim aracına dönüşebiliyor.
* Riskler daha erken fark ediliyor.
* Kaynak bağımlılıkları görünür hâle geliyor.
* Tedarik zinciri kırılganlıkları azalıyor.
* Uzun vadeli maliyetler daha gerçekçi şekilde hesaplanabiliyor.
Bu noktada kritik olan, sürdürülebilirliğin Proje Yöneticisi’nin performans kriterleriyle uyumlu hâle getirilmesi. Aksi hâlde döngüsel ekonomi, “iyi ama gerçekçi değil” etiketiyle kenara itiliyor.
Asıl Dönüşüm: Büyük Stratejilerde Değil, Küçük Kararlarda
Döngüsel ekonomi çoğu zaman büyük stratejiler ve iddialı hedeflerle anlatılıyor. Oysa inşaat projelerinde gerçek etki, küçük ama kritik karar anlarında ortaya çıkıyor.
* Bir malzemenin tek kullanımlık mı seçileceği,
* Bir detayın sökülebilir tasarlanıp tasarlanmadığı,
* Bir atığın neden oluştuğunun sorgulanıp sorgulanmadığı…
Bu kararlar çoğu zaman hızla alınıyor. Ancak her “küçük” karar, proje tamamlandıktan sonra büyük çevresel ve ekonomik etkilere dönüşüyor.
Proje Yöneticisi’nin rolü tam da burada önem kazanıyor. Çünkü bu kararlar, çoğu zaman onun masasında alınıyor.
Proje Yöneticisi Ne Zaman Oyunun Parçası Oluyor?
Birçok projede sürdürülebilirlik hedefleri yukarıdan belirleniyor, sahada uygulanması bekleniyor. Bu durumda Proje Yöneticisi, hedeflerle gerçekler arasında sıkışan bir aracıya dönüşüyor.
Oysa Proje Yöneticisi:
* tasarım sürecine erken dahil edildiğinde,
* sözleşmeler döngüsel hedefleri desteklediğinde,
* başarı kriterleri çok boyutlu tanımlandığında,
döngüsel ekonomi uygulanabilir bir çerçeveye dönüşüyor.
Bu noktada Proje Yöneticisi sadece uygulayan değil, projeyi şekillendiren bir aktör hâline geliyor.

Belki de Asıl Soru Şu
Bir Proje Yöneticisi olarak biz gerçekten neyi yönetiyoruz?
Sadece işleri mi? Yoksa kaynakları, etkileri ve geleceği de mi?
İnşaat sektörü, lineer düşünme biçimiyle yoluna devam edemeyeceğini artık net biçimde görüyor. “Al–yap–kullan–at” modeli hem ekonomik hem çevresel olarak sürdürülemez hâle geldi.
Döngüsel ekonomi bu noktada bir tercih değil, yön değiştirme zorunluluğu olarak karşımıza çıkıyor. Ve bu dönüşüm, büyük stratejilerden çok, sahadaki günlük kararlarla şekilleniyor.
Son Söz Yerine
Bir Proje Yöneticisi’nin döngüsel ekonomiyle imtihanı, teknik bilgi meselesi değil; bir bakış açısı meselesi.
Döngüsel ekonomi; yeni bir raporlama yükü, bir sertifika ya da proje sonuna eklenen bir kontrol listesi değil. Projeye nasıl baktığımızı, kararları hangi sorularla aldığımızı ve başarıyı nasıl tanımladığımızı kökten değiştiren bir yaklaşım.
"Projeyi teslim ettiğimiz gün gerçekten işimiz bitiyor mu? Yoksa o gün, yapının çevreyle ve kullanıcıyla kurduğu ilişkinin başladığı gün mü?"
Belki de Sürdürülebilir Proje Yönetimi tam olarak bu soruyla başlıyor.
Ve belki de döngüsel ekonomi, Proje Yöneticileri için bir yük değil; mesleğin geleceğini yeniden tanımlayan en güçlü araçlardan biri.

Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
1 Mart 2026
Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®...
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...
Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır...
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...
BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR...
İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...
Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor.
Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın...
Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.
ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz.





