İskele Kalıp Sanayicileri Derneği (İKSD) Yönetim Kurulu Başkanı Kubilay Tüfekçi ile inşaat sektörü ve küresel salgının etkileri üzerine konuştuk... Röportajda, geleceğe dair öngörülerini paylaşan Tüfekçi, iskele-kalıp sektörünün dijital dönüşümü yakalaması gerektiğini, üreticilerin dış pazarda önlerinin açılabilmesi için uluslararası standartların ülkemizde de bir an önce yerleşmesinin şart olduğunu ve kamusal denetimin daha işlevsel hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Pandemi koşullarının sektörde ihracata yönelik faaliyetleri ivmelendirdiğini de dile getiren Tüfekçi, “Sektör oyuncularının büyük bir çoğunluğu yönünü ihracata döndürdü. Yakın coğrafyada başlayacak yeni projeler nedeniyle bir umut taşıyoruz” diyor...

BU RÖPORTAJI ŞUBAT 2021 (385.) SAYIMIZIN E-DERGİ VERSİYONUNDAN DA OKUYABİLİRSİNİZ...

Resim Başlığı

ŞANTİYE: İKSD hakkında bilgi alabilir miyiz? Hangi amaçlarla kuruldu; sektörün ne kadarını kapsıyor; temel işlevi nedir? Bu zamana kadar neler yaptınız ve gündeminizde neler var?..

KUBİLAY TÜFEKÇİ: Derneğimiz, özellikle TSE’nin sektörümüzle ilgili Avrupa standartlarını uyarlamaya başlamasıyla doğdu. Eş zamanlı olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının da çalışmaları vardı. Bakanlık, özellikle şantiyelerde sıfır kaza ortamının sağlanması açısından o dönem çok önemli çalışmalar yaptı. TSE ve Bakanlığın konuya dâhil olmasının ardından, bir dernek çatısı altında isteklerimizi ve ihtiyaçlarımızı iletmemizin daha sağlıklı olacağı bizimle paylaşıldı. Bir derneğin kurulması fikri sektörümüzde de zaten vardı. Nihayetinde çalışmalar neticelendi ve derneğimiz 2017 yılında kuruldu.

İskele Kalıp Sanayicileri Derneği, Türkiye’nin önde gelen yerli ve Türkiye’de hizmet veren yabancı menşeli kalıp, iskele ve ilgili ekipman üreticilerini çatısı altında toplayan, sektörün kamu, sanayi, üniversiteler de dahil tüm paydaşları ile birlikte gelişimini, güvenli ve sağlıklı büyümesini amaç edinmiş sektörel bir dernektir.

İKSD, bugün itibariyle kalıp ve iskele sanayicilerini hem sayısal hem de nitelik olarak temsil eden tek çatı kuruluştur. Şu an için İKSD bünyesinde yerli ve yabancı menşeli 22 üye bulunmaktadır. Dernek üyelerinin toplam pazar payının, sektörün yaklaşık yüzde 75’ini oluşturduğunu tahmin ediyoruz. 

Üç, dört yıllık dönemde İKSD’nin faaliyet ve gündem konularını ise şu şekilde özetleyebilirim:
-
Sektörün denetim eksikliği, standardizasyon, haksız rekabet gibi ortak sorunlarına ilişkin kamu otoritesi ile görüşmeler yaptık ve çalışmalar yürüttük. Pandemi sürecinde sektör adına talep ve önerilerimizi paylaştık.
-
İnşaat mühendisleri ve inşaat mühendisleri adaylarının mesleki gelişimi için İnşaat Mühendisleri Odası ve üniversitelerle ortak seminerler düzenledik.
-
İlgili bakanlık ve devlet kurumlarıyla iş sağlığı-güvenliği ve güvenli iskele farkındalık etkinlikleri organize ettik.
-
Okul-Sanayi işbirliği projesi kapsamında Bahçelievler Kaymakamlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte iskele-kalıpla ilgili bölümün müfredatını kuvvetlendirmeye ve güncelleştirmeye yönelik işbirliği çalışmaları yürüttük. Projede nihai olarak meslek lisesi eğitmenlerinin sektörümüzle ilgili güncel gelişmeleri bilmesi ve öğrencilere aktarmasını hedefliyoruz.
-
İskele-kalıp sistemleri için mesleğin ortak paydaşlığının oluşturulması için dernek bünyesinde oluşturulan teknik doküman hazırlama komiteleri rehber niteliğinde ciddi bir teknik doküman hazırladı. Bu çalışmaları Türkiye’de konusunda öncü üniversitelerle birlikte akademik iş birliğiyle taçlandırmayı hedefliyoruz. 
-
2019 yılında Avrupa Birliğinin yaklaşık 25 milyon avroluk hibe projeleri açıklandı; bunun 6 milyon avrosu riskli sektörlere yönelikti. Dernek olarak “Güvenli Hayat, Güvenli İskele” fikrinden yola çıkarak AB projesine başvurduk. Projemiz onaylandı, 2021 yılında projemizi hayata geçireceğiz. Projeyle, inşaat sektöründe güvenli iskele kullanımı özelinde iş sağlığı ve güvenliği koşullarını iyileştirmek ve konuyla ilgili tüm paydaşların bilgi ve farkındalığını artırmayı hedefliyoruz.
-
Sektör ve derneğimizin tanıtımı için fuarlar ve etkinliklere katıldık. Fuar firmalarıyla sektörümüze yönelik ortak çalışmalar kapsamında belli bir aşamaya geldik. Sektör ihtiyaçları doğrultusunda ve ortak karar ile önümüzdeki dönemde bu konuyla ilgili gerekli planlamaları yapacağız.
-
Diğer taraftan üyesi olduğumuz birlik ve çatı kuruluşlarla ortak iş birlikleri ve sektörümüze fayda yaratmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

ŞANTİYE:İskele ve kalıp sektörü ne gibi sorunlar yaşıyor ve bunların çözüm yolları sizce nelerdir?

KUBİLAY TÜFEKÇİ:Sektörün en önemli sorunları “Denetim Eksikliği”, “Standardizasyon” ve bunlardan kaynaklı “Haksız Rekabet”tir. Burada sektörde standartların uygulanması ve sürdürülebilir hale getirilmesi için neler yapılmalı konusu ön plana çıkıyor. Öncelikle bu konuyu inşaat sektörü genelinde incelemekte fayda var... Türk müteahhitlik sektörü, ENR 250’deki şirketler sıralamasında ikinci durumda. Dünyanın en büyük 250 firması arasında en az 40-45 firmamız her zaman yer alıyor. O bakımdan güzel ve gurur verici bir tablonun içindeyiz. Müteahhitlik sektörünü besleyen bir sektör olduğumuz için onlarla paralel hareket ediyor olmamız ve yurtdışında aldıkları projelerde bir şekilde payımızın olması gerekiyor. Ama bu yeterli değil. İskele ve kalıp üreticilerimizin sadece Türk firmalarının yurtdışında yaptıkları projelerine değil, o ülkedeki diğer çok uluslu firmaların projeleri için de teklif verebilir ve iş yapabilir hale gelmesi çok önemli. O anlamda standartların yerleşmesinin, Türk iskele ve kalıp üreticilerinin dış pazarlarda önünü açacağını düşünüyorum. Tabii, standardizasyonun gelişmesinin ve yerleşmesinin yanı sıra denetimin de sağlanması şartıyla. Standartlar geliyor, yerleşiyor, devletimiz bunu sağlıyor. Bizler de standartlara uygun üretim yapmaya çalışıyoruz, ancak sektörde denetim yeterliliği olmadığı için kimi firmalar bu standartların etrafından dolaşıp, hak etmedikleri bir pazara ve kazanıma sahip oluyorlar. Standartları oluşturmak yetmiyor. Devlet tarafından mutlaka denetim yapılması gerekiyor.

ŞANTİYE:İhracat anlamında üyeleriniz neler yapıyor? Hangi ülkelerde faalsiniz? Yurtdışında Türk firmalarının avantajları ne oluyor?

KUBİLAY TÜFEKÇİ:Üyelerimizin ihracat yaptığı ülke sayısı yüzün üzerinde. Ağırlıklı pazarlarımız Rusça konuşulan ülkeler; ki bunların arasında eski Türki Cumhuriyetler dediğimiz cumhuriyetler ağırlık kazanıyor. Yanı sıra Ortadoğu ve Körfez Bölgesi herkes için çok önemli bir pazar. Suudi Arabistan, Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt de önemli pazarlar. Kuzey Afrika’yı da unutmamak lazım. Cezayir’den Fas’a kadar kuvvetli olduğumuz, önemli projeler yaptığımız bir bölge var. Yavaş yavaş Afrika’nın geneline yayılmalar söz konusu. Kuzey Amerika’ya da ulaşmaya çalışan üye firmalarımızın olduğunu biliyoruz. Avrupa ise tüm firmalarımızın bulunmak istedikleri en önemli pazarlardan.

Türkiye’de iskele ve kalıp sektörü oldukça gelişkin. Dünyada ekol olmuş, öncülük etmiş firmaların ya da ülkelerin üretim kalitelerine ve potansiyellerine oldukça yaklaşmış durumdayız. O çıtayı da aşmış pek çok firmamız var Türkiye’de. Bu sebeple Türk üreticiler olarak dünyada rekabet edecek güce ve potansiyele eriştiğimizi düşünüyorum.

ŞANTİYE: İskele ve kalıp sektöründe teknoloji ne yönde ilerliyor? Geleceğin sistemleri sizce nasıl olacak?

KUBİLAY TÜFEKÇİ:Türkiye’de iskele ve kalıp sektörü 20-30 yıl öncesine göre çok farklı konumda. Gerçekten dünya kalitesine, dünyadaki sistemlerin seviyesine çok yaklaşmış durumdayız. Fakat sanayinin, Endüstri 4.0’ın konuşulduğu bir çağda, maalesef inşaat sektörü verimlilik ve diğer uygulama hızları anlamında hâlâ geride kalmış bir sektör. Tabii, yapısı itibariyle bu böyle. İnşaat pek çok disiplini barındıran, emek yoğun bir sektör. Bir fabrikadaki üretimi robotlaştırmak son derece kolay, fakat çok geniş bir sahada ve sadece bir kere yapılacak bir binayı o şekilde otomatikleştiremezsiniz. Öte yandan iskele ve kalıp sektöründe dijitalleşmeye doğru ciddi adımlar atıldığını gözlemliyoruz. Geç kalmamak için bugünden gerekli önlemleri alıp, dijitalleşme dönüşümü sektör olarak yakalamamız lazım.

ŞANTİYE: Küresel salgın sektörü nasıl etkiledi? Sektör ne tür refleksler gösterdi?

KUBİLAY TÜFEKÇİ:Salgının sektörümüze olumsuz etkilerini başlıklar halinde sıralayacak olursak, “iç satışların azalması”, “ihracatın azalması”, “kullandığımız girdilerin bulunamaması”, “müşteri ödemelerinde gecikme ve nakit akışının bozulması”, “lojistikte sıkıntılar yaşanması”, “insan kaynakları” ve firmalara özgün diğer konular olarak gruplandırabiliriz. Bütün bu etkilerin sonucunda sektör üyelerimizin faaliyetlerini sürdürememe riski, sektörümüzde istihdamın azalması ve işsizliğin artması riskleri doğdu.

2020 yılını sektör açısından değerlendirecek olursak, yılın ilk ayları Ocak ve Şubat sektör açısından fena geçmedi. Fakat 2020 Mart ayından itibaren pandemi süreci diğer tüm sektörlerde olduğu gibi sektörümüzün ticari faaliyetlerini de olumsuz etkiledi. Sektörümüzde bazı firmalar fabrikalarını bir süre kapattılar, bazıları vardiya sayılarını azalttı; müşteri siparişleri ertelendi veya iptal oldu. Dolayısıyla kapasite kullanım oranları ve gelirler düştü. Haziran ayından itibaren bir toparlanma var; fakat özellikle makro düzeyde belirsizlikler devam ediyor, bu belirsizlikler hem iç hem dış pazarı etkilemeyi sürdürüyor.

Sektör için yurtiçi pazarı pandemi öncesinde de özellikle son birkaç yıldan beri çok iyi gitmediği için sektör oyuncularının büyük bir çoğunluğu stratejilerini ve yönlerini ihracata döndürmüş durumdaydı. Pandemi koşulları ihracata yönelik faaliyetleri daha da ivmelendirdi.

ŞANTİYE: İnşaat sektörünün bugünkü durumuyla ilgili yorumlarınız nedir ve 2021 için öngörülerinizi özetleyebilir misiniz? Önümüzdeki yıllarda sizce nasıl bir inşaat sektörüyle karşılaşacağız?

KUBİLAY TÜFEKÇİ:2019-2020 yılları Türkiye’de mega projelerin bittiği ya da tamamlanmaya başladığı bir dönemdi. Havalimanımız ve büyük köprülerimiz tamamlanma evresine girdi. Devam eden büyük proje olarak 1915 Çanakkale Köprüsü var, bu şartlar iskele ve kalıp ya da inşaat sektöründe çalışan firmalar için ciro düşüşü demeK. Onun haricinde genel ekonomik şartların zorlaşmasıyla esas sıkıntı konut sektöründe yaşandı.

2021 yılı için çok karamsar bir tablo çizmek istemiyoruz ama gelecek projeler veya yapılacak işler anlamında özellikle yurtiçi pazarı birkaç yıldan beri çok iyi gitmiyor. Sektör oyuncularının büyük bir çoğunluğu strateji ve yönlerini ihracata döndürmüş durumdalar. Konjonktürel olarak dünyada olumlu/olumsuz bir takım değişiklikler, gelişmeler var.  Pandemi haricinde, Amerikan seçimlerinin sonuçlarının ve yeni Başkanlık döneminin Türkiye’ye yansımaları, ticaret savaşları, haliyle tüm sektörleri etkilemeye devam edecek. İş yaptığımız coğrafyalara baktığımızda 2020’de yapılmış ihaleler ve başlamak üzere olan projeler mevcut. Türkiye’den rahatlıkla uzanabildiğimiz mesafelerdeki ülkelerde, projeler itibariyle bir umut hala var.

2021 yılında dünyadaki diğer makro gelişmeler haricinde tüm sektörlerin performansını aşı uygulaması, para politikası ve reformların belirleyeceği analizlerine katılıyoruz.

BU RÖPORTAJI ŞUBAT 2021 (385.) SAYIMIZIN E-DERGİ VERSİYONUNDAN DA OKUYABİLİRSİNİZ...

6 Şubat 2021 / Cumartesi


Şantiye®
İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesiTurkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 60 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya dijital ortamlarda da devam ediyor...  1988'den bu yana olduğu gibi...
Şantiye®
ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler" Fotoğraf Yarışması gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor. 

Abone Olmak için
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 180 TL (Yılda 6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp, dekontu ve açık adresinizi santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz.