• Künye & Abonelik
  • Hakkımızda
  • Bize Ulaşın
Şantiye Dergisi
PERI
Reklam
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor
Reklam

İnşaat Sektörü 2025’i Nasıl Geçirdi; 2026'dan Ne Bekleniyor; ve Önümüzdeki Dönemde Neler Yapılmalı? Türkiye İMSAD Başkan Vekili Ferdi Erdoğan Özetledi

İnşaat Sektörü 2025’i Nasıl Geçirdi; 2026'dan Ne Bekleniyor; ve Önümüzdeki Dönemde Neler Yapılmalı? Türkiye İMSAD Başkan Vekili Ferdi Erdoğan Özetledi

Youtube kanalımızda gerçekleştirdiğimiz, ardından web sitemizin ŞantiyeTV sayfalarında ve Şantiye®nin basılı versiyonunda yayınladığımız “10 Soruda” isimli canlı yayın serimizin 1 Aralık 2025 Pazartesi günkü konusu “İnşaat Sektörü 2025’i Nasıl Geçirdi; 2026 ve Sonrasından Ne Bekleniyor?”, konuğu ise Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ferdi Erdoğan oldu. Erdoğan programda inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin 2025’i nasıl geçirdiğini; sektördeki mevcut durum, sorunlar ve fırsatları; son yıllarda iz bırakan, kayda değer gelişme, teknoloji ve yaklaşımları; 2026’dan beklentilerini ve yeni yıla ilişkin öngörülerini; 2026’da yol alınması gereken konuları; sektörün 2030 ve 2050 vizyonu kapsamında nelerin önceliklendirilmesi gerektiğini; 2025’te hayata geçirilen yasal düzenlemeler hakkındaki değerlendirme, görüş ve önerilerini Şantiye®okurlarıyla paylaştı.

* "İnşaat malzemelerinin evrimi artık kaçınılmaz... Binaların hafiflemesi gerekiyor ve kullanılan malzemelerin tümünün gözden geçirilmesi şart..." 
* "Konvansiyonel yöntemlerle yapılan inşaatların inşası bir sorun oluştururken, yıkımı da ayrı bir sorun teşkil ediyor..." 
* "Tüm yapı yasalarının tek bir çerçevede toplanması şart ve nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi, elde tutulması kritik bir unsur..."
* "Sadece 'yık ve yap' yaklaşımı değil, güçlendirme faaliyetleri de kritik öneme sahip..."
* "Yapılması gerekenler; yüksek teknolojiye geçiş, dijital ve yeşil dönüşüm, malzeme evrimi, modüler yapılar, deprem riskine uyum ve yenileme odaklı kapsamlı stratejiler..."
* "Yeni koşullara uyum sağlayabilen firmalar varlıklarını sürdürebilecek; ve teknolojik dönüşümü ne ölçüde gerçekleştirebildikleri, rekabet avantajlarını belirleyecek kritik bir faktör olacak..."
* "2027’nin de bir seçim yılı olması göz önüne alındığında, 2026’nın nispeten iyi bir performans göstereceği tahmin edilebilir..."
* "Son yüzyılda sektörün gelişiminde, iki ana neden öne çıktı: Birincisi yeraltı kaynakları ve madenlerin sunduğu fırsatlar; ikincisi ise depremler..."
* "En büyük fırsat, Avrupa Birliği’nin Pasif Ev ve Yeşil Mutabakat çalışmaları ile karbon nötr hedeflerinden kaynaklanıyor. AB’nin 130 milyondan fazla binayı yenileme zorunluluğu, devasa bir pazar yaratıyor. Bu durum Türkiye için büyük bir avantaj; çünkü ülkemiz, Batı’nın standartlarıyla üretip Doğu’nun fiyatlarıyla rekabet etmeye çalışan bir üretim üssü konumunda. 
* "Türkiye ekonomisin
in lokomotifi olma özelliği nedeniyle inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin kötüye gittiğini söylemek mümkün değil. Bu trend devam edecek..."
* "Metal sektörünün önümüzdeki dönemde oldukça hareketleneceğini tahmin ediyorum. Ahşap sektörü de aynı şekilde önem kazanacak..."
* "Maalesef inovasyonda çoğu zaman beklenti “ürünü her derde deva yapma” şeklinde oluyor.
* "Türkiye’nin ihtiyacı teknolojik dönüşümden ziyade dönüşüm teknolojisine ve bunun doğru planlanmasına odaklanmak..." 
* "Türkiye’de de dönüşüm sürecini yaşayan firmalar var. Hızlı bir şekilde otomasyona geçiyorlar, ancak iş kültürü ve kafa yapıları henüz aynı seviyede değil..."

Resim Başlığı

BU ÖZEL İÇERİĞE, ŞANTİYE®NİN OCAK & ŞUBAT 2026 (415.) SAYISININ E-DERGİ VERSİYONUNDAN DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ. LÜTFEN TIKLAYIN...

BU ÖZEL RÖPORTAJI ŞANTİYE TV SAYFALARINDAN DA VİDEO FORMATINDA İZLEYEBİLİRSİNİZ

1) İnşaat sektörü açısından 2025 nasıl geçti? Mevcut durum, sorunlar ve fırsatlar sizce neler?
2025 yılında inşaat sektörü, diğer sektörlere kıyasla oldukça güçlü bir performans sergiledi. Sektörün büyümesi, ülke ekonomisinin genel büyüme oranının üzerinde gerçekleşti.
Türkiye ekonomisi yılın ilk dokuz ayında yüzde 3,7 büyürken, son çeyrekte yüzde 1,1 büyüme kaydedildi. Buna karşın inşaat sektörü aynı dönemde yüzde 13,9 oranında büyüyerek dikkat çekti. Sanayi sektörü yüzde 6,5, gayrimenkul sektörü yüzde 4,2 büyürken, tarım sektörü küçülmeye devam etti.

Pandemi döneminde inşaat sektörü bazı zorluklar yaşasa da yenileme pazarı oldukça hareketliydi. İnsanların evlerde daha fazla vakit geçirmesi, konutlardaki ihtiyaçları görünür kıldı. Örneğin yalıtım sektöründe daha önce sadece sızdırmazlık ön plandayken, pandemi ile havalandırma ihtiyacı öne çıktı. O dönemde gündeme gelen “MMT” kavramını (Maske, Mesafe, Temizlik) inşaat sektörüne uyarlayarak “Mobil, Modüler, Temassız” yaklaşımını benimsedik. Bu doğrultuda konut ve yapı malzemesi sektörü, hızla bu yönde evrilmeye başladı.

Bina inşaat üretim endeksine baktığımızda, 2021’i 100 baz puan olarak alırsak, 2025’in ilk altı ayında toplam inşaat endeksi 150 puan seviyesine yükseldi. Ancak bina dışı inşaatlarda düşüş gözlemleniyor. Bu tablo, inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin büyümesini sürdüğünü ortaya koyuyor. Yapı malzemeleri sektörü, 2024’ü 154 milyar dolarlık ciro ile kapattı ve bunun 29 milyar doları ihracattan geldi. 2025 yılında sektörün 165 milyar dolar civarında bir hacme ulaşması, ihracatın ise 30 milyar doları aşması bekleniyor. İç pazarı canlandıran en önemli faktörler ise deprem bölgesindeki inşaat faaliyetleri ve kentsel dönüşüm projeleri oldu. Bu iki unsur, sektörün istikrarını sağlayan temel dinamikler olarak öne çıkıyor.

2017, inşaat sektörü açısından son en iyi yıl olarak kaydedildi. Ancak o yıldan sonra hem inşaat hem de yapı malzemeleri sektörlerinde daralma yaşandı. Bu süreçte inşaat maliyetleri yaklaşık 18, fiyatları yaklaşık 23 kat artarken, malzemeleri oluşturan doğalgaz, hammadde, işçilik gibi girdiler ise yaklaşık 15 kat yükseldi. Dolayısıyla sektörde ihracat performansı, inşaat malzemesi sanayisinin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip.

İnşaat malzemeleri denildiğinde genellikle çimento ve inşaat demiri akla gelse de sektör aslında 36 farklı alt sektörden oluşuyor. Buna rağmen ihracatımızın ortalama kilogram fiyatı yalnızca 50 cent civarında ve bu, sektörün katma değer yaratma kapasitesi açısından düşük bir seviye. Ancak olumlu olan, inşaat malzemeleri sektörünün Türkiye’nin genel cari açığı yaratmaması. Ülke genelinde 250 milyar dolarlık ihracata karşılık 300 milyar dolarlık ithalat yapıldığında cari açık oluşurken, inşaat malzemeleri sektörü yaklaşık 10 milyar dolarlık ithalatına karşılık 30 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek, ithalatının üç katı performans sergiliyor.

Sektörün en büyük ihracat pazarları Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ülkeleri. Bu durum, inşaat malzemeleri sanayisinin küresel rekabette güçlü bir konumda olduğunu ortaya koyuyor ve sektörün önümüzdeki yıllarda büyümesini sürdürme potansiyeline işaret ediyor.

Resim Başlığı

2) Yapı malzemeleri sektörü açısından 2025 nasıl geçti? Mevcut durum, sorunlar ve fırsatlar sizce neler?
Maalesef döviz kuru, faiz ve enflasyon, sektörün fiyat oluşumundaki en büyük sorunları oluşturuyor. Yüksek maliyetler, üreticilerin bu rakamları piyasaya yansıtmasını zorlaştırıyor. Özellikle yıllarca içinde bulunduğum bir alan olan seramik sektörü, bu zorlukları yaşayan sektörlerden biri. Bu nedenle seramik ve seramik sağlık gereçleri üretimi daralma yaşayan segmentlerden biri olurken, hazır beton Türkiye’de büyüyen sektörler arasında yer alıyor; çünkü deprem bölgelerinde ciddi bir talep söz konusu. Çimento üretimi de iyi bir seyir izliyor. Plastik ürünlerde ise yüksek talep görülüyor; yılın ilk altı ayında üretim %16,5 artmış durumda.

Bu tablo, sektörde tüm ürün gruplarının eşit şekilde büyümediğini, ancak bazı segmentlerin hızla geliştiğini gösteriyor. Örneğin güneş ve rüzgar enerjisi ekipman üreticileri güçlü bir performans sergiliyor. Pompa üreticilerinin işleri de oldukça iyi ilerliyor. Buna karşılık beton ve tuğla gibi sektörler, yılı kayıpsız kapatma hedefiyle çalışıyor. Genel çerçevede ise, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olma özelliği nedeniyle inşaat ve yapı malzemeleri sektörlerinin kötüye gittiğini söylemek mümkün değil. Bu trendin 2026’da da devam edeceğini öngörebiliriz.

Öte yandan en büyük fırsat, Avrupa Birliği’nin Pasif Ev ve Yeşil Mutabakat çalışmaları ile karbon nötr hedeflerinden kaynaklanıyor. AB’nin 130 milyondan fazla binayı yenileme zorunluluğu, devasa bir pazar yaratıyor. Bu durum Türkiye için büyük bir avantaj; çünkü ülkemiz, Batı’nın standartlarıyla üretip Doğu’nun fiyatlarıyla rekabet etmeye çalışan bir üretim üssü konumunda. Standartlar açısından sıkıntı olmasa da AB’nin Yeşil Mutabakat ve karbon vergisi yükümlülüklerine uyum sağlama zorunluluğu bulunuyor.

İç pazarda ise kentsel dönüşüm önemli bir büyüme alanı oluşturuyor. Planlanan aksiyonlar hayata geçirilirse, ciddi bir fırsat ortaya çıkacak; zira Türkiye’nin önemli bir konut açığı bulunuyor. Bu açığın giderilmesi hem mevcut konutların yenilenmesi hem de yeni konutların inşa edilmesini gerektiriyor.

Türkiye’nin yalnızca Avrupa’yı beslemekle sınırlı kalmayacağını düşünüyorum. Coğrafi konumumuz, kuzeyde Ukrayna, güneyde Suriye ve Irak gibi ülkelerin yeniden yapılanma süreçlerinde büyük bir pazar potansiyeli sunuyor. Savaşların sona ermesiyle, bu ülkelerde ciddi bir yapı malzemesi talebi oluşacak. Özellikle Irak ve Suriye, geniş bir pazar olarak öne çıkıyor.

Türkiye’nin inşaat malzemeleri açısından hammadde zenginliği de büyük bir avantaj. Son yüzyılda sektörün gelişiminde, iki ana neden öne çıktı: Birincisi yeraltı kaynakları ve madenlerin sunduğu fırsatlar; ikincisi ise depremler. Her deprem sonrası inşaat sektörü, denetim ve yönetim süreçlerini yenileyerek sürekli bir düzeltici mekanizma oluşturdu. Bu sayede yetişmiş insan gücü de sektörde mevcut. Tek zorluk, bu nitelikli iş gücünün yurt dışına gitmesini engellemek. Bunu başarmak için sektörde performansı artıracak çözümler geliştirmek gerekiyor.

Buna ek olarak, yapı malzemeleri sektöründe kapasite fazlalığı bulunuyor ve bu durum yönetilmek zorunda. Sektörün sürdürülebilirliği için, Yeşil Mutabakat ve temiz enerji gibi kavramların sadece konuşulmakla kalmayıp eyleme dönüştürülmesi büyük önem taşıyor. Günümüzde bu konuda ilerleme yavaş olmakla birlikte, uzun vadede sektörün stratejik büyümesine katkı sağlayacak.

Resim Başlığı

3) 2026’dan beklentileriniz neler, öngörülerinizi özetleyebilir misiniz? 2026’nın nasıl geçmesini arzu ediyorsunuz, hangi sorunlarda yol almış ve sonuçlandırmış olmayı?..
Yapı malzemeleri sektörü açısından 2026’nın olumlu bir yıl olacağını öngörüyorum. Sanayi ve ekonomi, seçim yıllarından önce genellikle daha güçlü bir görünüm sergiliyor. 2027’nin de bir seçim yılı olması göz önüne alındığında, 2026’nın nispeten iyi bir performans göstereceği tahmin edilebilir. Sonrasında ise ekonomik aktivitede bir yavaşlama yaşanması muhtemel görünüyor.

Avrupa Birliği, yapı malzemeleri sektörü açısından hâlen en büyük pazar konumunu koruyor ve karbon salımlarının azaltılması konusunda kararlılığını sürdürüyor. Türkiye ise elektrik üretiminin büyük kısmının fosil kaynaklara dayalı olması nedeniyle, en fazla fosil yakıt tüketen ülkeler arasında yer alıyor. Bu durum, çimento, seramik, metal, cam ve kimya gibi karbon yoğun sektörlerde ihracat açısından ileriki yıllarda karbon düzenlemeleri nedeniyle zorluklar yaratabilir.

Bu bağlamda, yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren firmaların, neyi değiştireceklerine ve hangi uygulamalardan vazgeçeceklerine hızlı biçimde karar vermeleri büyük önem taşıyor. Yeni koşullara uyum sağlayabilen firmalar pazarda varlıklarını sürdürebilecek ve teknolojik dönüşümü ne ölçüde gerçekleştirebildikleri, rekabet avantajlarını belirleyecek kritik bir faktör olacak.

İkinci kritik alan ise yalıtım sektörü. Bu sektör artık her yıl belirlenen hedeflere ulaşmayı amaçlıyor ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için ek kanun çıkartılmasına gerek kalmıyor; mevcut düzenlemeler yeterli. Önemli olan, belirlenen hedefler doğrultusunda eyleme geçmek ve uygulamada sonuç almak. Bu açıdan 2026, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm perspektifiyle sektörün performansının değerlendirileceği bir yıl olacak.

Resim Başlığı

4) Hem inşaat hem de yapı malzemeleri sektörünün 2030 ve/veya 2050 vizyonu ne, ne olmalı? O yıllara kadar nelerin halledilmiş olması gerekiyor?
Sektörün 2030 hedefleri, günümüz koşullarında ulaşılması zor bir hale geldi. Ülkenin ekonomik hedefleri de beklendiği gibi gerçekleşmedi ve sera gazı salımlarında kayda değer bir iyileşmeden söz etmek zor. Bu bağlamda, 2030 hedeflerinin en azından stratejik plan çerçevesinde yürütüleceğini öngörüyorum.

Sanayide yüksek teknolojinin 2030’a kadar hayata geçirilmesi şart. Dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, küresel entegrasyon ve yapısal dönüşüm artık kaçınılmaz. Sanayinin tamamında ve özellikle yapı endüstrisinde ileri teknolojilere geçiş hem çevresel hem de ekonomik anlamda sürdürülebilirliği sağlamak için elzem.

İnşaat malzemelerinin evrimi de artık kaçınılmaz. Binaların hafiflemesi gerekiyor ve bu da kullanılan malzemelerin tümünün gözden geçirilmesini gerektiriyor. Örneğin, seramikler 9 mm kalınlıktan 3 mm’ye kadar incelirken, mermer ve doğal taşlar 2 cm blok yerine 3 mm kalınlığa kadar iniyor. Ayrıca modüler yapı tekniklerinin yaygınlaşması da kritik bir ihtiyaç.

Konvansiyonel yöntemlerle yapılan inşaatların inşası bir sorun oluştururken, yıkımı da ayrı bir sorun teşkil ediyor. Zemin kaplamalarında ise temizlemesi ve uygulanması kolay, hafif ve yanmaz vinil kaplamalara talep giderek artıyor. Avrupa Birliği’nin 2050 hedefi bu açıdan çok kritik. AB’nin 130 milyondan fazla binayı yenilemesi, yıllık ortalama 56 milyar dolarlık malzeme ithalatı anlamına geliyor ve bu durum Türkiye için büyük bir fırsat sunuyor.

Türkiye, stratejik bir coğrafyada yer alıyor. Lojistik, hammadde ve üretim üssü olarak çevremizde yaklaşık 1,5 milyar nüfus bulunuyor ve bu nüfusun da malzeme ihtiyaçları söz konusu. Yenileme pazarı geçici olarak yavaşlamış olsa da yeniden güçleneceğine inanıyorum. Kentsel dönüşüm kapsamında topyekûn bir çabanın gerekli olduğunu vurgulamak gerekiyor.

Deprem bölgesinde bina yapımı da devam ediyor; Türkiye’nin yaklaşık yüzde 95’i deprem riski altında. Bu nedenle sadece “yık ve yap” yaklaşımı değil, güçlendirme faaliyetleri de kritik öneme sahip. Ancak güçlendirmelerin gerçekten gerekli olup olmadığı doğru bir şekilde sorgulanmalı. Yaklaşık 2 milyon riskli bina ve milyonlarca insan bu durumdan etkileniyor.

Kısaca, 2030’a kadar sanayi, yapı malzemesi ve inşaat sektörü açısından yapılması gerekenler; yüksek teknolojiye geçiş, dijital ve yeşil dönüşüm, malzeme evrimi, modüler yapılar, deprem riskine uyum ve yenileme odaklı kapsamlı stratejiler olarak özetlenebilir.

Resim Başlığı

5) Son yaşanan depremler ve yangınlar yapı malzemeleri sektörüne sizce ne öğretti?
İnşaat malzemesi sanayisi aslında 36 alt sektörden oluşuyor. Bu sektörlerin ürünleri, inşaat sürecinde bir araya getiriliyor, seçiliyor ve uygulanarak uç uca ekleniyor; böylece binalar oluşturuluyor. Örneğin bir duvarın yapımında hazır beton, demir-çelik, boya, sıva, yalıtım malzemesi, kapı ve pencere ile tuğla ve kiremit gibi malzemeler bir araya geliyor. Tüm bu malzemeler birleştiğinde bir duvar ortaya çıkıyor; ancak bu duvar modüler olarak inşa edilirse çok daha verimli ve güvenli bir yapı elde edilebiliyor. Dolayısıyla modüler yapıya geçişin kritik olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir yangın veya deprem anında, yapan ve denetleyen kişiler ortadan kaybolsa dahi geriye sorumlu olarak yalnızca inşaat malzemesi kalıyor ve ne yazık ki malzeme de tek başına kendini ifade edemiyor.

Pasif yangın tedbirlerinin eksiksiz alınması büyük önem taşıyor. Bunun sağlanabilmesi için doğru proje, doğru onay, doğru uygulama ve doğru denetim süreçlerinin hayata geçirilmesi gerekiyor. Tüm yapı yasalarının tek bir çerçevede toplanması şart; belediyelerde, ilçelerde veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda ayrı uygulamalar yerine standart bir sistemin olması gerekiyor. Her binaya bir yapı belgesi verilmesi, o binanın garantisi niteliğinde olmalı. Eğer yapı belgesine 30 yıl sigorta yapılabiliyorsa, denetim mekanizması da sigorta şirketleri üzerinden doğru şekilde işliyor. DASK benzeri sistemlerin yalnızca formalite olarak değil, etkin bir güvence sağlaması gerekiyor.

Bununla birlikte nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi ve elde tutulması kritik bir unsur. Büyük ölçekli endüstriyel üretim yapılsa bile, yapı malzemesinin kalitesi çoğu zaman bu uçta üreten ve diğer uçta uygulayan iki ustanın yeteneğine bağlı kalabiliyor. Bu nedenle uçtan uca denetim şart. Tedarikçinin tedarikçisi ile müşterinin müşterisine kadar tüm süreçler sıkça denetlenmeli ve belgelenmeli. Kısaca, yapı malzemesi sektörünün güvenliği, verimliliği ve sürdürülebilirliği için modüler yapıya geçiş, kapsamlı denetim mekanizmaları ve nitelikli insan gücü kritik öneme sahip.

Resim Başlığı

6) Son dönemdeki yasal düzenlemeler (TS 825, enerji verimliliği, sürdürülebilirlikle ilgili düzenlemeler vs.) dijitalleşme, AB Yeşil Mutabakatı vs. hakkındaki yorumlarınız nelerdir?
TS825’in 2008 versiyonunun etkilerini İZODER Başkanlığı dönemimde yakından yaşamıştım. Şimdi ise 2025 versiyonu yürürlüğe girdi. 2011’de toplam bina sayısı 7,6 milyon adetken, yalıtımlı bina sayısı bunun sadece yüzde 17’siydi; yani binaların yaklaşık yüzde 80’i yalıtımsızdı. 2025 itibarıyla yalıtımlı bina sayısı 5 milyona ulaştı; ancak toplam bina sayısı 16 milyona çıktı. Dolayısıyla hâlâ yapı stokumuzun yalnızca yüzde 30’u yalıtımlı, yüzde 70’i yalıtımsız.

2011’den 2025’e kadar TS825 iki defa revize edildi; fakat uygulama tarafı maalesef beklenen düzeyde ilerlemedi. Oysa binalarda toplam enerjinin yüzde 32’si tüketiliyor ve bunun yüzde 80’i ısıtma ve soğutma amaçlı kullanılıyor. İnsanları bilgilendirmek ve farkındalık yaratmak önemli, ancak kamu kurumlarının konuyu sahiplenmesi ve denetimi sıkılaştırması da kritik bir faktör.

Türkiye’nin sera gazı salımları, enerji verimliliği ve özellikle sanayinin enerji verimliliğine odaklanması henüz yeterli düzeyde değil. Eğer bunlar önce iç piyasada başarıyla uygulanırsa, Türkiye Avrupa Birliği pazarının tek başına inşaat sanayisi ihracatçısı olma şansını elde edebilir; aksi takdirde bu pazarı başkalarına kaptırma riski bulunuyor.

Son olarak şunu belirtmek istiyorum: Bu bilinç çocukluktan kazandırılmalı. Örneğin torunum Londra’da, çok küçük yaşına rağmen, yuvada atıkların ayrıştırılması gerektiğini ve ev ısısının 19 derecenin üzerine çıkarılmaması gerektiğini öğreniyor. Eğitim çocuk yaşlarda verilmezse etkisi sınırlı kalır; bu nedenle farkındalık ve eğitim, gelecekte sürdürülebilir bir yapı ve enerji kültürü için vazgeçilmez.

7) Sektör sizce dijitalleşmeye uyum sağlıyor mu? Yapı malzemeleri sektörünün ya da inşaat sektörünün uyumunu nasıl görüyorsunuz?
Biraz önce de söylediğim gibi, Türkiye’nin ihtiyacı teknolojik dönüşümden ziyade dönüşüm teknolojisine ve bunun doğru planlanmasına odaklanmak. Ülkenin gerçekleri ortada: KOBİ’lerin yarısı sürdürülebilirlik, Yeşil Mutabakat veya dijital dönüşüm kavramlarını dahi bilmiyor. Dijital dönüşümden, ellerindeki bilgisayarın veya telefonun değişmesini anlıyorlar. Dolayısıyla önce ülke olarak kendimize uygun dönüşümü belirlememiz gerekiyor.

Çin örneği dikkat çekici; yapay zekada dünyanın lideri olduğunu iddia ediyor, teknolojide üstünlüğünü lanse ediyor, ancak gökdelenlerin arasında bambu iskeleyle yaptığı inşaatlar bir anda yanabiliyor ve yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açabiliyor. Geçtiğimiz haftalarda buna şahit olduk. Bu örnek, eylem ile niyetin uyumlu olması gerektiğini gösteriyor.

Türkiye’de de dönüşüm sürecini yaşayan firmalar var. Hızlı bir şekilde otomasyona geçiyorlar, ancak iş kültürü ve kafa yapıları henüz aynı seviyede değil. Avrupa endüstrisi 4.0’dan 5.0’a geçerken, biz hâlâ 2.0 seviyesindeyiz. Bu nedenle dönüşümün adım adım yapılması gerekiyor. İnşaat sektöründe bazı alt dallar dönüşüme daha hızlı adapte olabiliyor, bazıları için ise bu süreç daha yavaş ilerliyor. Ancak bir dönem sonunda bu dönüşüm kaçınılmaz olarak gerçekleşecek.

Yapay zekanın sunduğu olanakların romantizmine kapılmadan, bu teknolojilerin nerede ve nasıl kullanılacağına doğru karar vererek ilerlemek büyük önem taşıyor. Bu şekilde, sürdürülebilir ve güvenli bir dijital dönüşüm süreci sağlanabilir.

Resim Başlığı

8) Önümüzdeki yıllarda alt sektörlerden hangilerinin daha fazla dinamizm kazanacağını tahmin ediyorsunuz?
Metal sektörünün önümüzdeki dönemde oldukça hareketleneceğini tahmin ediyorum.
Taşa ve toprağa dayalı sektörlerin dünyada payları giderek azalıyor; çünkü taşımaları zor, fiyatları ucuz, yükleri ağır ve üretimleri güç. Buna karşılık, asansör ve yürüyen merdiven gibi sektörlerin de önümüzdeki dönemde dinamizm kazanacağını öngörüyorum. Konfor anlamında önem kazanan iklimlendirme unsurları, yani klima, ısıtma ve soğutma sistemleri de avantajlı sektörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Çelik sektörü de özellikle dikkat çekici. Binalar yükseldikçe, çelik konstrüksiyona olan yönelim artacak ve bu durum metal sektörünün en parlak sektörlerden biri olarak görülmesini sağlıyor. Ahşap sektörü de aynı şekilde önem kazanacak; Hollanda ve Kanada’da inşa edilen ahşap gökdelenler bunun örnekleri. Çok ileri teknolojiler sayesinde ahşabın yapısal dezavantajları bertaraf edilebiliyor.

Bu çerçevede, yalıtım sektörüne de bir parantez açmak gerekiyor. Yalıtımın geleceği oldukça parlak görünüyor. İç hava kalitesinin önemi giderek daha fazla fark ediliyor ve bu doğrultuda yalıtım, özellikle ses ve yangın yalıtımı açısından kritik bir rol üstleniyor. Yangına dayanım konusu, sektördeki öncelikli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

9) Son yorumlarınız...
İnşaatlar yapılırken mal sahiplerinin yapılara sahip çıkması büyük önem taşıyor. Binaların kontrolünü sadece yapanlara bırakmak doğru değil; bina sahiplerinin de sürece dahil olması gerekiyor. Gelip binaları gezmeli, gözlemlemeli ve denetlemeli. Sahiplenme bilinci zamanla oturur ve bu sayede daha güvenli ve kaliteli yapılar ortaya çıkar. Bu nedenle insanlarımızın bilinçli olması kritik. Satın alacakları veya kiralayacakları dairelerde deniz manzarasına odaklanmaktan ziyade, evde yapılan uygulamaları sorgulamaları ve denetlemeleri gerekiyor. Ayrıca binaların tek başına dönüşümü yerine bölgesel dönüşüme önem verilmesi gerektiğine inanıyorum. Apartman bazında insanlar birbirleriyle anlaşmakta zorlanabiliyor; fakat bölgesel dönüşüm hem sosyal hem de ekonomik açıdan çok daha uygun bir çözüm sunuyor.

Buna ek olarak, akıllı şehre, akıllı konuta ve akıllı fabrikaya geçiş sürecini hızlandırmak gerekiyor. Bu sayede vatandaşlarımızın konforu artar, sanayici maliyet, fiyat ve kalite üçgeninde sıkışmaz ve inovasyona daha fazla odaklanabilir.

Maalesef inovasyonda çoğu zaman beklenti “ürünü her derde deva yapma” şeklinde oluyor. Bu yaklaşım hatalı; önemli olan, belirli bir kategoriye odaklanmak ve o kategoriye uygun en iyi ürünü üretmek. Ancak biz genellikle bir malzemeden çok şey bekliyoruz.

Bir diğer kritik konu, az malzeme ve az girdiyle çok ürün üretmeye çalışmak. Bu, elbette önemli bir Ar-Ge çalışması gerektiriyor; ancak bu çalışmalar malzemeden çalmadan ve performanstan ödün vermeden yapılmalıdır. Bu unsurları başaranlar kazanan olur ve yolları her zaman açık olur. Herkesin bu prensiplere uymasını tavsiye ediyorum.

BU ÖZEL İÇERİĞE, ŞANTİYE®NİN OCAK & ŞUBAT 2026 (415.) SAYISININ E-DERGİ VERSİYONUNDAN DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ. LÜTFEN TIKLAYIN...

BU ÖZEL RÖPORTAJI ŞANTİYE TV SAYFALARINDAN DA VİDEO FORMATINDA İZLEYEBİLİRSİNİZ

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
4 Şubat 2026


Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®... 
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...

Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır... 
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...

BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR... 

İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...

Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor. 

Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın... 

Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.

ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz. 

Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®... 
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...

Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır... 
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...

BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR... 

İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...

Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor. 

Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın... 

Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.

ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz. 

E Dergi
E Dergi
E Dergi
  • AJANDA
  • 10 Soruda VRF Klima Sistemleri

    6 Ocak 2026 / 11.00

  • 10 Soruda İnşaat Sektöründe Döngüsellik

    8 Ocak 2026 / 14.00

  • 10 Soruda “TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı ve Güncel Düzenlemeler”

    15 Aralık 2025 - 13.30

  • 10 Soruda İnşaat Sektörü 2025’i Nasıl Geçirdi; 2026 ve Sonrasından Ne Bekleniyor?

    1 Aralık 2025 - 11.00

  • 10 Soruda XPS Yalıtım Malzemesi

    6 Kasım 2025 Perşembe

BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN

Şantiye Dergisi

HAKKIMIZDA

İNŞAAT sektörünün buluşma noktası ŞANTİYE®, “GÜVEN”i temsil eden “BASILI BİR YAYIN” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla yapı sektörünün en önemli iletişim platformlarından ve veri kaynaklarından biri olmaya DİJİTAL ORTAMLARDA DA devam ediyor... 1988'den bu yana basılı yayıncılıkta olduğu gibi...

KURUMSAL

  • Hakkımızda
  • Künye & Abonelik
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni

KATEGORİLER

  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor
  • Güncel
  • Ajanda

© 2024 santiye.com.tr - Tüm hakları saklıdır.

  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • İletişim
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni