• Künye & Abonelik
  • Hakkımızda
  • Bize Ulaşın
Şantiye Dergisi
PERI
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor

İskele ve Kalıp Sistemlerini İKSD Başkanı Yiğit Yakar Özetledi; ve Uyardı: “Şantiyelerde Hız ve Üst Düzey Güvenlik Endüstriyel Sistemlerle Mümkün"

Youtube kanalımızda gerçekleştirdiğimiz, ardından web sitemizin ŞantiyeTV sayfalarında ve Şantiye®nin basılı versiyonunda yayınladığımız “10 Soruda” isimli canlı yayın serimizin 4 Temmuz 2025 Cuma günkü konusu “İskele ve Kalıp Sistemleri”, konuğu ise İskele Kalıp Sanayicileri Derneği (İKSD) Başkanı Yiğit Yakar’dı... Yakar programda, İKSD’nin gündemini; Türkiye’de iskele ve kalıp sektörü ilgili güncel bilgi ve gelişmeleri; iskele ve kalıp sistemlerinin bir yapının inşa aşamasındaki önemini; söz konusu sistemlerin yapının inşa sonrası, kullanım sırasındaki katkılarını; iskele ve kalıp seçiminde ve uygulamalarında hangi unsurlara dikkat edilmesi gerektiği ve sektörde yaşanan teknolojik-inovatif gelişmeleri  Şantiye® okurlarıyla paylaştı. Sektör hakkında değerlendirmelerde de bulunan Yakar, pazardaki fırsat ve tehditler ile yaşanan sorunları da özetledi.

Resim Başlığı

BU İÇERİĞE, ŞANTİYE®NİN TEMMUZ & AĞUSTOS 2025 (412.) SAYISININ E-DERGİ VERSİYONUNDAN DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ. LÜTFEN TIKLAYIN...

1) İKSD ile ilgili genel bir bilgi alabilir miyiz?
Türkiye’nin önde gelen yerli ve yabancı menşeli iskele, kalıp üreticileri ve ilgili ekipman tedarikçilerinin kurduğu bir sivili toplum kuruluşuyuz. 17 firmanın dahiliyle 2017 yılında kurulan derneğimizin şu anda 51 üyesi var.

Derneği kurmamızdaki en önemli etkenlerden biri, 2015’te AB uyum yasaları çerçevesinde Avrupa’da geçerli olan normların Türkiye’de gündeme gelmiş olmasıydı. Söz konusu yasalar Türkçe yayınladı ve bu gelişme biz yerli üreticileri de harekete geçirdi. 2015 yılında, kurucularımız arasında olan firmaların çoğu TSE’ye başvurup kendi ürünleri için TSE belgesi aldılar. Gün geçtikçe o firmaların birlikte hareket etmesi gerekliliği doğunca bir dernek kurulması gündeme geldi ve takip eden süreçte İKSD kuruldu. AB normlarının önemini ve gerekliliğini tek tek firma olarak değil de büyük bir sivil toplum kuruluşu tarafından gündeme getirilmesinin önemli olduğu fikriyle hareket edildi. Bu normlarla üretilmiş malzemelerin şantiyelerde kullanılmasını amaçlıyorduk. TSE bugüne kadar Avrupa Birliği normlarına uyum sürecinde sektörümüzle ilgili 15 kadar standardı çevirdi ve yayınladı. Dernek üyelerimiz de bu normlara uygun üretim yapıyor.

2017 yılında o günkü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da sıfır iş kazası hedefi koymuştu. Bu da aslında derneğimizin kuruluşunu hızlandıran etkenlerden biriydi. Çünkü ürünlerimiz şantiyelerdeki kazaların da önüne geçecek unsurlar olduğu için bu da bizi ekstra motive etmişti.

İskele ve kalıp üreticileri olarak 2013-2024 yılı arasında 150’den fazla ülkeye ihracat yapmışız. Yani TSE’ye uygun ürünler üreten firmaların üye olduğu bir derneğiz ama üye firmalarımız ciddi ihracat da yapıyor. Ayrıca sektör olarak ithalattan daha çok ihracat yapan bir özelliğe sahibiz. Döviz kazandırıyoruz ve yurtdışında ülkemizi temsil ediyoruz. Üyelerimiz ağırlıklı olarak İstanbul merkezli ama tüm ülke genelinde üyelerimiz var ve bu yaygınlığı geliştirmeye çalışıyoruz.  

Betonun olduğu her yerde firmalarımızın çözümleri, ürünleri kullanılıyor. Binalar, stadyumlar, köprüler, barajlar, havalimanları, endüstriyel tesisler ve tünellerde iskele ve kalıp sistemlerimizden yaygın bir şekilde faydalanılıyor. Dernek üyelerimiz ayrıca malzeme tedariğinin dışında mühendislik hizmeti de veren firmalar. Yani sadece üretim yapmıyoruz. Üretim yaparken bir yandan da mühendislik hizmeti veriyoruz. Mesela firmalara iş programı yapıyoruz, mühendislik hesapları konusunda ciddi destek sunuyoruz ve uygulama projeleri hazırlıyoruz. Yapımcı firmalar, sistemlerimizi kullanırken mühendislik bilgi ve hizmetlerimizden yararlanmaları çok faydalı oluyor. Çünkü daha az malzemeyle daha güvenli ve sağlıklı bir süreç yürütebiliyorlar.

2) Faaliyet amacınız nedir?
Faaliyet amaçlarımızı “iş kazalarının önlenmesinde aktif rol almak”, “sektörel sorunlara çözümler üretmek adına ilgili paydaşlar arasında koordinasyonu sağlamak”, “Bakanlıklar, TSE, oda ve borsalar, ihracatçı birlikleri, üniversiteler ve uluslararası kuruluşlarla beraber çalışarak sektörle ilgili hukuki, ekonomik ve teknik konularda mevzuatın gelişmesine katkıda bulunmak” , “Mesleki standartlar ve iş etiğini geliştirmek, eğitimler vermek”, “Sektörle ilgili konularda kamuoyunun bilinç ve bilgi düzeyini yükseltmek” ve “Uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzün ve ihracatımızın artırılması yönünde çalışmalar yapmak” olarak özetleyebilirim.

3) Bugünlerde gündeminizde neler var?
Odağımızda birkaç konu var... Özellikle URGE, yani Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi projesini önemsiyoruz. İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçılar Birliği ile yürüttüğümüz bir proje. Bu kapsamda firmalarımızın yapıları inceleniyor. Hangi ülkelere gitmemiz gerekiyor, zayıf yanlarımız, kuvvetli yanlarımız belirlenecek ve bu doğrultuda hangi aktiviteleri yapmamız gerektiği ortaya çıkarılacak. 3 yıllık bir proje. URGE’nin önemli bir tarafı da yurtdışındaki fuarlara hep beraber gidebilecek olmamız. Bu çerçevede URGE’ye dahil olan 31 firma var ve bunların 29’u derneğimiz üyesi. Yurtdışı fuarlara gitmemizin yanında yurt dışından alım heyetlerini de Türkiye’ye davet edeceğiz. Malzemelerimizi yurt dışına nasıl ihraç edebiliriz konusuna odaklanacağız.

“Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi projesini önemsiyoruz. Hangi ülkelere gitmemiz gerekiyor; zayıf-kuvvetli yanlarımız belirlenecek ve bu doğrultuda hangi aktiviteleri yapmamız gerektiği ortaya çıkarılacak...”

Bunun dışında Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı Yüksek Fen Kurulu ile inşaat birim poz çalışmasına katkı sağlayacak bir çalışma yürütüyoruz. Bu kapsamda ürünlerimizin devlet işlerinde, ihalelerde daha kolay ve fazla kullanılmasına imkan tanınacak. İskeleler, güvenlik ağları, kenar koruma, döşeme veya perde kalıplar gibi ürünlerimiz için çalışmalar yürütüp ilgili mercilere sunacağız. Sonuç itibariyle daha gerçekçi rakamlar ortaya çıkacak ve bir müteahhit bir ihale aldığı zaman o rakamlar üzerinden fiyatlanacağı için onlara da TSE’li ürünler kullanmak daha cazip gelecek ve sonuç itibariyle daha güvenli şantiyelere imkan tanınacak. Örneğin şu anda güvenlik ağı için bir poz numarası yok. Dolayısıyla eğer bir müteahhit devletten bir iş alırsa, güvenlik ağını kurduğu zaman bunun karşılığı olmadığı için parasını alamıyor ve kendi cebinden karşılaması gerekiyor. Bunun önüne geçmeye ve güncel hale getirmeye çalışıyoruz.

Onun dışında iş sağlığı ve güvenliği konusuna odaklanıyoruz. İskele ve kalıp sistemlerinin şantiyeleri nasıl daha güvenli hale getirebildiğine dair sunumlar hazırladık. Hedefimiz tüm illerimizi ziyaret etmek ve konunun önemini anlatmak. Bu zamana kadar İstanbul, Samsun ve Adana’da sunumlar gerçekleştirdik ve bunları çoğaltmaya çalışıyoruz. Ziyaretler bizim için de bilgi alışverişi anlamında çok yararlı oluyor.

Tüm şantiyelerde TSE’li ürünlerin yaygın olarak kullanılmasını sağlamak da en önem verdiğimiz başlıklardan biri. Bu kapsamda, aralarında Kültür Bakanlığı da olmak üzere birçok bakanlığı, kamu kurumunu ve meslek odasını sıklıkla ziyaret ediyoruz.

TSE’li ürünlerin yanında denetim eksikliği konusunu da gündemde tutmaya çalışıyoruz. Ülkemizde 200 bin şantiyenin faal olduğunu zannediyoruz fakat 2024’te bu şantiyelerin ancak 1183’ü denetlenebilmiş. Çünkü bildiğimiz kadarıyla denetim yapan 40 heyet (80 müfettiş) mevcut ve bu kadar şantiye sayısına bu kadar az bir personelin yetersiz kalacağı aşikar.

Diğer tarafından Yapı Turkeybuild Fuarı ile işbirliği içindeyiz. 2026’daki organizasyonda bir salon iskele ve kalıp sanayicilerine tahsis edilecek. Fakat şimdilik tek problemimiz, ekonominin istenen seviye olmaması nedeniyle firmaların fuar katılımı konusunda kararsızlığı.

2026’nın ocak ayında tam yürürlüğe girecek “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)” da gündemimizdeki maddelerden biri. AB’ye ihraç edilen ürünlerin üretimi aşamasında salınan karbon emisyonlarının raporlaması gerekiyor. Biliyorsunuz 1 Ocak 2026 tarihine kadar bir geçiş dönemi vardı. O tarihten itibaren gömülü emisyonlar için belirlenen limitler üzerinde kalmamız halinde ödenmesi gereken karbon ücreti olacak. Bu da bizlerin AB’ye satış yapmasının önünde ciddi bir engel. Az bir zaman kaldığından derneğimizde bilgilendirme toplantıları yaptık.

Resim Başlığı

4) İskele ve kalıp sektörü ve pazarıyla ilgili bilgi alabilir miyiz?
Türkiye’deki iskele ve kalıp pazarıyla ilgili elimizde maalesef net bilgiler yok; ancak bazı tahminler yapabiliyoruz. Ayrıca merdiven altı üretimler de yoğun olduğundan tahmin yapmak hepten zorlaşıyor.

Sektör satış, kiralama ve kurulum olmak üzere üç bölümde incelenebilir. Verileri ise ancak üyemiz olan ve olmayan firmalardan tahmini olarak çıkarabiliyoruz. Bu kapsamda iskele ve kalıp üretici firmalarının yaklaşık 650 milyon dolarlık üretim yaptığını ve bu rakama yakın kiralama ve kurulum hizmeti verdiğini tahmin ediyoruz. 51 üyeden oluşan İKSD üyeleri olarak üretim cironun %55ini gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz. Ayrıca sektör olarak 2024 yılında 235 milyon dolar dünyanın birçok bölgesine ihracat yaptık. Üyelerimizin çok sayıda ülkede ofis ve depoları mevcut.

“İKSD üyesi firmaların ürettikleri malzeme ve ekipman kazaların önlenmesinde çok önemli bir rol oynuyor. TSE’li ürünlerin tercih edilmesi ve doğru kullanılması ise bu tür olumsuz vakaların en aza indirilmesinde önemli bir faktör olarak öne çıkıyor...”

5) İskele ve kalıp sistemlerinin bir yapının inşa aşamasındaki önemini özetleyebilir misiniz?
Her yıl 1.500, 2.000 civarında çalışan iş kazaları sonucunda vefat ediyor. İş kazalarının %25-30’u inşaatlarda meydana geliyor ki bu da 400, 500 çalışanın hayatını kaybetmesi demek oluyor. Dolayısıyla inşaat sektörünün, ölümlü kazaların en çok olduğu sektör olduğunu söyleyebiliriz. Bu çok ciddi bir rakam. Ölümlerin genel sebebi de yüksekten düşme olarak kayıtlarda mevcut. Fakat hepimizin aklına yüksek düşme denince, 20-30 metreler gelir ama 3,4 m yüksekten düşme sonucu %85 oranında kaza ölümle sonuçlanmaktadır. İnşaatlardaki ölümlü iş kazalarının yüzde 40’ı yüksekten düşme. Bu yüksekten düşmelerin de yüzde 70’i kat kenarından, cephe iskelelerinden, kalıp kenarı gibi yerlerden. Dolayısıyla İKSD üyesi firmaların ürettikleri malzeme ve ekipman bu gibi kazaların önlenmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Avrupa standartlarına uyumlu TSE’li ürünlerin tercih edilmesi ve doğru kullanılması ise bu tür olumsuz vakaların en aza indirilmesinde önemli faktör olarak öne çıkıyor. Bizim ürünlerin bence en önemli katkısı budur; yani insan hayatı.  

“Dijitalleşme verimliliği artırıyor ve inşaat sürecini kısaltıyor...”

6) İskele ve kalıp teknolojilerinde neler değişiyor? Ar-Ge faaliyetleri ve inovatif çalışmalar ne yönde ilerliyor?
Son yıllarda dijitalleşme rüzgârı bizim sektörümüzü de etkisi altına almaya başladı. Dijitalleşmeyi veri toplamak ve toplanan bu veriyi yapay zekâ ile işlemek olarak özetleyebiliriz. Bugün için şantiyelerde birçok veri toplanıyor. Betonun kalıp içindeki sıcaklığının zaman içerisindeki değişimini, beton basıncının zaman içerisindeki değişimini örnek olarak verebiliriz. Bu veriler ile yapay zekayı kullanarak betonun prizini ne zaman alacağı hesaplanabiliyor ve kalıp söküm zamanı net olarak belirlenebiliyor. Dolayısıyla verimlilik artışı sağlanabiliyor ve inşaat süresi kısalıyor. Ayrıca betonun priz alma süresinde sıcaklığının dramatik değişmesi halinde betonun çatlamasına, mukavemetinin azalmasına neden olacağını biliyoruz. Bu tür bir sıcaklık değişimi yine yapay zekâ sayesinde fark edilip, cep telefonlarımıza iletilebiliyor ve gerekli önlemin alınması sağlanıyor. Böylelikle daha sonra oluşacak belki telafisi mümkün olmayacak bir kusur basit bir işlemle önlenebiliyor.

Sanal gerçeklilik ve artırılmış gerçeklik de şantiyelerde kullanılmaya başlandı. Bizler de teknolojinin bu nimetlerinden yararlanmak için yarış içerisindeyiz. Kullanıcılar bu sayede uygulama projelerinin üç boyutlu görüntülerini ellerindeki tabletlerde inceleme fırsatı buluyorlar. Veya proje müellifine artırılmış gerçeklilik gözlükleri sayesinde önermiş olduğumuz kalıp ve iskeleleri zihinde canlandırılmasına gerek yok, proje içinde dolaşın, sadece dokunamazsınız diyoruz. Dolayısıyla proje müellifi ne önerdiğimizi, ne taahhüt ettiğimizi zihninde soru işareti olmaksızın deneyimleyebiliyor.

BIM (Bina Bilgi Modellemesi), inşaat firmaları tarafından daha yaygın olarak kullanılmaya başlandı. BIM sistemini kısaca bir projenin tasarımında veya inşasında, görev üstlenen tüm paydaşların ortak olarak yararlanabileceği 3 boyutlu bir bilgi paylaşım sistemi olarak tanımlayabiliriz. BIM sistemi tüm paydaşların uygulamalarını aynı platforma yüklemesini sağlıyor, böylece uygulamalar sırasında karşılaşılacak sorunlar işin başında görülüyor ve önlem almak mümkün oluyor. Biz İskele ve Kalıp üreticilerinin bu sisteme dahil olabilmesi için bugün kullandığımızdan farklı çizim programları kullanması gerekecek, 2 boyutlu yerine 3 boyutlu çizimler yapmamız gerekecektir. Dron kullanımı, otomatik kalıplama, robot kullanımı yine bizlerin yararlandığı teknolojik yenilikler. Dronlarla yapım hatalarını ölçebilecek, yapım aşamalarının zaman çizelgesi ile uyumunu değerlendirebileceğiz.

Resim Başlığı

“3D yazıcılar endüstriyel kalıp üreticilerini oldukça etkileyecek bir gelişme. Bu gelişmeden endişelenmek yerine ‘gelişmenin parçası’ olmak gerekiyor...”

Bunun yanı sıra robotlar önem kazanıyor. Her yıl binlerce kişinin öldüğü bir sektördeyiz. Robotlar bazı riskli işlerde kullanılabilirse iş kazalarının da önüne geçeceğiz. 3D yazıcılar da çıktı. Bu 3D yazıcılar aslında bizim sektörümüz için “yıkıcı bir inovasyon”. Çünkü 3D yazıcılarla kalıp kullanılmasına gerek olmadan bir bina yapmak mümkün. Şu anda çok yüksek binalar yapılamıyor ama yakında o da yapılacak. Bizim buna ayak uydurmamız gerekiyor. 3D yazıcılar biz endüstriyel kalıp üreticilerini oldukça etkileyecek bir gelişme, fakat bu gelişmeden dolayı endişelenmek yerine, bu gelişmenin bir parçası olmak, dijital dönüşüm sürecine dahil olmak doğru bir yaklaşım olacaktır diye düşünüyorum. Bu işin içindeysek 3D yazıcıların üretimini yapmalıyız veya onlara nasıl bir katkı sağlayabileceğimize kafa yormalıyız. Çünkü 3D çok farklı imkanlar yaratan, farklı tasarımların hayata geçirilmesini sağlayan bir teknoloji.

7) İskele ve kalıp seçimi ve uygulamalarında sizce en çok hangi unsurlara dikkat edilmeli?
TSE Avrupa normlarını Türkçeleştirdi ve kabul etti. Bu normlar yıllarca denenmiş, yeri geldiğinde değiştirilmiş kurallar. Dolayısıyla Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. En doğrusu TSE’li ürün kullanmak olacaktır. Bu normlar iş kazalarını önlemede çok etkin ve nasıl çalışılması gerektiğini tarif eden normlar.

Diğer taraftan bazı firmalar TS EN 12810 veya TS EN 1463 normuna uygun ürettiklerini beyan ediyorlar. Fakat bu ürünlerin uygunluğunun kesinlikle belgelenmesi gerekiyor. Dernek olarak bu konuda çok rahatsız olduğumuzdan internet sitemizde TSE’li ürün ve firma bulma rehberi hazırladık. Orada hangi firmaların hangi ürünlerinin TSE’li olduğu görülebiliyor. Firmalardan kullanım kılavuzları ve hesap raporları istenmeli. Dolayısıyla TSE belgesi olan firmalardan ürün alınmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ama TSE belgesi de tek başına yeterli olmayabilir. Ürünün nasıl istiflenmesi, kurulması, kullanılması gerektiğine yönelik de bir kullanım kılavuzu olmalı. Sistemin kapasitesi ne, kaç kg yük geliyor bilmek ve mühendislik hizmetinin çok önemli olduğunun farkında olmak gerekiyor. Uygulama projeleri istenmeli ve projeye uygun kurum yapılmalı.

Eğitimler önemli. İskele ve kalıp sistemlerinin bu eğitimler sonunda başarılı olmuş MYK belgeli, sistemleri bilen kişiler tarafından kurulması önemli.

Ayrıca ikinci el ürünlerin kontrolsüz kullanımı, paslı, darbe görmüş malzemelerin kullanımının engellenmesi de şart. Darbe görmüş malzemenin yük taşıma kapasitesi azalır. Dolayısıyla TSE sahibi olsa bile bu ürünlerin şantiyede kullanılmaması lazım. Bu konuda şu anda Türkiye’de bir önlem yok.

“Hız ve üst düzey güvenlik ancak endüstriyel iskele ve kalıp sistemleriyle mümkün. Üye firmalarımızın en önemli özelliği mühendislik hizmeti sunabilmeleri. Müşterilerin şantiyelerde bu mühendislik hizmetinden faydalanmaları lazım...”

Diğer taraftan konvansiyonel kalıp ve iskele sistemleriyle hareket edilmesinin inşa sürecini uzatacağı unutulmamalı. Konvansiyonel sistemleri genellikle kalfalar eski tecrübelerine dayanarak, hesap yapmaksızın kuruyorlar. Basit bina inşaatlarında konvansiyonel sistemlerde belki sıkıntı çıkmayabilir ama özellikli yapılarda, örneğin yüksek yapılarda veya bir köprü inşaatında bu sistemlerin yeterince yarar sağlaması pek mümkün değil. Endüstriyel çözümler şart. Hız ve üst düzey güvenlik ancak endüstriyel sistemlerle mümkün. Bizim üye firmalarımızın en önemli özelliği mühendislik hizmeti sunabilmeleri. Müşterilerin şantiyelerde bu mühendislik hizmetinden faydalanmaları lazım.

İnternet sitemizde iskele kullanımları için de bir rehber hazırladık. İskele kullanımlarında miktarı belirlemek için bir programımız var. Bu programa verileri girip doğru bir miktar ve cinste iskele belirlemek mümkün. Yani hem TSE konusunda hem iskele miktarı ve cinsi konusunda web sitemizden yararlanıp sağlıklı sonuçlar elde edilebilir. Kalıp ve iskele alımları sürecinde yol gösterici bilgiler içeriyor.

Resim Başlığı

8) İskele kalıp sektörünü değerlendirebilir misiniz? Piyasada neler yaşanıyor; fırsat ve tehditler neler?.. Ne tür zorluklar yaşıyorsunuz?
Çeşitli birliklere ve derneklere üyeyiz. Bu kurumlardaki yapılan toplantılarda ekonomistlerin değerlendirmelerini yakından takip ediyoruz. Bu kapsamda onları da referans alarak, 2025 yılı için inşaat sektöründe yüzde 5’lik bir büyüme beklentisi olduğunu söyleyebilirim. Bu dönemde inşaat malzemesi sanayisinin altı temel etki altında geliştiğini görüyoruz. Bunları “kentsel dönüşüm”, “yeni konut üretimi”, “deprem bölgesi ihtiyaçları”, “altyapı yatırımları”, “yenileme ve güçlendirme ihtiyaçları” ile “ihracat faaliyetleri” olarak sıralayabiliriz. İnşaat sektörünün büyümesi demek iskele, kalıp sektörünün de büyümesi anlamına geliyor. Fakat temmuz ayı itibariyle bu büyümeyi bizler hissedemiyoruz. Krediye ulaşmak çok zor, konkordato sayısı çok arttı ve bu bir domino etkisi yaratıyor. Özetlemek gerekirse 2022, 2023 yıllarında 100 birim olan konkordato sayısı, 2024 yılında 200 birime çıktı, bu sayı 2025 yılında 300 birime çıkacak gibi görünüyor. Yani 2024 yılı 2023 yılına göre yüzde 100 artış, 2025 yılı 2024 yılına göre yüzde 50 artış var. Bu oranlar tüm sektörlerin için olan sayılar ama inşaat sektöründe de çok benzer olduğunu düşünüyorum,

Başka sorunlar ve belirsiz durumlar da var tabii ki... Küresel ticarette belirsizlik son iki senede inanılmaz boyutlara ulaştı. Bu da bizi çok etkiliyor. Hem ülkemizdeki hem de dünyadaki belirsizlik bizlerin önümüzü görmesini hepten engelliyor.

Mavi yaka kısmen beyaz yakadan daha çok ücret almaya başladı. Geçim gerçekten çok zorlaştı. Ne mavi yaka ne beyaz yaka halinden memnun. Çalışan ile işveren arasındaki barış da sarsıldı. Bu barışın tekrardan ihdas edilmesi lazım...”

Ayrıca eskiden mavi yaka, beyaz yakaya göre daha düşük ücret alırdı. Şimdiyse mavi yaka kısmen beyaz yakadan daha çok ücret almaya başladı. Geçim de gerçekten çok zorlaştı. Ne mavi yaka ne beyaz yaka halinden memnun. Çalışan ile işveren arasındaki barış da sarsıldı gibi geliyor, bu barışın tekrardan ihdas edilmesi lazım. Diğer taraftan çok fazla üniversite var ama kalifiye mühendis bulmak buna rağmen daha da zorlaştı. Aslında bunlar sadece inşaat sektörünün değil, tüm sektörlerin ortak sorunu.

Kur da ihracatımızı çok kötü etkiliyor. Fiyat vermekte zorlanıyoruz. Birçok Avrupalı firmadan bile pahalı hale geldik. Bir firma ile uzun dönem anlaşma 2-3 yıl zaman alıyor, bu ilişkileri kaybetmemek için bazen zararı göze alıyoruz. Pandemide bize dönen alıcılar tekrar Çin’e yöneldi. Kur politikası nedeniyle çok büyük şansı kaçırdık, kaçırmaya da devam ediyoruz.

İskele, kalıp sektöründe dünyada çok büyük firmalar var ve ciroları 1,5 milyar Euro. Biz yerli firmalar ise çok daha küçük veya orta ölçekli firmalarız. İleride büyük firmaların ayakta kalacağını, orta ölçeklilerin zorlanacağını düşünüyorum. Yani Türkiye’de birleşmeler olması gerektiği kanaatindeyiz.

Dünya siyasetinin çok hızlı değişmesi ise bizleri zorlayan durumlardan biri. Çevremizdeki savaşlar ve belirsizlikler ihracatımızı olumsuz etkiliyor. Ayrıca Trump yönetiminin başta Çin olmak üzere Asya ve Avrupa ülkelerine getirdiği yüksek ilave vergiler, Türkiye’yi ABD pazarında avantajlı hale getirebilir, ama yarın vergiler tekrar eski haline dönerse ne olur bilinmez.

2023 yılında 730840 GTIP kodu altında ihraç edilen malzeme 185 milyon USD iken 2024 yılında 235 milyon USD olmuş. 2025 yılı ilk 6 ay verisinin aynı oranlarla devam etmesi halinde 260 milyon USD ihracata ulaşacak. Burada pozitif bir gelişme var görünüyor, ama dernek üyeleri, sektör temsilcileri ile konuştuğumuzda bu etkiyi göremiyoruz.

Yurtdışından ucuz ürün ithal edilmeye başlanması da diğer bir problem. Sektör oyuncularında üretim bölümünü kapatıp, ithalat yapmanın riski azaltacağı inancı hakim. Öte yandan, ABD’ye ihracatta zorlanacak olan Çin, Hindistan ve Vietnam gibi ülkeler, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarında agresif ihracat politikaları izleyebilirler. Türkiye pazarına zaten girmeye başladılar, daha da fazla girmeye çalışacaklardır. Ucuz Asya ürünlerine karşı iç pazarın korunması gerekiyor. Böylesine bir ortamda kendi maliyetlerimizi düşürmeye, ihracatımızı artırmaya odaklanıyoruz. Ama belirsizlikler bizleri çok yoruyor. Bu belirsizliklerin düzeldiği, daha stabil bir ekonomiye umarım tekrar kavuşuruz.

9) Devlet kurumlarına mesajınız, onlardan talepleriniz neler olur?
Biraz önce de bahsettiğim gibi bizler TSE’li ürünler üretiyoruz. Bu süreci önemsediğimizden ciddi rakamlar da ödeyen, sisteme inanan firmalarız. Söz konusu durumsa bize ciddi maliyet getiriyor, ciddi bir de işgücü gerektiriyor. Fakat bu zor ortamda merdivenaltı üreticilerle rekabet etmek bizleri daha da yıpratıyor. Bu haksız rekabetin önlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda devletin denetimi artırması gerekiyor. Ama yaklaşık 200 bin şantiyenin olduğu bir ülkede 1200 şantiyenin denetlendiği bir ortamda bu pek mümkün olamıyor. Bu tür standarda uymayan ürünler talihsiz kazalara sebebiyet veriyor ve sektörün imajına da gölge düşürüyor. Burada görev bence ilgili kamu kuruluşlarına düşüyor. Derneğimizin içerisinde yabancı menşeli firmalar olduğunu belirtmiştim. Bu firmalardan yurt dışında denetimin nasıl yapıldığı hakkında bilgi topladık. Bu bilgileri yetkililerle paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz.

“Haksız rekabet önlenmeli. Devlet denetiminin artırması gerekiyor. Fakat 200 bin şantiyenin olduğu bir ülkede 1.200 şantiyenin denetlendiği bir ortamda bu pek mümkün olamıyor...”

Diğer taraftan, 2017 yılındaki bize denetimin nasıl yapılacağı hakkında bilgilendirmeler yapılmıştı. Bir yazılım oluşturulacak ve her şantiyenin bu yazılıma giriş yapması sağlanacaktı. Yazılıma giriş yapılacak konulardan biri de kullanılan kalıp ve iskele olacaktı. Giriş yapılacak bilgiler arasında malzemelerin hangi firmadan alındığı, TSE’den alınmış bir sertifikası olup olmadığı, projeye özel bir yük hesabı yapılıp yapılmadığı, uygulama projeleri gibi birçok kritik detay olacaktı. Bu bilgilerin yazılıma girilmesi ile birlikte satın alındığı söylenen firmanın adresine tüm bu detaylar düşecek ve bizler de bilgilerin doğruluğunu kontrol edebilecektik. Böyle bir yazılım aynı zamanda belge sahtekarlığının önüne geçecekti. 2017 yılında bizleri heyecanlandıran bu proje henüz hayata geçmedi ama umarım hayata geçer ve “0 İş Kazası” hedefinde önemli bir kilometre taşı olur. Yürürlüğe girebilse bence çok ciddi bir kontrol mekanizması yaratılır.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

ŞANTİYE®
Daha iyi yapılar için...
4 Ağustos 2025


Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®... 
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...

Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır... 
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...

BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR... 

İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...

Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor. 

Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın... 

Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.

ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.100 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz. 

 E Dergi
 E Dergi
 E Dergi
  • AJANDA
  • 10 Soruda “Geoteknik ve Geoteknik Mühendisliği”

    3 Eylül 2025 Çarşamba / 21.00

  • 10 Soruda “Yapılarda Cephe ve Cephe Sektörü

    2 Eylül 2025 / 12.00

  • 10 Soruda Yangınla Mücadelede Köpük Sistemleri ve Testleri

    26 Haziran Temmuz 2025 / 14.00

  • 10 Soruda "İskele ve Kalıp Sistemleri"

    4 Temmuz 2025 / 11.00

  • 10 Soruda "Veri Merkezlerinin Tasarımı ve İnşası"

    23 Haziran 2025 / 17.00

BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN

Şantiye Dergisi

HAKKIMIZDA

İNŞAAT sektörünün buluşma noktası ŞANTİYE®, “GÜVEN”i temsil eden “BASILI BİR YAYIN” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 85 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla yapı sektörünün en önemli iletişim platformlarından ve veri kaynaklarından biri olmaya DİJİTAL ORTAMLARDA DA devam ediyor... 1988'den bu yana basılı yayıncılıkta olduğu gibi...

KURUMSAL

  • Hakkımızda
  • Künye & Abonelik
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni

KATEGORİLER

  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor
  • Güncel
  • Ajanda

© 2024 santiye.com.tr - Tüm hakları saklıdır.

  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • İletişim
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni