Geçtiğimiz günlerde “Şantiye Yönetimi El Kitabı”nı yayınlayarak sektörde önemli bir boşluğu dolduran Mekanik Tesisat Müteahhitleri Derneği (MTMD)’nin gündemini, mekanik tesisat müteahhit ve mühendislerinin yaşadığı güncel sorunları, mimari tasarım ve statik gibi diğer disiplinlerle ilişkilerini, şantiyelerde yaşanan kronik problemleri, sözleşmelerde sıkça karşılaşılan anlaşmazlıkları ve yapılarda önümüzdeki yıllarda önem kazanacak unsurları Mekanik Tesisat Müteahhitleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Murat Suiçmez’le konuştuk... Mekanik tesisat işlerinde kapsam tanımlarının net olmamasının, risklerin adil dağılmamasının ve teknik şartnamelerin yetersiz olmasının, şantiyelerde gerilim ve verimsizlik yarattığını vurgulayan Suiçmez, şantiyelerdeki kronikleşmiş problemlerin, tekil uygulama hatalarından ziyade süreç tasarımı, organizasyon ve karar alma mekanizmalarındaki yapısal eksikliklerden kaynaklandığının da altını çiziyor.
Bu özel içerik, iklimlendirme sektörünün genç, etkin ve dinamik yayınlarından iklimlendirmeteknolojileri.com işbirliğiyle hazırlanmıştır.
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: MTMD bugün nasıl bir misyon üstleniyor? Derneğin sektördeki konumunu ve hedeflerini özetleyebilir misiniz?
Murat Suiçmez: MTMD yalnızca bir meslek örgütü olmakla sınırlı kalmıyor; mekanik tesisat müteahhitliği disiplinini “teknik yeterlilik”, “kurumsal kalite” ve “sürdürülebilirlik” ekseninde yeniden tanımlayan bir sektörel misyonu da üstleniyor. Bu bağlamda MTMD, uygulayıcı piyasa ile mühendislik bilgisi, standartlar ve kamu politikaları arasında dengeleyici ve yön verici bir köprü rolü oynuyor.
Derneğin sektördeki konumu, bu çerçevede üç ana eksende tanımlanabilir. Birincisi, teknik standartların sahaya doğru ve tutarlı şekilde yansımasını sağlamak. İkincisi, nitelikli müteahhitlik anlayışını savunur. Fiyat odaklı rekabet yerine mühendislik yeterliliği, iş güvenliği, kalite kontrol ve işletme performansını esas alır. Üçüncüsü ise dernek, sektörü yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, iklim politikaları, enerji dönüşümü ve dijitalleşme trendleri ışığında geleceğe hazırlama sorumluluğu taşımaktadır. Bu doğrultuda MTMD’nin temel hedefleri, mekanik tesisat müteahhitliğinde teknik yetkinlik çıtasını yükseltmek, sektörde etik ve şeffaf rekabet koşullarını güçlendirmek, kamu ve özel sektör nezdinde bilimsel temelli görüş üreten güvenilir bir paydaş olmak ve en önemlisi, Türkiye’de mekanik tesisat uygulamalarını uluslararası kalite ve performans standartlarıyla uyumlu bir yapıya kavuşturmaktır.
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Odağınızdaki öncelikli projeler nelerdir? Kısa ve orta vadede hangi başlıklar öne çıkıyor?
Murat Suiçmez: MTMD’nin mevcut ve planlanan projeleri, sektörde karşılaşılan yapısal sorunların semptomlarını değil, nedenlerini ele alacak şekilde kurgulanmıştır. Bu nedenle derneğin öncelikli gündemi eğitim, standartlaşma, kurumsal kapasite ve veri temelli sektör yönetimi başlıkları etrafında şekillenmektedir. Kısa ve orta vadeli projeler bu çerçevede birbirini tamamlayan bir bütün olarak ele alınmaktadır.
Kısa vadede MTMD’nin odağında, uygulama kalitesini doğrudan etkileyen teknik ve kurumsal eksikliklerin giderilmesi yer almaktadır. Bu kapsamda öne çıkan ilk başlık, teknik yeterlilik ve mesleki standardizasyondur. İkinci önemli başlık, eğitim ve sürekli mesleki gelişimdir. Özellikle enerji verimli sistemler, yüksek performanslı HVAC uygulamaları, commissioning süreçleri ve işletme odaklı tasarım konularında sahadaki bilgi açığının, yatırım maliyetlerini artırmadan önce işletme maliyetlerini artırdığı net biçimde gözlemlenmektedir. Üçüncü olarak, sektörel temsil ve kamu ile teknik iletişim konusu öne çıkmaktadır.
Orta vadede ise MTMD’nin projeleri daha yapısal ve dönüştürücü bir perspektife sahiptir. Bu çerçevede ilk öne çıkan başlık, nitelikli müteahhitlik modelinin kurumsallaştırılmasıdır. Amaç, yalnızca firma sayısını artırmak değil; teknik yeterlilik, kalite yönetimi ve iş güvenliği kriterleri açısından ölçülebilir bir sektör yapısı oluşturmaktır. Uluslararası örneklerde görüldüğü üzere, bu tür bir sınıflandırma ve yeterlilik yaklaşımı, toplam proje maliyetlerini uzun vadede düşürürken sistem performansını yükseltmektedir.
Özetle MTMD’nin kısa vadeli projeleri kaliteyi stabilize etmeye, orta vadeli projeleri ise sektörü dönüştürmeye odaklanmaktadır. Eğitim, standartlaşma ve teknik rehberlerle başlayan bu süreç; nitelikli müteahhitlik, enerji verimliliği ve veri temelli yönetim başlıklarıyla daha sürdürülebilir ve rekabetçi bir sektör yapısına evrilmeyi hedeflemektedir. Bu yaklaşım, mekanik tesisat sektörünün yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, önümüzdeki on yılın teknik ve ekonomik gerekliliklerine cevap verme amacını taşımaktadır.
"Mekanik tesisat projelerinde maliyet, süre ve kalite sapmalarının önemli bir kısmı, tasarım veya malzeme seçiminden ziyade planlama, koordinasyon, dokümantasyon ve kontrol süreçlerindeki zayıflıklardan kaynaklanıyor... Ayrıca sektörde şantiye yönetimi çoğu zaman bireysel deneyime bağlı ilerliyor; bu da firma içinde dahi standart bir uygulama dili oluşmasını zorlaştırıyor..."
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: “Şantiye Yönetimi El Kitabı” sektörde önemli bir boşluğu doldurdu. Bu çalışmanın ortaya çıkış motivasyonu ve sektöre katkısı hakkında neler söylersiniz?
Murat Suiçmez: Motivasyonun temelinde üç kritik tespit yer almaktadır. Birincisi, mekanik tesisat projelerinde maliyet, süre ve kalite sapmalarının önemli bir kısmı, tasarım veya malzeme seçiminden ziyade planlama, koordinasyon, dokümantasyon ve kontrol süreçlerindeki zayıflıklardan kaynaklanmaktadır. Uluslararası projelerde yapılan analizler, şantiye yönetimindeki her %10’luk iyileşmenin toplam proje maliyetinde %3-5 aralığında olumlu etki yaratabildiğini göstermektedir. İkincisi, sektörde şantiye yönetimi çoğu zaman bireysel deneyime bağlı ilerlemekte; bu da firma içinde dahi standart bir uygulama dili oluşmasını zorlaştırmaktadır. Üçüncüsü ise genç mühendis ve saha kadrolarının, üniversite eğitiminde yeterince ele alınmayan uygulama ve organizasyon bilgisine sahada “deneme-yanılma” yoluyla ulaşmak zorunda kalmasıdır.
Bu çerçevede hazırlanan Şantiye Yönetimi El Kitabı, yalnızca teorik bir rehber olmayı değil; sahada doğrudan kullanılabilecek, rol tanımları, süreç akışları, kontrol listeleri ve örnek uygulamalarla desteklenmiş bir referans doküman olmayı hedeflemiştir. Kitabın en önemli katkılarından biri, mekanik tesisat şantiyesini; iş programı, kalite yönetimi, iş güvenliği, malzeme lojistiği ve disiplinler arası koordinasyon başlıklarını bir bütün olarak ele alan entegre bir sistem şeklinde tanımlamasıdır.
Sektörel katkı açısından bakıldığında, bu çalışmanın üç temel etkisinden söz edilebilir.
Birincisi, şantiye yönetiminde ortak bir terminoloji ve yaklaşım oluşturarak, firmalar arası kalite farklarının azalmasına katkı sağlamasıdır. İkincisi, şantiye süreçlerinin yazılı ve izlenebilir hale gelmesiyle, proje risklerinin daha erken aşamada tespit edilmesine olanak tanımasıdır. Bu durum hem işveren hem de müteahhit açısından daha öngörülebilir sonuçlar doğurmaktadır. Üçüncüsü ise, sektörde insan kaynağının gelişimine sağladığı katkıdır. El kitabı, genç mühendisler için bir öğrenme kılavuzu, deneyimli yöneticiler için ise bir kontrol ve iyileştirme aracı işlevi görmektedir.
Özetle “Şantiye Yönetimi El Kitabı”, MTMD’nin sektöre bakışının somut bir çıktısıdır. Amaç, sorunları bireysel çözümlerle aşmaya çalışan bir yapıdan bilgiye, sürece ve standarda dayalı bir şantiye yönetim kültürüne geçişi desteklemektir. Bu yaklaşımın, orta ve uzun vadede mekanik tesisat projelerinde kalite, süre ve maliyet performansını birlikte iyileştiren kalıcı bir etki yaratacağına inanıyoruz.

"Tasarım aşamasında belirlenen teknik kriterlerin sahada farklı yorumlanması, disiplinler arası koordinasyon eksiklikleri ve yetersiz denetim mekanizmaları; proje sonuçlarının öngörülemez hale gelmesine neden oluyor..."
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Bugün mekanik tesisat müteahhitleri ve mühendisleri en çok hangi yapısal sorunlarla karşı karşıya? Bu sorunların çözümü için ne yapılmalı?
Murat Suiçmez: Bugün mekanik tesisat müteahhitleri ve mühendislerinin karşı karşıya olduğu sorunlar, büyük ölçüde bireysel uygulama hatalarından değil, sektörün yapısal kurgusundan kaynaklanmaktadır. Bu sorunlar teknik, kurumsal ve yönetsel başlıkların birbiriyle kesiştiği bir alanda yoğunlaşmaktadır ve birbirini besleyen bir döngü oluşturmaktadır.
Başlıca yapısal sorunları özetlersek...İlk ve en belirgin sorun, nitelik-fiyat dengesinin bozulmuş olmasıdır. Mekanik tesisat işleri çoğu zaman en düşük teklif üzerinden değerlendirilmekte; mühendislik derinliği, uygulama kalitesi ve yaşam döngüsü maliyeti yeterince dikkate alınmamaktadır. Oysa uluslararası literatürde, mekanik sistemlerde ilk yatırım maliyetinin toplam yaşam döngüsü maliyetinin yalnızca %15-20’sini oluşturduğu; asıl yükün işletme, bakım ve enerji tüketimi tarafında ortaya çıktığı net biçimde ortaya konmaktadır. Bu dengenin göz ardı edilmesi, kısa vadede düşük maliyet algısı yaratırken orta ve uzun vadede yüksek işletme giderleri ve performans sorunları doğurmaktadır.
İkinci temel sorun, standart ve uygulama birliğinin zayıflığıdır. Tasarım aşamasında belirlenen teknik kriterlerin sahada farklı yorumlanması, disiplinler arası koordinasyon eksiklikleri ve yetersiz denetim mekanizmaları; proje sonuçlarının öngörülemez hale gelmesine neden olmaktadır. Aynı proje tipinde dahi performans, enerji tüketimi ve işletme güvenliği açısından ciddi farklar oluşabilmektedir. Bu durum, mühendislik bilgisinin kurumsallaşmasını zorlaştırmakta ve sektör genelinde kalite dalgalanmalarına yol açmaktadır.
Üçüncü önemli sorun, insan kaynağı ve yetkinlik açığıdır. Mekanik tesisat sektörü, hızla artan teknolojik karmaşıklığa rağmen, sahadaki mühendis ve teknik personelin önemli bir bölümünü sistematik bir sürekli eğitim sürecine dahil edememektedir. Enerji verimliliği, otomasyon, dijital izleme ve commissioning gibi alanlarda bilgi eksikliği; sistemlerin potansiyel performansının altında çalışmasına neden olmaktadır.
Özetle bugün yaşanan sorunlar, tekil aktörlerin çabasıyla değil; bilgiye, veriye ve kurumsal yapıya dayalı bütüncül bir dönüşümle aşılabilir. Mekanik tesisat sektörünün sürdürülebilir, rekabetçi ve öngörülebilir bir yapıya kavuşması, bu dönüşümün kararlılıkla hayata geçirilmesine bağlıdır.
"En yaygın sorunlardan biri, iş programlarının teknik gerçeklere dayanmadan hazırlanması ve uygulanabilirliğinin yeterince sorgulanmaması. Mekanik tesisat işleri çoğu zaman proje takviminde kritik yol üzerindeki etkisi dikkate alınmadan konumlandırılıyor; bu da sahada sıkışma, revizyon ve tekrar işçilik doğuruyor..."
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Türkiye’de şantiyelerde kronikleşmiş problemleri birkaç başlık altında özetlemeniz mümkün mü?
Murat Suiçmez: Türkiye’de şantiyelerde kronikleşmiş problemler, tekil uygulama hatalarından ziyade süreç tasarımı, organizasyon ve karar alma mekanizmalarındaki yapısal eksikliklerden kaynaklanmaktadır. Bu problemler farklı ölçek ve tipte projelerde benzer biçimde tekrar etmekte ve sektör genelinde verimlilik kaybına yol açmaktadır. Temel başlıklar altında şu şekilde özetlenebilir:
Şantiyelerde en yaygın sorunlardan biri, iş programlarının teknik gerçeklere dayanmadan hazırlanması ve uygulanabilirliğinin yeterince sorgulanmamasıdır. Mekanik tesisat işleri çoğu zaman proje takviminde kritik yol üzerindeki etkisi dikkate alınmadan konumlandırılmakta; bu da sahada sıkışma, revizyon ve tekrar işçilik doğurmaktadır. Uluslararası veriler, yetersiz planlamanın proje sürelerini %10-20 oranında uzatabildiğini göstermektedir.
Mimari, statik, elektrik ve mekanik disiplinler arasındaki koordinasyon eksikliği, özellikle uygulama aşamasında ciddi çakışmalara neden olmaktadır. Koordinasyonun çoğu zaman sahada çözülmeye çalışılması hem kalite kaybına hem de maliyet artışına yol açmaktadır. Bu durum, mekanik tesisatın tasarım bütünlüğünü bozmakta ve sistem performansını doğrudan etkilemektedir.
Şantiyelerde revizyonların sistematik biçimde kayıt altına alınmaması ve güncel projelerin sahaya zamanında yansıtılamaması, kronik bir problem alanıdır. Yazılı süreçlerin ve izlenebilir değişiklik yönetiminin eksikliği; ilerleyen aşamalarda hakediş, garanti ve işletme dönemlerinde ciddi anlaşmazlıklara zemin hazırlamaktadır.
Teknolojik olarak karmaşık hale gelen mekanik sistemlere rağmen sahadaki teknik kadroların önemli bir kısmı sürekli eğitim ve güncel bilgiye erişim açısından sınırlı imkânlara sahiptir. Bu durum, doğru ekipmanın yanlış uygulanması veya sistemlerin potansiyel performansının altında çalışması gibi sonuçlar doğurmaktadır.
Kalite kontrol süreçleri çoğu zaman sonuç odaklı değil, süreç odaklı olmaktan uzaktır. İş tamamlandıktan sonra yapılan kontroller, hataların erken aşamada tespit edilmesini engellemekte ve düzeltme maliyetlerini artırmaktadır. Oysa erken aşamada yapılan sistematik kontroller, toplam kalite maliyetini anlamlı biçimde düşürmektedir.
Mekanik tesisat işlerinde kapsam tanımlarının net olmaması, risklerin adil dağılmaması ve teknik şartnamelerin yetersizliği; şantiyelerde sürekli gerilim ve verimsizlik yaratmaktadır. Bu belirsizlikler, mühendislik kararlarını zorlaştırmakta ve sahada reaktif çözümlerin artmasına neden olmaktadır.
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Sözleşme süreçleri mekanik tesisat tarafında neden sık sık sorunlu ilerliyor? En çok hangi maddelerde anlaşmazlık yaşanıyor?
Murat Suiçmez: Anlaşmazlıkların en sık yaşandığı maddeler başlıca üç başlıkta toplanmaktadır. Birincisi, iş kapsamı ve sınırlarının net tanımlanmamasıdır. Proje revizyonları, koordinasyon kaynaklı değişiklikler ve detay eksiklikleri, çoğu zaman sözleşmede karşılığı olmayan ek iş tartışmalarına yol açmaktadır. İkincisi, süre, gecikme ve sorumluluk paylaşımlarıdır. Mekanik tesisat işleri çoğunlukla kritik yol üzerindedir; ancak gecikmelerin nedenleri sözleşmede teknik olarak ayrıştırılmadığı için yüklenici üzerinde orantısız risk birikmektedir. Üçüncüsü ise performans, test-devreye alma ve kabul kriterleridir. Ölçülebilir teknik kriterler yerine yoruma açık ifadeler kullanılması, teslim ve garanti aşamalarında ciddi uyuşmazlıklara neden olmaktadır.
"Mekanik tesisat disiplini, mimari ve statik ekiplerle ilişkilerde en çok tasarım sürecine geç ve sınırlı dahil edilmesi nedeniyle tıkanıyor..."
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Mekanik tesisat disiplini, mimari ve statik tasarım ekipleriyle ilişkilerde nerelerde tıkanıyor? Diğer paydaşlardan temel beklentileriniz neler?
Murat Suiçmez: Mekanik tesisat disiplini, mimari ve statik ekiplerle ilişkilerde en çok tasarım sürecine geç ve sınırlı dahil edilmesi nedeniyle tıkanmaktadır. Mekanik sistemler; kat yükseklikleri, şaftlar, makine daireleri ve taşıyıcı sistem kararlarını doğrudan etkilediği hâlde, bu ihtiyaçlar çoğu zaman mimari ve statik kararlar kesinleştikten sonra ele alınmaktadır. Bu durum sahada revizyon, alan yetersizliği ve performans kayıplarına yol açmaktadır.
Bir diğer temel sorun, disiplinler arası koordinasyonun tasarım aşamasında yeterince kurulmayıp şantiyeye bırakılmasıdır. Çakışmaların sahada çözülmesi, kalite ve zaman kaybını kaçınılmaz hale getirmektedir.
Mekanik tesisat tarafının temel beklentisi; tasarımın erken safhalarında sürece eşit paydaş olarak dahil edilmek, mekanik alan ve yük gereksinimlerinin tasarım girdisi olarak kabul edilmesi ve koordinasyonun kişisel inisiyatifler yerine tanımlı ve sistematik süreçlerle yürütülmesidir. Bu yaklaşım hem tasarım kalitesini hem de bina performansını doğrudan iyileştirir.
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Son yıllarda mekanik tesisatta hangi uzmanlık alanları belirgin şekilde öne çıkmaya başladı? Genç mühendisler hangi alanlara yönelmeli?
Murat Suiçmez: Son yıllarda mekanik tesisatta öne çıkan uzmanlık alanları, sektörün enerji, sürdürülebilirlik ve dijitalleşme ekseninde dönüşmesiyle doğrudan ilişkilidir. Klasik tasarım–uygulama bilgisinin ötesinde, sistem performansını ölçen ve yöneten alanlar belirgin şekilde önem kazanmıştır. Öncelikle enerji verimliliği ve yüksek performanslı HVAC sistemleri öne çıkmaktadır. Isı pompaları, düşük sıcaklıklı sistemler, atık ısı geri kazanımı ve hibrit çözümler hem karbon azaltımı hem de işletme maliyetleri açısından kritik hale gelmiştir. Bu sistemlerin doğru tasarımı ve entegrasyonu, artık ayrı bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmektedir.
İkinci önemli alan, commissioning, test-devreye alma ve sistem performans doğrulamadır. Uluslararası projelerde giderek standart hale gelen bu yaklaşım, mekanik sistemlerin tasarlandığı gibi çalışmasını garanti altına almakta ve ciddi enerji tasarrufu sağlamaktadır. Türkiye’de bu alan hâlen gelişme aşamasındadır ve önemli bir potansiyel barındırmaktadır.
Üçüncü olarak bina otomasyonu, dijital izleme ve veri temelli işletme öne çıkmaktadır. Mekanik sistemlerin sensörler, BMS ve veri analitiğiyle izlenmesi; mühendislik bakış açısını uygulamadan işletme performansına doğru genişletmektedir.
Genç mühendisler için kritik öneri; yalnızca hesap ve çizim odaklı değil, sistemin tüm yaşam döngüsünü anlayan bir uzmanlık yaklaşımı benimsemeleridir. Enerji, dijitalleşme ve performans doğrulama alanlarında derinleşen mühendis profilleri, önümüzdeki dönemde sektörde belirleyici olacaktır.Formun Altı
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Mevzuat, işveren talepleri ve piyasa beklentileri açısından mekanik tesisatta önem kazanan yeni unsurlar neler?
Murat Suiçmez: Mekanik tesisatta son dönemde önem kazanan yeni unsurlar, mevzuatın yön değişimi, işveren beklentilerinin evrimi ve piyasanın performans odaklı hale gelmesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu üç alan birbirini besleyerek sektörde daha nitelikli ve ölçülebilir uygulamaları zorunlu kılmaktadır.
Mevzuat tarafında en belirgin unsur, enerji verimliliği ve emisyon azaltımı odaklı düzenlemelerin artmasıdır. Binalarda enerji performansını ölçen ve sınırlayan yaklaşımlar, mekanik sistemlerin yalnızca çalışmasını değil; ne kadar verimli çalıştığını da denetlenebilir hale getirmektedir. Bu durum, tasarım ve uygulamada hesap doğruluğu, sistem seçimi ve devreye alma süreçlerinin önemini artırmaktadır.
İşveren talepleri açısından öne çıkan unsur, ilk yatırım maliyetinden ziyade yaşam döngüsü maliyetine odaklanılmasıdır. Enerji tüketimi, bakım gereksinimi ve işletme sürekliliği, mekanik sistem seçiminde belirleyici kriterler haline gelmiştir. Buna paralel olarak, performansı ölçülebilir, garanti edilebilir ve izlenebilir sistemlere olan talep artmaktadır.
Piyasa beklentileri cephesinde ise şeffaflık ve öngörülebilirlik öne çıkmaktadır. Net teknik şartnameler, ölçülebilir performans kriterleri ve izlenebilir uygulama süreçleri hem işveren hem de yüklenici açısından riskleri azaltan unsurlar olarak değerlendirilmektedir.
Özetle yeni dönemde mekanik tesisatta önem kazanan temel unsurlar; enerji performansı, yaşam döngüsü yaklaşımı ve ölçülebilir sistem kalitesidir. Bu dönüşüm, mekanik tesisatı tamamlayıcı bir uygulama alanı olmaktan çıkarıp, bina değerini belirleyen stratejik bir disiplin haline getirmektedir.
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve dijitalleşme artık kaçınılmaz başlıklar. Sizce sektör bu dönüşüme yeterince hazır mı?
Murat Suiçmez: Sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve dijitalleşme, mekanik tesisat sektörü için artık bir tercih değil, yapısal bir zorunluluk haline gelmiştir. Ancak sektörün bu dönüşüme kısmen hazır, fakat bütüncül anlamda henüz yeterli olgunluk seviyesine ulaşmadığını söylemek gerekir.
Teknik bilgi ve ürün tarafında önemli bir birikim oluşmuştur. Yüksek verimli ekipmanlar, gelişmiş otomasyon sistemleri ve dijital izleme altyapıları bugün erişilebilir durumdadır. Buna karşın asıl eksiklik, bu teknolojilerin sistem yaklaşımıyla ele alınmasında ortaya çıkmaktadır. Enerji verimliliği çoğu zaman ekipman seçimiyle sınırlı kalmakta; tasarım, uygulama, devreye alma ve işletme aşamalarını kapsayan bütünsel bir süreç olarak yönetilememektedir.
Bir diğer kritik unsur, insan kaynağı ve organizasyonel hazırlık düzeyidir. Dijitalleşme ve performans odaklı işletme, sahadaki mühendislik yaklaşımının veri okuma, analiz ve yorumlama yetkinlikleriyle desteklenmesini gerektirmektedir. Bu alanda sektör genelinde homojen bir yetkinlik seviyesinden söz etmek henüz mümkün değildir.
Özetle sektör, dönüşümün yönünü doğru okumaktadır; ancak hız ve derinlik açısından eşitsiz bir hazırlık düzeyine sahiptir. Bu farkın kapanması, teknolojiye erişimden çok bilgi, süreç ve insan kaynağına yapılan sistematik yatırımlarla mümkün olacaktır.
"Geleneksel anlayışta mekanik tesisat; projelendirme, imalat ve montaj faaliyetleriyle sınırlı görülürken, gelecekte mesleğin merkezine bina performansı, enerji yönetimi ve yaşam döngüsü sorumluluğu yerleşecek..."
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com:Gelecekte mekanik tesisat mühendisliği ve müteahhitliği nasıl bir evrim geçirecek? Mesleğin tanımı sizce değişiyor mu?
Murat Suiçmez: Mekanik tesisat mühendisliği ve müteahhitliği, önümüzdeki dönemde uygulama odaklı bir meslek tanımından performans ve sistem yönetimi odaklı bir uzmanlık alanına doğru evrilmektedir. Bu dönüşüm, teknolojik gelişmelerden çok, enerji, sürdürülebilirlik ve işletme beklentilerinin köklü biçimde değişmesinin doğal bir sonucudur.
Geleneksel anlayışta mekanik tesisat; projelendirme, imalat ve montaj faaliyetleriyle sınırlı görülürken, gelecekte mesleğin merkezine bina performansı, enerji yönetimi ve yaşam döngüsü sorumluluğu yerleşecektir. Sistemlerin yalnızca doğru kurulması değil; tasarlandığı performansta çalıştığının doğrulanması, izlenmesi ve optimize edilmesi mühendislik hizmetinin ayrılmaz parçası haline gelmektedir. Bu çerçevede mühendis profilinin de değiştiğini görüyoruz. Hesap ve çizim becerileri temel olmaya devam ederken; veri analizi, dijital sistemler, commissioning ve işletme optimizasyonu bilgisi belirleyici hale gelmektedir. Benzer şekilde müteahhitlik, yalnızca işi teslim eden değil; sistem performansını garanti eden bir sorumluluk alanına doğru genişlemektedir.
Özetle mesleğin tanımı değişmektedir. Mekanik tesisat mühendisliği ve müteahhitliği, gelecekte bina değerini ve sürdürülebilirliğini belirleyen stratejik bir mühendislik disiplini olarak konumlanacaktır. Bu dönüşüme uyum sağlayan yapılar rekabet avantajı kazanırken, geleneksel sınırlar içinde kalanların zorlanması kaçınılmaz olacaktır.
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Geleceğin yapıları mekanik tesisat açısından nasıl tasarlanmalı? Teknoloji ve uygulama tarafında ne tür dönüşümler bekliyorsunuz?
Murat Suiçmez: Geleceğin yapıları, mekanik tesisat açısından reaktif değil öngörücü; ekipman odaklı değil, sistem odaklı bir yaklaşımla tasarlanmalıdır. Artan enerji maliyetleri, karbon azaltım hedefleri ve işletme beklentileri, mekanik tesisatı binanın tamamlayıcı unsuru olmaktan çıkarıp bina performansını yöneten ana bileşenlerden biri haline getirmektedir.
Tasarım tarafında en temel dönüşüm, erken entegrasyon ve bütüncül planlama olacaktır. Mekanik sistemler; mimari ve statik kararlarla eş zamanlı ele alınmalı, alan ihtiyaçları, yükler ve işletme senaryoları tasarımın başında tanımlanmalıdır. Bu yaklaşım, sonradan yapılan revizyonları azaltırken sistem verimliliğini ve işletme sürekliliğini artıracaktır. Ayrıca yaşam döngüsü maliyeti odaklı tasarım, yalnızca ilk yatırım değil; enerji, bakım ve yenileme gereksinimlerini de kapsayan bir değerlendirmeyi zorunlu kılacaktır.
Teknoloji tarafında ise yüksek verimli ve düşük karbonlu sistemlerin yaygınlaşması beklenmektedir. Isı pompaları, düşük sıcaklıklı ısıtma-soğutma sistemleri, atık ısı geri kazanımı ve yenilenebilir enerji entegrasyonu geleceğin standart çözümleri arasında yer alacaktır. Bununla birlikte, sistemlerin doğru çalıştığını garanti altına alan test, devreye alma ve performans doğrulama süreçleri tasarımın ayrılmaz bir parçası haline gelecektir.
Uygulama ve işletme boyutunda öne çıkan dönüşüm, dijitalleşme ve veri temelli yönetimdir. Sensörler, bina otomasyon sistemleri ve dijital izleme araçları sayesinde mekanik sistemler sürekli ölçülebilir ve optimize edilebilir hale gelecektir. Formun Altı
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: “Şantiye” sizin için ne ifade ediyor? Sahada yaşadığınız, iz bırakan bir deneyimi paylaşır mısınız?
Murat Suiçmez: Benim için şantiye, çizimlerin, hesapların ve kararların gerçek hayatla sınandığı yerdir. Mühendisliğin kağıt üzerinde değil, insanla, zamanla ve belirsizlikle birlikte çalışmayı öğrendiği alandır. Aynı zamanda ekip yönetimi, sorumluluk alma ve öngörünün en net şekilde test edildiği ortamdır.
İz bırakan bir deneyim olarak şunu söyleyebilirim: Büyük ölçekli bir projede, tasarım açısından doğru görünen bir mekanik çözümün sahada koordinasyon ve zamanlama nedeniyle uygulanamaz hale geldiğine bizzat tanık oldum. Teknik olarak sorun yoktu; ancak planlama ve disiplinler arası iletişim eksikliği, sistemi defalarca revize etmek zorunda bıraktı. O projede, iyi mühendisliğin yalnızca doğru hesap değil, doğru zamanda doğru kararı alabilme meselesi olduğunu çok net gördüm. Bu deneyim bana şantiyenin, teknik bilginin yanında organizasyon, iletişim ve öngörü gerektiren bir alan olduğunu öğretti. Bugün şantiye yönetimine bu kadar önem vermemizin temelinde de, sahada yaşanmış bu tür tecrübeler yatıyor.
Şantiye® & iklimlendirmeteknolojileri.com: Türkiye’de bu mesleği icra etmenin sizce en güçlü ve en zorlayıcı yönleri neler? Hem MTMD Başkanı hem de Acar Mekanik Sistemleri yöneticisi olarak, özellikle veri merkezleri gibi yüksek teknik gereklilikleri olan projelerde edindiğiniz deneyimler nelerdir?
Murat Suiçmez: Türkiye’de mekanik tesisat mühendisliği ve müteahhitliğini icra etmenin en güçlü yönü, yüksek adaptasyon kabiliyeti ve çok disiplinli problem çözme becerisinin doğal olarak gelişmesidir. Değişken mevzuat koşulları, hızla revize olan projeler ve sınırlı zaman baskısı altında çalışan ekipler, kısa sürede karar alabilen, sahada çözüm üretebilen ve teknik bilgiyi pratiğe dönüştürebilen bir mühendislik refleksi kazanmıştır. Bu yönüyle Türkiye, özellikle zorlu projelerde yetişmiş nitelikli insan kaynağı açısından güçlü bir potansiyele sahiptir.
En zorlayıcı yön ise, bu yüksek teknik kapasitenin kurumsal ve yapısal çerçevelerle yeterince desteklenememesidir. Belirsiz kapsam tanımları, fiyat odaklı ihale yaklaşımları ve standartların sahaya tutarlı şekilde yansıtılamaması; mühendislik kalitesini baskılayan temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, özellikle yüksek teknik gereklilikleri olan projelerde riskleri artırmakta ve mühendislik kararlarını zorlaştırmaktadır.
Veri merkezleri gibi kritik projelerde edindiğimiz deneyimler, bu tabloyu çok net ortaya koymaktadır. Bu tür yapılarda mekanik tesisat; süreklilik, yedeklilik, hassas kontrol ve enerji verimliliği gibi ölçülebilir performans kriterleriyle değerlendirilmektedir. En küçük planlama veya koordinasyon hatası dahi sistem güvenilirliği açısından kabul edilemez sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle veri merkezleri, mühendislik disiplininin, süreç yönetiminin ve ekip koordinasyonunun aynı anda güçlü olması gereken projelerdir. Bu deneyimler bize şunu göstermiştir Türkiye’de bu mesleğin en büyük gücü insan kaynağı ve sahadaki mühendislik refleksi, en büyük zorluğu ise bu gücü sürdürülebilir kaliteye dönüştürecek standart, süreç ve sözleşme altyapısının eksikliğidir. MTMD olarak temel hedefimiz de, bu potansiyeli kurumsal bir zemine taşıyarak sektörü daha öngörülebilir, daha güvenilir ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmaktır.

MTMD Asistanı Doğukan Kösedağ, MTMD Başkanı Murat Suiçmez ve MTMD Dernek Müdürü Mak. Y. Müh. Nilgün İlik

İklimlendirme Teknolojileri Yazı İşleri Müdürü Barış Odabaş, Şantiye® Yayın Yönetmeni Sertaç Aytaç, MTMD Başkanı Murat Suiçmez ve MTMD Müdürü Nilgün İlik
Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
6 Şubat 2026
Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®...
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...
Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır...
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...
BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR...
İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...
Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor.
Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın...
Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.
ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz.






