• Künye & Abonelik
  • Hakkımızda
  • Bize Ulaşın
Şantiye Dergisi
PERI
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor

Portre & Röportaj: İnşaat Sektörünün Başarılı Kadın Yöneticilerinden Hilti Türkiye Genel Müdürü Banu Deniz Çetinkol

Hilti Türkiye’nin Genel Müdürü Banu Deniz Çetinkol yatılı okul günlerinden İTÜ İnşaat Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarına, İstanbul Metro şantiyesindeki tecrübelerinden Hilti’de işe başladığı günlere ve Güney Afrika’da yaşadıklarına kadar hayatına dair birçok özel ayrıntıyı Şantiye® okurlarıyla paylaşıyor. İnşaat sektörü ve çalışma hayatıyla ilgili görüşlerini de dile getiren Çetinkol, “Bir kadın olarak hayalim pazarlama direktörlüğüydü. Bir sonrasını düşünemiyordum bile. Fakat kadın olarak artık vizyonu daha açık tutmak, daha fazla şeye aday olmak gerektiğine inanıyorum” diyor... Yeni neslin “fayda sağlamak” üzerine kafa yorması gerektiğini de vurgulayan Çetinkol, “Hayatta ‘bütünün hayrı’ diye bir şey var. Kendimizden daha büyük bir ekosistem içinde yaşıyoruz. O dünya içinde yapılan işle kime, neye fayda sağlandığı önemli. Bu unsuru düşünerek ilerlersek aslında birçok şey daha kolay oluyor... ” ifadelerini kullanıyor.

Resim Başlığı

BU ÖZEL İÇERİĞE, ŞANTİYE®NİN KASIM & ARALIK 2025 (414.) SAYISININ E-DERGİ VERSİYONUNDAN DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ. LÜTFEN TIKLAYIN...

“1976’nın sıcak bir temmuz günü Bandırma’da doğmuşum... Kalabalık bir aile ve samimi bir mahalle kültürü içinde büyüdüm. Çocukların sabahtan akşama kadar sokakta oynadığı, acıkıldığında arkadaşlardan birinin evine gidilip teklifsizce karnın doyurulup heyecanla tekrar sokağa dönüldüğü günlerdi. Mütevazı, her yönden sınırları belli bir hayattı; ve bundan da kimse rahatsız değildi...”

Yatılı okulun dönüştürücü bir etkisi olmuştu
“Güzel bir çocukluk geçirdim. Benden yaşça oldukça büyük sayılabilecek bir ablam ve ağabeyim vardı. Babam öğretmendi. Aile içinde en küçük çocuk olmanın avantajlarını yaşıyordum. Beş buçuk yaşımda ilkokula başladığımda ablam, ortaokula geçtiğimdeyse ağabeyim üniversiteye başlamışlardı. Çalışkan, başarılı ve aferin almayı seven bir öğrenciydim. Ortaokulu bitirdiğim sene yatılı olarak Eskişehir Fen Lisesi’ni kazanmıştım. Eskişehir’de yatılı eğitim görmek farklı bir deneyim olmuştu. O zamana kadarki mızmızlığım(!), şartlara uyum sağlamak zorunda kaldığımdan bir anda geçmiş, yemediğim-içmediğim birçok şeyi yer, içer olmuştum. O yönden yatılı okulun bende dönüştürücü bir etkisi olduğunu söyleyebilirim...” 

Pek bir şey hatırlamadığım, hayatımdaki kayıp yıl
“Daha ilk sene, şehir çok soğuk olduğundan, yakalandığım boğaz enfeksiyonuyla başlayan rahatsızlığımın, sydenham koresi olarak adlandırılan, boğazdan beyne nüksedebilecek riskli bir hastalık olduğu anlaşılmıştı. Üç hafta hastanede gördüğüm tedavinin ardından bir yıl da penisilin tedavisi aldığım ağır bir sürece girmiştim. Dolayısıyla Eskişehir yatılı okul maceram çok uzun sürmemiş, Bandırma’ya geri dönmüştüm. Lise ikinci sınıfta da ağır ilaç tedavileri nedeniyle okuldan gelir gelmez, pek ders çalışamadan yatmak zorunda kalırdım. Bir şey hatırlamadığım, hayatımdaki kayıp bir yıl gibidir...”

İTÜ İnşaat Fakültesini kazandığımı öğrendiğimde ağlamıştım
“Diğer taraftan yatılı okulun, benim de aslında çok sevdiğim sosyal ortamlar veya yatakhane sohbetleri gibi renkli yönlerinin tadını aldığımdan üniversite hayatı için hep şehir dışını hayal ediyordum. Sınava girdiğimde hedefim ablam ve ağabeyimin de mezun olduğu ODTÜ idi. Endüstri mühendisliği bölümü ilgimi çekiyordu. Okulu da birincilikle bitirmiştim ve beklentim yüksekti. Fakat sınav sonuçları açıklandığında, tercih listesinde en sonlarda yazdığım İTÜ İnşaat Fakültesi’ni kazandığımı öğrenmem bende büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Babam sabah elinde gazeteyle geldiğinde ağabeyim gazeteyi elimden kapıp listeden okumuştu sonucu... Ben önce dalga geçiyor zannetmiştim. Gerçek olduğunu anladığımda ağlamaktan gözlerim şişmişti. Sınav da çok iyi geçtiğinden ve çok yüksek bir puan beklediğimden nedenini bir süre anlamamıştım fakat meğerse o yıl Türki Cumhuriyetlere bir kontenjan tanındığından puanlar oldukça yükselmiş. Kazanamayan ve istediği bölüme giremeyen öğrencinin çok olduğu bir seneydi...”

Resim Başlığı

Meşakkatli bir yoldu
“Okul için kayda annemle gelmiştik. Kayıt günü, teyzemin Göztepe’deki evinden iki vasıtayla Maslak’a gidip gelmek ikimizi de çok yormuştu. Alıştığımız Bandırma şartlarına göre oldukça uzak ve meşakkatli bir yoldu. Fakat Boğaziçi Köprüsü’nden geçerken şehrin güzelliğine hayran olmuştum. Hala eşimle köprüden bazı geçişlerimizde sağa yanaşır yavaş yavaş, tadına vara vara geçeriz. O günler aklıma gelir...” 

Çemberlitaş Kız Yurdu’nda kalıyordum
“Okula başladığım ilk yıl hazırlık sınıfıydı ve dersler Gümüşsuyu’ndaki İTÜ Makine Fakültesi’nde yapılıyordu. Çemberlitaş Kız Yurdu’nda kalıyordum. İstanbul’a gelince bir anda sudan çıkmış balığa dönmüştüm. Büyükşehir beni yormuştu, okuldan çıkıp yurda gidip, yemek yer, hemen yatardım...” 

Okulu zaman geçtikçe sevmiştim
“Hazırlık sınıfının ardından Maslak’taki İTÜ Kampüsü’ndeki İnşaat Fakültesi’ne geçtiğimizde ise, biraz da Çevre Mühendisliğinin etkisiyle kızların bir nebze fazla olduğu bir binada eğitim görmeye başlamıştık. İlk kazandığımda hazetmediğim okulumu zaman geçtikçe sevmiştim. Hocalarını sevdiğim, ömürlük dostlar, yakın arkadaşlar edindiğim bir yerdi. Fakat yine de derslerde, uzatmadan bitirmiş olmama rağmen çok da başarılı olduğumu söyleyemem. Fizik derslerinde zorlanıyordum. Yapı statiği, mukavemet, akışkanlar mekaniği ise sevdiğim konulardı...”

Erkeklerle iyi anlaşır, iyi de küfrederdim
“65 kişilik sınıfta 8 kızdık. Az kız olduğumuzdan birbirimize bağlıydık fakat ben erkeklerle de çok iyi anlaşırdım. Erkek muhabbeti yapmasını, futbol maçlarını seyretmeyi sever ve kuralları bilirim. Ve iyi de küfrederim. O yıllarda okul kantinin gediklisiydim. Sabahtan akşama kadar kantinde kağıt oyunları oynardım... Beyoğlu ve Taksim sıklıkla gittiğimiz, keyif aldığımız yerlerdi. Mütevazı bir öğretmen çocuğu olmama rağmen pek bir şeyin eksikliğini de hissetmeden gezer tozardık...” 

İlk stajımı yaptığım İstanbul Metro şantiyesini sevmemiştim
“İkinci sınıftan üçe geçerken, 1994 yılında yaz stajımı Levent’teki İstanbul Metro şantiyesinde yapmıştım. İlk şantiye deneyimimdi. Sigortam da o dönem başlamıştı. O ortamda bayağı bir arkadaş edinmeme rağmen çok da keyif aldığımı söyleyemem. Bir sonraki sene ise stajımı Bandırma’da bir proje ofisinde tamamlamıştım. Şantiye stajından daha çok hoşuma giden bir süreçti. Okuldayken ise ENKA’da çalışmayı arzuluyordum. Hayalimdeki şirketti. Fakat ENKA’nın bir şantiyesi değil de ofisiydi düşündüğüm. O hayal gerçekleşmedi. 1997’de mezuniyetimden sonra ilk işim ise Şişli’de Beytem İnşaat oldu...” 

Babanın omzundan yükünü alalım
“Beytem İnşaat’taki iş görüşmesini, firmanın sahibi rahmetli Zühtü Şenyuva ile yapmıştım. Babacan bir adamdı. Görüşme esnasında öğretmenleri ve öğretmen çocuklarını sevdiğini söyleyip, beni işe kabul ettiğini ifade ederken, 'Babanın da yükünü omzundan alalım' cümlesini kurmuştu. O ‘anlamlı’ cümle ve görüşmeyi hiç unutamam. Beni çok duygulandırır. Çünkü o gün babam da, Ortaköy’deki Yahya Efendi Türbesi’ne gidip, benim bir iş bulmam için aynı ifadelerle dua etmiş...”

Kontrol mühendisi olarak çalışıyordum
“Beytem İnşaat’ta bir mimar arkadaşla beraber şantiyelerde kontrol mühendisi olarak çalışıyorduk. Müteahhitler firmaya ait inşaatları yapıyor, biz de şantiyeleri kontrole gidiyorduk. Aynı zamanda Beytem Plaza’nın bakım onarım işinden de sorumluyduk. Beytem, tam birpatron şirketiydi. Gün, tamamen Zühtü Bey’in neşesine göre şekillenirdi. Yani o gün kendisi iyiyse ofiste her şey iyi; kötüyse, birçok şey kötüydü. Aşağıdan, Zühtü Bey’in giriş yaptığına dair telefon gelir, herkes yoğun bir çalışma moduna girerdi. İş dünyası açısından da farklı günlerdi. Bizim kuşak haksız eleştiriye, normalden fazla çalışmaya itiraz etmeden işine devam ederdi. Elbette bu doğru değildi, ama bugünlerde de yöneticiler çok kolay mobbingle suçlanabiliyor. Yapıcı eleştiri ile mobbing arasında çok büyük bir fark var. O firmada çalıştığım iki buçuk yıl boyunca İngilizcemi geliştirmek için kurslara gider ve bir memur çocuğu olarak fırsat buldukça bir çeyrek altın da ‘kenara’ atardım...”

2001 dramatik bir yıldı
“Ardından Koçtaş’ın, Üst Bostancı’daki Koç Yapı firmasında çalışmaya başladım. Satın alma bölümüydü ve bir yıl kadar çalışabilmiştim. 2001 krizinin ilk döneminde, firma küçülmeye gitmek zorunda kaldığından, ‘son giren ilk çıkar’ prensibi uyarınca beni de işten çıkarmışlardı. Beklemediğim bir durumdu. Hem firmada hem de neredeyse tüm sektörlerde on binlerce profesyonelin işlerini bırakmak zorunda kaldığı dramatik bir dönemdi. Şirket de ağır ekonomik şartlara dayanamamış bir yıl içinde hepten kapanmıştı. Yeni evliydim ve evde depresif bir döneme girmiştim. İş ilanlarının azaldığı, işlerin daraldığı bir dönemde Beyoğlu’ndan aldığım İngilizce eğitim setleriyle evde İngilizce çalışıyordum...”

Her gece rüyamda Nestle’ye girdiğimi görüyordum
“Nadir çıkan ilanlardan biri olan Nestle ilanına başvurmuştum. Dört bin başvuru olmuş ve özgeçmişleri değerlendirerek bu sayıyı 1000’e düşürmüşlerdi. Aralarında olduğum bu 1000 kişi Maçka kampüsünde bir sınava tabi tutulmuştu. O sınavda önce ilk 100’e, sonra dailk 20’ye kalabilmiştim fakat maalesefilk 10’a girememiş, elenmiştim. O süreç dört ay sürmüştü ve ben her gece rüyamda Nestle’ye girdiğimi görüyordum...” 

Hilti’ye başladığım ilk senelerde hep işten çıkarılacağım korkusu yaşamıştım
“O günlerin ardından yine bir gazetede rastladığım Hilti’nin Bölge Satış Elemanı ilanına başvurmuştum. Gerçi pozisyonun aktif araç kullanımı gerektirmesi beni biraz tereddüde düşürmüştü ama eşimin bu konuda yardımcı olacağını söylemesiyle başvuruyu yapmıştım. Sonuçta ehliyetim vardı ama trafikte pek tecrübeli değildim. Kavacık’taki Hilti ofisine görüşmeye gittiğimde, o pozisyon dışında satış planlama departmanına da bir eleman alınacağı bilgisini vermişlerdi. Diğer yöneticilerin yapamadığı, yetiştiremediği işleri yürütecek, sonuçlandıracak bir pozisyondu. Çok farklı tecrübeler edinilebilecek bir görevdi. Sonuç itibariyle iki iş görüşmesinin ardından 8 Ekim 2001’de Hilti’de Satış Planlama Sorumlusu olarak göreve başladım. Fakat, bir önceki işim olan Koç Yapı’da işten çıkarılmış olmam bend etravmatik etkiler yarattığından ilk birbuçuk sene hep işten atılacağım korkusu yaşamıştım. O korku açıkçası uzun yıllar da sürdü...” 

Şantiyelerde “Getir Hilti”yi denirdi...
“Hilti Türkiye o dönem, satış ve mühendisliğe odaklı 60 kişilik kadrosu olan küçük, dışa kapalı bir şirketti. Yıllarca Türkiye distribütörlüğü yapan firmadan alınmıştı. Mevcut müdür de genel müdür olarak devam ediyordu. Girdiğim andan itibaren sevdiğim bir firma oldu. Tabii ben de birçok insan gibi Hilti’yi uluslararası bir marka olarak değil de genel kırıcılara verilen bir isim olarak biliyordum. Şantiyelerde ‘getir Hilti’yi denirdi ya...”

Pazarlamayla ilgili bir iş yapmak istiyordum
“Hilti’de Satış Planlama departmanında 2,5 yıl çalıştıktan sonra, 2004’te Lojistik Müdürünün ayrılması üzerine bana o pozisyon teklif edilmişti. Lojistik bildiğim bir konu olmamasına rağmen yöneticilik deneyimi edinmem isteniyordu. Çok bilmediğim ve ilgilenmediğim bir alan olduğu için başlarda çok keyif alamamıştım. Pazarlama ile ilgili bir iş yürütmek istiyordum. Hem Doğuş Üniversitesi’ndeki MBA eğitimimi de bitirmiştim. Öğrenmek ve yapmak istediğim iş pazarlamaydı. Bu arzum ancak 2007’de gerçekleşti ve pazarlama departmanına geçebildim. Müşteri Hizmetleri departmanı da bana bağlıydı. O dönem Hilti Türkiye için oldukça hareketli bir dönem oldu. İlk defa olarak fuarlara katılmaya başladık. Ben organize ediyor ve pazarlama ile müşteri hizmetleri departmanları olarak bu organizasyonlara zevk alarak katılıyorduk...” 

Şirket dışa açılmaya ve daha profesyonel bir yapılanmaya girdi
“O süre zarfında personel sayımız arttı ve Türkiye’ye Bulgaristan, Romanya ile Orta Asya bölgeleri de bağlandı. Yine odönem kanallardan, müşteri hizmetlerinden ,mağazalardan, satış ekibinden, marka iletişiminden ve fiyatlandırmadan sorumlu bir Stratejik Pazarlama Müdürlüğü pozisyonu oluşturuldu. Genel müdürümüz bölge müdürü oldu, yabancı bir pazarlama direktörü geldi, yurtdışından birkaç profesyonel daha şirkette işe başladı. Şirketin bir anda dışa açılmaya, çok daha profesyonel bir yapılanmaya girdiği bir dönemdi...” 

2013’te pazarlama direktörlüğü pozisyonuna getirildim
“Yurtdışında eğitimlere gidiliyor, bizebağlı olan Romanya ve Bulgaristan’a seyahatler gerçekleştiriliyordu. Online web sitemiz hayata geçiriliyor, müşteri yönetimi programları daha da teknolojik hale getiriliyordu. Bu kapsamda birçok görevin de sorumluluğu bendeydi. 2011-2013, hareketli ve çok tatmin olduğum bir dönemdir. Stratejik Pazarlama Müdürlüğü yaptığım iki yılın ardından 2013 yılında Pazarlama Direktörlüğü pozisyonuna getirildim ve yine başka hareketli bir dönem başladı. Fuar ve müşteri etkinliklerimizi tüm hızıyla sürüyor, yüzümüzü daha da dışa döndürüyorduk. Firmada çalışan sayısı 150’yi bulmuştu...” 

Dubai ve İngiltere’ye gitmeyi düşünürken Güney Afrika...
“Zannediyorum tüm bu çalışmalar ve çabalar takdir görmüş olmalı ki o dönemde beni genel müdür olarak düşündükleri bilgisini almıştım. Firmanın genel müdür havuzuna almak istiyorlar fakat bir yurtdışı tecrübesini şart koşuyorlardı. İlk bildirdikleri yerler Dubai ve İngiltere’ydi. Biz de eşimle, olabileceğine kanaat getirip olumlu görüş bildirmiştim. Fakat iki ay sonra Güney Afrika’daki organizasyonumuzda pazarlama direktörlüğü pozisyonunun boşaldığını ve oraya gidip gidemeyeceğim teklifi gelmişti. Pazarlama, bildiğimve çok sevdiğim bir işti. Dubai ve İngiltere’deki muhtemel görevler ise satış direktörlüğüydü. Henüz onlar da net olmadığından Güney Afrika’nın çok konuşulan güvenlik risklerini de göz ardı edip, adeta gözü karartıp, ailecek kararımızı verdik ve Güney Afrika’daki görevi kabul ettim...” 

Johannesburg’ta farklı kültürlerle tanışma, haşır neşir olma fırsatı yakaladık
“2017’de gittiğimiz ve iki yıl kaldığımız Güney Afrika bize çok keyif veren ve inanılmaz tecrübeler edindiğimiz bir yer oldu. Ofis ve evimiz Johannesburg’daydı. Yeşillikler içinde, havası tertemiz, günlük güneşlik, adeta cennet gibi bir yerdi. Fakat dramatik, acılar içinde bir tarihleri vardı ve bu çok da eski bir tarih değildi. Birçok acı tazeydi. Herkes gibi müstakil, bahçeli bir evde oturuyorduk. Oğlumuz Amerikan Koleji’ne başladı. İş arkadaşları ve iş çevremin yanı sıra oğlumuzun okulu dolayısıyla da Kore, Gana, Amerika gibi çeşitli ülkelerden, milletlerden arkadaşlar ediniyor, farklı kültürlerle tanışma, haşır neşir olma fırsatı yakalıyorduk. Ülkede sözü edilen güvenlik zafiyetleriyle ilgili ise bir sıkıntı yaşamadık fakat akşamları sokağa çıkmadığımızıda söylemem gerek...”

Resim Başlığı

Güzel koşuyormuşum ama kimsebeni takip etmiyormuş
“Güney Afrika’daki ofisimizde ilk başlardaişi o kadar ciddiye alıp, hemen başarılı olmayı arzulayıp, tez canlılıkla insanları öylesine sıkmışım ki beni İnsan Kaynakları Departmanına şikayet etmişlerdi. Genel Müdür bu konuyu konuşmak için davet ettiğinde, ‘Seni izliyorum. Güzel koşuyorsun fakat farkında mısın, kimse takip etmiyor seni. Biraz dur ve yavaşla istersen’ demişti. Geri bildirim kültürü Hilti’nin en olumlu taraflarından biridir. Kendini kötü hissettirmeden ayna tutulur. Bu uyarı üzerine daha dikkatli davranmaya başladıkça, oradakiçalışma arkadaşlarımla birbirimizi çok daha iyi anlayabilmiş ve çok verimli, uyumlu, başarılı bir ekip olabilmiştik...” 

Bambaşka bir kültürde başarılı olmak iyi gelmişti
“Ofiste pazarlama, satış direktörlerinin hakimiyetinde, yani biraz satış odaklı yürütülüyordu. Bu kapsamda pazarlama tarafını sıfırdan kurup güçlendirme fırsatı bulmuştum. O takımdaki arkadaşlarımın çoğu firmamızın değişik ülkelerdeki ofislerinde görevliler. Diğer taraftan Güney Afrika’daki organizasyonumuzda mühendislik tarafı Türkiye’deki kadar güçlü değildi. Orada güçlü bir mühendislik altyapısı kurma, geliştirme anlamında da katkılarım oldu. İşleyen bir yapı bırakmak iyi gelmişti. Öyle bir ülkede, bambaşka bir kültürde başarılı olmak bana güven vermişti...” 

İlk yıl tansiyonum devamlı yüksek çıkıyordu ve kalp ritmim bozulmuştu
“Güney Afrika’daki iki yılın ardından 2019’un başında Türkiye’ye genel müdür olarak döndüm. 2018’de başlayan ekonomik krizin etkisini tüm ülkede artırdığı, oldukça sorunlu bir dönemdi. İş güvencesi çok yüksek olan firmamızdan bile bazı arkadaşımızla vedalaşılmak zorunda kalınmıştı. Moraller bozuk, ortampek keyifli değildi. Ben de önemli bir terfi alıp, kendime göre bir başarı elde ettiğimden mutlu olacağıma o yılı çok olumsuz duygularla geçirmiştim. Kendimi yalnız hissediyor ve nasıl toparlayacağımı açıkçası bilemiyordum. Bu süreçte bir koçla çalışmaya başladım. O süreç ve ondan aldığım öneriler bana oldukça iyi gelmişti. Pozitif liderlik, kendini sabote eden düşünceleri dinlememe konuları üstüne çalışıyorduk. Yine de o ilk bir yıl tansiyonum devamlı yüksek, kalp ritmimin bozuk olduğu bir dönemdir. Kadın genel müdür olmam da bende farklıbir gerilim yaratıyordu; başarısız olmam, kadınlığıma bağlanacak gibi geliyordu...” 

Biraz toparlanmaya başlarken pandemi patladı
“Yılın sonuna doğru işler biraz toparlanmaya, tekrar güven tesis etmeye başladık fakat bu sefer de 2020’yle birlikte pandemi patladı. Bu süreçte işler birden durduğundan tekrar küçülmeye gitmek zorunda kalmıştık. Ancak 2021’den itibaren çok daha verimli bir döneme girebildik. O iki yıl boyunca yaptığımız plan ve tutarlı işler meyvelerini vermeye başlamıştı. Şirketin yüzünü yine dışarıya döndürmeye çalıştık. İnsanların yüzü de gülüyordu. O yıl çalışılabilecek en iyi iş yerlerinin seçildiği organizasyonlardan önemli ödüller kazandık. Başta Yönetim Kurulunda Kadın Derneği olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşunda da görevler aldım. Mentorum İzzet Garih vasıtasıyla kendimi oldukça geliştirme fırsatı buldum. Dolayısıyla 2021, 2022 ve 2023 harikulade geçti diyebilirim. Firmada yaklaşık 300 kişiye ulaştık. Fakat ülke ekonomisi 2024’te yeniden teklemeye başladı; bu yılın ise ikinci yarısından itibaren biraz düzelme sinyalleri alıyoruz...”

İlk işlerimden biri, çalışma arkadaşlarımla samimi bir iletişim kurmaktı
“Genel müdür olarak göreve geldiğimde en büyük tedirginliğim, insanların şirkete güven sorunuydu. Çalışan arkadaşlarımız haklı olarak işten çıkarılabilecekleri tedirginliği yaşıyorlardı. Bu da güvensizliğe yol açıyordu. Ayrıca finansal sonuçlarımız pek iş açıcı değildi. 2018 zararla kapatılan bir yıldı ve bir an önce bir şeyleri toparlamam gerekiyordu. İlk işlerimden biri, çalışma arkadaşlarımla samimi bir iletişim kurmak olmuştu. Ne hissettiklerini, ne tür sorunları olduğunu anlamaya çalışmıştım. Çünkü birçoğunda çalışma isteğinin kaybolduğunu görebiliyordum. İşleriyle ilgili bir tedirginlik içindeydiler ve kendilerini işe tam anlamıyla odaklayamıyorlardı. Onlara tekrar güven vermek, iş için heveslendirmek en çok üstünde durduğum unsurdu...” 

Devamlı sahadayız ve niteliği yüksek çözümler sunuyoruz
“Hilti’nin iş modeli doğrudan satış... Bayimiz yok ve devamlı sahadayız. İnşaat sektörüne niteliği yüksek ürünler, çözümler sunuyoruz. Bunu da tümüyle kendi çalışma arkadaşlarımızla yapıyoruz. Onları sürekli eğitiyoruz. Mühendislik tarafımız çok güçlü. Bu kapsamda100 kişilik bir saha satış ekibimiz var. Yaklaşık 15 tane de saha mühendislik ekibimiz bulunuyor. Bu arkadaşlarımızhem proje ofislerini hem şantiyeleri ziyaret edip saha satış ekibimize destek oluyorlar. Herkesin belli bir bölgesi ve iş kolu var. Bazılarımız İstanbul’da Asya tarafına bakıyor, bazılarımız sadece kabayapı yapan firmalara bakıyor. Aynı bölgede başka bir arkadaş da mesela sadece mekanik, endüstri, enerji alanında faaliyet gösteren firmalarla ilgileniyor. Onun dışında bir müşteri hizmetleri bölümümüz, telefonda hizmet eden bir içsatış departmanımız var. Yani sahadaki arkadaşlarımızın ulaşamadığı müşterilere de ulaşıyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıllarda Ankara’da bir mühendislik bölümü oluşturuldu. Meta bölgesine 60 kişilik bir ekiple buradan hizmet veriliyor...”

Evim gibi hissediyorum
“İnsanın kendini iyi hissettiği yerde çalışması çok anlamlı. Hilti’yi evim gibi hissediyorum, adeta ikinci bir adres gibi. 2001’de başladığımda 25 yaşındaydım. 27 yaşında ilk defa yurtdışına Hilti vasıtasıyla çıktım, ilk pasaportumu Hilti vasıtasıyla aldım. 2006’da oğlum bu firmada görev alırken doğdu. İlk evimizin taksitlerini Hilti’de çalışırken ödedik. Güney Afrika ise tüm ailemiz için inanılmaz bir deneyimdi. Tüm dünyadan birçok kültür ve insan tanıma fırsatı bulduk. Bizim dışımızda koca bir dünya olduğunu anladık...”

Şantiyelerde verimliliği sağlamayı önemsiyoruz
“Hilti’nin varlık sebebi yenilikçilik. Ürettiğimiz her üründe öncü olmayı kafasına takmış bir şirketiz. Yani bir ürünü ilk olarak piyasaya sunmak, inovasyon yapmak bizim için çok önemli. Bugünlerde yazılım, akülü makineler ve makinelerin birbirleriyle iletişimi üzerine yoğunlaşıyoruz. Ürettiğimiz her ürün eve yazılıma, gelişen dünyanın dijital unsurlarını ekliyoruz. Şantiyelerde verimliliği sağlamayı önemsiyoruz. Tüm sektörlerde bir gelişim görülürken inşaat sektörü teknoloji konusunda maalesef çok ağır adımlarla ilerliyor. Başka sektörlerde verimlilik yüzde 100 artarken inşaatta son otuz senede çok da kaydadeğer bir ilerleme yok. Dolayısıyla Hilti olarak inşaatlarda verimliliği sağlamayı en önemli misyon edindik. Gelirimizin önemli bir kısmını Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Bu kapsamda akülü ürün grubumuz her geçen gün gelişiyor. Büyük kırıcılarve karot makineleri yavaş yavaş akülü hale geliyor. Ayrıca henüz Türkiye’ye getirmediğimiz şantiye yönetimi yazılımımızın gelecek dönemde şantiyelerde oldukça dikkat çekeceğine ve verimlilik yaratacağına inanıyoruz. Fieldwire isimli bu dijital çözümümüz sahadaki bütün disiplinleri kapsayan, onlara verimlibir çalışma ortamı sağlayan bir çözüm olacak...” 

Resim Başlığı

Ürün ve servislerimizi çok daha özveriyle anlatmamız gerekiyor
“Türkiye’de verimlilik ve kalite algısı gelişime açık. Geliştirdiğimiz teknolojik ürünler istediğimiz kadar geniş bir kesimde karşılık bulmuyor. Bugünlerde çözümlerimize ilginin enerji ve endüstri sektöründe hizmet veren firmalarda daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Ekonomimiz de dalgalı olduğundan biraz daha kısa vadeli düşünüp, uzun ömür ve verimliliğe yatırım yapmayabiliyoruz. Ucuza alınıp, kısa bir süre kullanılıp, sonrası zaten çok da öngörülemediğinden kısa vadeli çözümler, nispeten düşük kaliteli ucuz ürünler tercih edilebiliyor. Bu da bizim ürün ve servislerimizi çok daha özveri ile anlatmamızı gerektiriyor. Yani Avrupa’da sahada çalışan bir arkadaşımızla Türkiye’de sahada satış yapan arkadaşımızın verdiği emek arasında çok büyük farkgörülüyor...” 

Ülkedeki ekonomik durumu anlatmakta zorlanıyoruz
“Hilti merkeze ülkedeki ekonomik durumu enflasyon ve devalüasyonu anlatmakta uzunca bir süre zorlandık. Birde Türkiye birçok pazara göre gerçektenucuz bir pazar. Zaman içinde bu dinamiklerionlar da yavaş yavaş kabul etmeye başladılar. Ayrıca Türkiye’deki insan kaynağını son derece kaliteli buluyor ve takdir ediyorlar. Dünyanın birçok ülkesinde Türkiye’den yetişmişçalışanlarımız önemli pozisyonlarda görevalıyor...” 

Eşimle eksikliğini hissediyoruz
“2000 yılında evlendim... Eşim elektronik mühendisi. Uzun yıllar donanım satışıyla ilgilenip, sonrasında yazılım tarafına geçti. Oğlumuz 2006 yılında doğdu. Koç Yapı’da işten çıkarılmam bende travmatik bir etki yarattığından her an işsiz kalacağım korkusuyla uzunca bir süre çocuk istememiştik. Oğlum18 yaşına kadar basketbol oynadı. Enson takımı İTO’da İstanbul şampiyonu oldular. İki ay önce ise Milano’da ekonomi eğitimi almaya başladı. Babası da ben de mühendis olmamıza rağmen kendisi mühendislik istemedi. Mühendisliği biraz meşakkatli buluyor. Kendi işini kurmaya, ticaretle uğraşmaya daha hevesli. Tek çocuğumuz olduğundan şimdi evde eşimle bayağı bir eksikliğini hissediyoruz...”

Pazarlamayla senelerdir iç içeyim veçok seviyorum
“Mühendislik eğitimi almama ve asıl mesleğim mühendislik olmasına rağmen pazarlamayla ilk tanıştığım anlarda sevmeye başladım. Okulda gördüklerimizden oldukça farklı ve zevkli konulardı. İçinde insan, duygu var ve yapılan şeyin karşılığını görebiliyorsun. Bana hitap ediyordu. Netice itibariyle pazarlamayla uğraşmaya karar verdim ve genel müdürlük pozisyonuna gelmeme rağmen pazarlamayla da senelerdir iç içeyim. Gönlümde hala ayrı bir yerdedir. Gelişmeleri takip ediyorum. Dijital taraf çok hızlı ilerliyor. Onları anlamaya çalışıyorum. Doğrudan satış firması olmamıza rağmen müşterimize ulaşabilmek ve verilerden faydalanıp, yine müşterilerimize sunacağımız bir değer üretmek için dijital unsurlardan olabildiğince faydalanmaya gayret ediyoruz. Pazarlamanın dijital tarafı, yapay zeka, sosyal medya ve nöromarketing alanları ilgimi çekiyor...” 

Yürürken düşünmek, şükretmek...
“Yürümekten çok keyif alıyorum. Yürürken düşünmek, şükretmek, tefekkür etmek ve etrafı seyretmek hoşuma gidiyor. O süreçte aklıma fazlasıyla yaratıcı fikir geliyor. Onları telefona not alıyorum ve sonrasında çok faydalanıyorum. Güney Afrika’da alıştığımız için Şile’de de küçük bahçeli bir ev sahibi olduk. Hafta sonlarını orada geçiriyor, domates ve salatalık falan yetiştiriyoruz. Nar ağacımızın üstünde bir tane nar var. O kıymetlimiz bizim. Doğayla bir arada olmayı, kitap okumayı seviyorum. Tercihim iş kitaplarından ziyade romanlar oluyor. Şirketimizdeki kitap kulübüne üyeyim. Bu kapsamda her ay bir kitap okuyor ve sonra birlikte değerlendiriyoruz. Onların dışında yaş itibariyle vücudumu da sağlıklı tutmak adına pilatese başladım. Yavaş yavaş spora yönlenmeye çalışacağım. Arkadaşlarımla bir araya gelmeyi çok severim, onlarla gezip tozma, bir şeyleryeme içme bana hep keyif verir...” 

Beraber çok şey öğreniyoruz
“Şirketin en yaşlılarından biriyim. Hilti’ye 25 yaşında başlamıştım, şimdi 49 yaşındayım. Yaş ortalamamız ise 35, 36. Yani genç bir jenerasyon. Hilti, geleni çabuk sarıp sarmalayan bir kültüre sahip. Çalışma arkadaşlarımla beraber çok şey öğreniyoruz. Daha gençler daha tecrübelilerden öğreniyor, bizler de yeni nesilden öğreniyoruz. Jenerasyon çatışmasını çok yaşamıyoruz, aksine birbirimizden öğrenmeyi seviyoruz...” 

İnşaat sektöründe kadın istihdamını artırmaya çalışıyoruz
“Hilti’ye başlamak, pazarlama direktörü olmak, Güney Afrika’ya gitmemiz, oğlumun doğumu ve tabii ki genel müdür olmam benim önemli dönüm noktalarımdan bazıları. Bir dönüm noktam da Yönetim Kurulunda Kadın Derneği’ndeki çalışmalarımdır. Şirketin dışında birşey yapmak ve kendine benzer kadınlarla bir arada olmak motivasyon ve bilgi alışverişi açısından oldukça önemli. Biz şanslı kadınlarız ve kesinlikle diğerkadınları da desteklememiz gerekiyor. Özellikle inşaat sektöründe kadın sayısı çok az. Kadınların çok tercih ettiği bir alan değil. O yüzden kadın istihdamını nasıl canlandırabileceğine kafa yoruyoruz. Bu kapsamda dernekteki mentorum İzzet Garih bana bambaşka bir dünyanın pencerelerini açtı. Görmüş geçirmiş, yaşça büyük, genel görgüsü, vizyonu, bilgisi derin birinden fikirler ve feyz almak iyi geldi. Yani o süreç de bir dönüm noktasıdır benim için...” 

Resim Başlığı

Bir kadın olarak bir sonrasını hayal bile edemiyordum
“Erkekler özgüvenleri daha yüksek yetişiyor,o yüzden kadınlar başarılı olma veya bir göreve aday olma konusunda kendilerine çok daha fazla yükleniyorlar. Benim hayalim pazarlama direktörü olmaktı ve bir sonrasını hayal bile edemiyordum. Fakat kadın olarak artık vizyonu daha açık tutmak, daha fazla şeye aday olmak gerektiğine inanıyorum. Çocuk doğurmak ve annelik de kadınları, özellikle işe dönme sürecinde iş hayatında biraz zorluyor. O süreçte özellikle iş yerinden destek şart. Diğer taraftan iş dünyası erkekler kulübüne dönebiliyor. Ama bunlar yavaş yavaş kırılacak. Hilti Türkiye’de iki satış direktörüve pazarlama direktörümüz erkek; finans, insan kaynakları ve lojistik direktörlerimiz kadın. Dolayısıyla beni de sayarsak üst yönetimde kadınların ağırlıkta olduğu bir firmayız...” 

Keyif almam, mutlu olmam, katkıda bulunmam lazım
“Hilti’de tabii bazı önceliklerimiz var. Bunlardan biri, firma kültürümüz olan çalışan arkadaşlarımızın keyifle, zevkle ve verimli bir şekilde çalışmaları sağlamak. İkincisi, işlerimizi uyumluluk ve etik çerçevede yürütmek. Etik konusunda Hilti oldukça takıntılı bir firma. Üçüncüsü tabiiki kar etmek. Dördüncüsü de müşteri memnuniyeti. Dolayısıyla çalışmalarımız bu unsurlar çerçevesinde şekilleniyor. Bireysel olarak ise yaptığım işten keyif almak benim için önemlidir. İşe zevkle gelmem lazım, insanları görünce mutlu olmam lazım, gelişmem ve katkıda bulunmam lazım. Ve bu katkının değer görmesi, bunun karşılığını almam lazım...” 

Teknoloji ve günün olanaklarından faydalanılmalı
“Başarı için öncelikle iyi niyetli olmak gerektiğine inanırım. Her ne yapılıyorsa negatif unsurlar içeren bir gündem olmadan iyi niyetle işin yürütülmesi gerekir. İkincisi çok ve akıllıca çalışmak şart. Çok çalışmadan başarı gelmiyor. Akıllı da çalışılmalı, yani teknolojiden ve günün olanaklarından faydalanılmalı. Üçüncüsü ise yapılan işin tutkuyla, severek yapılması. Yapılan işten zevk alınmıyorsa başarı kazanılması da o kadar zor. Ve tabii networking. Ben bu konuda çok başarılı değildim ama önemini anladıktan sonra odaklanmaya başladım. Bu anlamda salt faydalı olacağı için iletişim kurulması değil de farklı kişilerden öğrenilecek şeylere odaklanmak önemli olan. Ufuk açıcı kişilerle tanışmak gerçekten insanı geliştiriyor...” 

Bütünün hayrı...
“Yeni neslin gerçekten fayda sağlamak üzerine kafa yormasını isterim. Yani yapılan şey, kendinden başka neye fayda sağlıyor? Hayatta ‘bütünün hayrı’ diye bir şey var. Kendimizden daha büyük bire ekosistem içinde yaşıyoruz. Çok daha büyük bir dünya var. O dünya içinde yapılan işle kime neye fayda sağlandığı önemli. Bu unsuru düşünerek ilerlersek aslında birçok şey daha kolay oluyor. İşte o zaman tutku da geliyor. Yapılan işin bir şantiyede müthiş bir verimlilik sağlaması veya bir işçinin bel fıtığı olmasının engellenmesi... Bunlar çok önemli şeyler. Yaşam düsturumda sürekli ‘ben’ yok. ‘Ben’ gitgide hayatımızda bize pompalanan bir anlayış, ama hayat ‘ben’den ibaret değil. Senden daha büyük bir bütün var. O bütüne sağlanan fayda çok daha önemli. O yüzden yeni nesle, yaptıkları iş ve hayatlarında anlam bulmaları için bu anlayış çerçevesinde ilerlemelerini öneriyorum...” 

İnşaat sektöründe nitelikli işlerde durgunluk hakim
“İnşaat sektörü deprem bölgesinde biraz hareketli ama onun dışında özelliklenitelikli işlerde bir durgunluk hakim. Konut inşaatları ağırlıkta. Büyük bir proje olarak, müşterimiz olan ve ürünlerimizin de sıklıkla kullanıldığı Akkuyu Nükleer santrali projesi dikkat çekiyor. Enerji sektörü ve yatırımları şu anda odaklandığımız iş alanlarından. Enerjiye ihtiyaç hiç bitmiyor ve devamlı yatırımların yapıldığı, en azından yenileme pazarının yoğun olduğu bir alan. Dolayısıyla bizlerde inşaat sektöründe kaybettiğimiz safları enerji ve endüstri tarafından toparlamaya çalışıyoruz...” 

Sektöre girmek her açıdan çok kolay
“Türkiye’nin inşaatla ilgili yönetmelikler ve yasal mevzuat oldukça iyi. Sadece denetim mekanizmasının pek sağlıklı yürümediği görülüyor. Bir de inşaatları doğru insanlar yapamayabiliyor. İnşaat sektörüne hem mühendislik hem işçilik hem de ticari olarak girmek çok kolay. Yurtdışında mezun olan bir öğrenci hem en mühendis sıfatını alamıyor. Bayağı bir tecrübe edinmesi ve yeterliliklerini kanıtlaması gerekiyor. Halbuki ülkemizde mezun olur olmaz katlarca binaya imza atılabiliyor, bunun için düzgün bir engel yok. Türkiye’de maalesef denetim ve sertifikasyon tarafı oldukça zayıf. Bunların üstüne bir de ahlaki tarafı yeterince gelişmemiş insanları koyunca güvensiz ve konforsuz evlerde yaşamak kaçınılmaz oluyor.”

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
7 Aralık 2025


Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®... 
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...

Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır... 
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...

BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR... 

İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...

Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor. 

Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın... 

Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.

ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz. 

 E Dergi
 E Dergi
 E Dergi
  • AJANDA
  • 10 Soruda VRF Klima Sistemleri

    6 Ocak 2026 / 11.00

  • 10 Soruda İnşaat Sektöründe Döngüsellik

    8 Ocak 2026 / 14.00

  • 10 Soruda “TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı ve Güncel Düzenlemeler”

    15 Aralık 2025 - 13.30

  • 10 Soruda İnşaat Sektörü 2025’i Nasıl Geçirdi; 2026 ve Sonrasından Ne Bekleniyor?

    1 Aralık 2025 - 11.00

  • 10 Soruda XPS Yalıtım Malzemesi

    6 Kasım 2025 Perşembe

BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN

Şantiye Dergisi

HAKKIMIZDA

İNŞAAT sektörünün buluşma noktası ŞANTİYE®, “GÜVEN”i temsil eden “BASILI BİR YAYIN” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla yapı sektörünün en önemli iletişim platformlarından ve veri kaynaklarından biri olmaya DİJİTAL ORTAMLARDA DA devam ediyor... 1988'den bu yana basılı yayıncılıkta olduğu gibi...

KURUMSAL

  • Hakkımızda
  • Künye & Abonelik
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni

KATEGORİLER

  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor
  • Güncel
  • Ajanda

© 2024 santiye.com.tr - Tüm hakları saklıdır.

  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • İletişim
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni