Atatürk Kültür Merkezi'ndeki ilk Senfoni Bitmek Üzere...

Son teknoloji sahne mekaniğinden yüksek akustik ve yangın standartlarına, camın taşıyıcılığından istifade edilen ön cephesinden opera binasının elipsoid geometrisine kadar birçok etkileyici özelliğe sahip AKM’deki o meşakkatli, büyük ve etkileyici “İlk Senfoni” bitmek üzere... Bu özel projenin inşaat sürecini Sembol İnşaat & Yeni Yapı Konsorsiyumu’ndan Samet Dibek ve Hakan Karslı okurlarımız için özetledi...

AKM PROJESİNİ, MAYIS-HAZİRAN 2021 (387.) SAYIMIZIN E-DERGİ VERSİYONUNDAN OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

Resim Başlığı

Ekonomik ömrünü tamamlaması dolayısıyla 2018 yılında yıkılmasının ardından 2019’un şubat ayında temeli atılan ve Tabanlıoğlu Architects imzasını taşıyan Atatürk Kültür Merkezi inşaatında sona yaklaşılıyor.

Beş bloktan oluşan yapıda 2 bin 40 seyirci kapasiteli bir Opera Salonu, 805 kişilik bir Tiyatro Salonu, Sergi Salonu, Kütüphane, Kayıt Stüdyosu, Bale Çalışma Salonları, Solist ve Orkestra Çalışma Odaları, Prova Salonları, Sanat Galerileri ve otopark bulunuyor. Ana bloğun en üst katında ise 360 derece manzarası olan lüks bir restoran hizmet verecek.

Binanın cephe tasarımında gün ışığından maksimum verim alınması hedeflenirken, çevreci bir anlayışla tasarlanan yeşil çatı sistemi, en son teknoloji kullanılarak hazırlanan sahne mekaniği sistemleri, dünyaca ünlü akustik tasarımcıların katkılarıyla şekillenen salonlar ve prova odaları, projenin önemli özellikleri arasında yer alıyor. Atatürk Kitaplığı’na bağlanan Kültür Sokağı ise kütüphane, çocuk sanat merkezi, müzik platformu gibi 24 saat yaşayan bir merkez olarak tasarlanmış.

Projedeki güncel gelişmelerle ilgili bilgi aldığımız inşaatın müteahhit firması olan Sembol İnşaat & Yeni Yapı Konsorsiyumu’ndan Yeni Yapı İnşaat Genel Müdür Yardımcısı Samet Dibek ve Sembol İnşaat Projeler Koordinatörü Hakan Karslı, öncelikle dünya standartlarında böyle önemli bir projede yer almanın kendileri için de çok önemli olduğunu dile getiriyorlar. Eski AKM’nin doku ve hatırasının korunduğu projenin neredeyse tamamlanmak üzere olduğunu söyleyen Dibek ve Karslı, “Bugünlerde (2021 Mayıs) fiziki olarak %90 seviyelerindeyiz. En kısa sürede tesisi son kullanıcıya kısmi de olsa vererek önce yerleşilmesi, sonra işletmeye adapte olunması ve akabinde açılışa uygun olarak provaların tamamlanabilmesini amaçlıyoruz. Şimdiki odak noktamız ise tahmin edileceği üzere salonlar ve fuayeleri. Zaten işin zor ve hacimli kısmı da oralarda. Bir yandan da uluslararası standartlarda bir sahne mekaniği yapım işi devam ediyor. Öyle basit asansörler gibi düşünmeyin. Kocaman bir motor yapıyor gibiyiz, devasa bir mühendislik işi... Birçok farklı etkinlik ve gösteriye olanak sağlayacak çok fonksiyonlu bir sahne sistemi de eş zamanlı ilerliyor” ifadelerini kullanıyorlar.

Resim Başlığı

Daha ne kadar zorlanabiliriz ki?..
AKM inşaatının başlı başına bir “challenge” olduğunu vurgulayan Samet Dibek ve Hakan Karslı, proje ve inşaat sürecinde yaşananlarla ilgili şu bilgileri veriyorlar: “Bizler için başından sonuna kadar her aşamada ‘daha ne kadar zorlanabiliriz ki’ dediğimiz bir proje oldu. Üzerine bir de deprem, pandemi, pandeminin getirdiği ekonomik süreçler bindirince cidden ağır tecrübeler yaşadığımızı söyleyebiliriz. Deprem belki unutulmuş olabilir ama biz o dönem 3-4 gün boyunca artçı sarsıntıların olma riski nedeniyle beton dökme işlerimizi durdurmak zorunda kalmıştık; ki bu süre kaba yapı için büyük bir süredir...

Dünyanın toprağı çıktı
Şehrin tam merkezi, hatta kalbinde çok titiz bir iş yapmak zorundaydık. Sırf malzeme getirebilmek için ulaşım izinleri uzun bir mesai gerektirdi. Taksim Meydanı bilindiği üzere büyük araçların serbestçe girip çıkabileceği bir yer değil. Dile kolay 85 bin m3 beton döküldü. Kilometrelerce kazık ve ankraj yapıldı, 300 bin m3 hafriyat buradan, yani şehrin göbeğinden çıkarıldı...

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Binanın altından Taksim-Kabataş füniküler hattı geçiyor
Sembol İnşaat & Yeni Yapı konsorsiyumu olarak aslında sözleşme ile birçok bilinmeze imza atmışız... Daha ‘dakika bir, gol bir’ dedirtecek şekilde, kazıkları çakmadan kadastral sınır problemleri yaşadık. Sonra kayıtlarda görünmeyen altyapı hatları tespit edildi. Çok eski bir yerleşkeden bahsediyoruz. Her adımda yeni bir sürprizle karşılaştık. Binanın altından Taksim-Kabataş füniküler hattı geçiyor mesela. Bir gece akustik laboratuvar ekibimizi buraya taşıdık, en alt kattan metronun geçişini/titreşimini dinledik. Bu problemlerin her birini bertaraf ederken de çevreyi rahatsız etmeden, hizmetleri kesintiye uğratmadan, tehlike arz etmeden çalışmanız gerekiyordu. Hem elektriğe, suya, doğalgaza zarar vermeyeceksiniz, hem ağaçların dallarını dahi kırmadan koca koca makineleri çalıştıracaksınız hem de çevre yolların trafiğini bozmayacaksınız. Mucizeyi başarmamız istendi. Gümüşsuyu cephesinde ağaçlar vardı mesela...  Onları incitmemek için binayı 2 metre içeri kaydırmak zorunda kaldık. Önemli bir hatıra bizim için...

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Orkestra yönetiyor gibiydik
Dünyada olmayan bir teknolojiyi getirdiğimizi söylemek haksızlık olur. Ama her şeyin az bilinenini, az rastlananını birbiriyle birleştirerek kullanmak zorunda kaldık ve bunu çok kısıtlı bir zaman ve lojistik çerçevede yaptık. Bir çeşit orkestra yönetiyor gibiydik, kocaman bir orkestra...

Hem yangın hem akustik donanıma sahip kapılar...
Hem yangın hem de akustik donanıma sahip endüstriyel kapılarımız vardı ve bu iki özelliği birden sağlayan çok büyük ebatta kapılar bulamadık. Üreticilerle görüştük, aynı geçişte birden fazla kapı kullandık. Çift tamburlu, kocaman kapılar yaptık. Tabi, ‘yaptık’ demekle bitmiyor; bu bir Ar-Ge çalışması, bunu sertifikalandırmak da şart. Akustik partnerimizin laboratuvarında düzenek kurduk, bir sürü kombinasyonu denedik. Altı üstü kapı deyip geçemiyorsunuz. Buradaki binden fazla kapının içerisinde üç yüz elliden fazla tip var. Yani her üç kapıdan biri farklı demek oluyor...

AKM PROJESİNİ, MAYIS-HAZİRAN 2021 (387.) SAYIMIZIN E-DERGİ VERSİYONUNDAN OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

İtalya’dan özel sır ısmarladık
57 metre açıklıklı çatı makas sisteminden camın taşıyıcılığından istifade ettiğimiz ön cepheye, opera binasının elipsoid geometrisinden aslının aynısını ürettiğimiz replika merdivene kadar her bir alım, her bir uygulamanın ayrı bir hikayesi var... Özel üretim seramiklerimizin rengini mimara beğendiremedik mesela. Kırk dereden su getirdik... En son İtalya’dan özel sır ısmarladık ana salon küresinin kırmızısı için. Opera elipsoidi özelinde ise her şey çok sıra dışıydı... İçinden dışına, çelikleri kanaviçe işler gibi işledik. Tüm elemanların geometrisi birbirinden farklı, her birinin yeri çok özel ve bunu çelikle yapmamız isteniyordu. Hesaplar bu şekilde kurtarıyordu daha doğrusu. Uygulamacılarımızın da çok yorulduğu bir iş oldu. Diğer taraftan birçok tedarikçimize sertifikalar da kazandırdık. Talep ettiğimiz için kendilerinin bile bilmedikleri sertifikaları almak zorunda kaldılar. Kısaca hepimize fazlasıyla katma değer yaratan bir proje oldu...

Çatıya asılan, camın taşıyıcı özelliğinden faydalanılan çok özel bir cephe
Projede belki inovasyon olarak sayılmayabilir ama Türkiye’de eşine az rastlanır imalatlardan biri olarak cam taşıyıcılı ön cepheden bahsedebiliriz. Cephenin statik hesabını yaptırmak için epey uğraştık. Alanında iyi olduğu bilinen birçok isim, riskli görerek bu hesabın altına girmek istemedi. Cephe, çatıya asılan, zemine taşıyıcılık aktarmayan, camın taşıyıcı özelliğinden faydalandığımız çok özel şeffaf bir cephe. Bu yükseklikte Türkiye’de başka bir örneği de yok. Gerek ikonik önemi gerekse mühendislik açısından bu cephenin bitişi bizi çok duygulandırmıştı. Çok geceler bizleri uyutmadığını hatırlıyoruz...

Resim Başlığı

Her değişkenin akustiği nasıl etkilediği sorgulandı
Ahşap uygulamalarda mimarın ve akustik danışmanın taleplerini karşılamakta da zorlandığımızı söyleyebiliriz. ‘Terzi usulü’ derler ya; her parça projeye uygun olarak tek tek üretildi. Opera binasının dış yüzeyi hiçbir dilimi bir diğerine benzemeyen seramik parçalardan oluşuyor. Yani biz inşaatçılar bir konut veya bir oda tipi yaparak bir sürü site, otel yapmayı severiz aslında. Ama burada her yer birbirinden farklıydı. En zorlandığımız konulardan biri de toplu üretim yapamamamızdı. Aynı zamanda her değişkenin de akustiği nasıl etkilediğini sorgulamak zorundaydık...

Çevre binalara reflektörler yerleştirdik
Çözdüğümüzde keyfimizin yerine geldiği, riskleri ve endişeleriyle bizde ciddi iz bırakan, hafızamıza kazınan bir süreç yaşadık... Projeye dahil olup sahaya indiğimizde ilk karşılaştığımız sorun, yıkımı yarım bırakılmış eski AKM’nin otoparkıydı. Çevre binalar parsele çok yakındı ve hemen önünde derin bir kazı vardı. Bu binayı yıkarken aynı anda kademe kademe kazıkları yandaki parsele ankre etmek zorundaydık. İğne deliğinden geçtik diyebiliriz. Aslında zemin süreçlerinin tamamı böyleydi. Sürekli sınırları zorlayan kontroller yapmak zorunda kaldık. Çevre binalara reflektörler yerleştirdik, her aşamada okumalar yaptık. Bu binayı yıkıp da kazıkların önünü kapadığımızda gönlümüz çok rahatlamıştı...

Opera binasının akustik test sonucu herkeste bayram havası yaratmıştı
Opera binasının yerinde akustik testini yaptığımız gün de unutamadığımız günlerden biriydi... Çok stresliydik... Operanın içinde akustik katmanlar, dışında yine akustik katmanlar ve 15 bin tane seramik... Test gününü bekleyememiştik. Bir sorun varsa hemen o günden görüp, önlem almak istemiş ve bitmemiş işe test yapmaya karar vermiştik. Akustik danışmanımızın tüm donanımını kurmasının ardından sahayı durdurmuş, gece yarısı arka plan sessizliğini sağladığımızda testi gerçekleştirmiştik. Sonuçların iyi olduğunu öğrenmemiz hepimizde bayram havası yaratmış, telefonlara sarılıp orada olmayan mesai arkadaşlarımıza müjdeli haber vermiştik...

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Birçok tedarikçi sattığı ürünle ilgili yeterli donanıma sahip değil
Yapı malzemesi alanında sertifikasyon problemimizin olduğunu söylemek lazım. Yani nitelikli ürünler üretiliyor ama üretici firmalar bunları kalite yönetim ve zorunlu birtakım sertifikaların ötesinde belgelendirmek istemiyorlar. Aslında bu biraz inşaatın ekosisteminden de kaynaklanıyor. Talep gelmeyince maliyete katlanılmak istenmiyor. Öte yandan bilgi eksikliği de var. Birçok tedarikçinin sattığı ürünle ilgili donanımının eksik olduğunu görüyoruz. Teknik olarak yönlendirmemiz gerekiyor. Ve dolayısıyla bizlerin uzmanlaşması ve uzman kadrolarla çalışmamız şart oluyor. Bunu maalesef çok yaşadık. Birçok alanda danışmanımız vardı, onlarla çalıştıysak da içeriden çözümlerimiz için kendi kendimizi geliştirmek zorunda kaldık. İyi de oldu aslında... Ekibin her üyesi, bunu tecrübe etmiş ve bunun gururunu yaşıyordur...

Resim Başlığı

Resim Başlığı

İnşaat alışılmışın dışında seyretti
Projeyi pandemi de oldukça etkiledi... Salgını uzaktan izleyerek bekliyorduk. Bu süreçte, ilgili Bakanlıklar hemen gerekli yayınları yaptılar, önlem listeleri ve eylem planları ortaya konuldu. Bizim de burada iş sağlığı ve güvenliği anlamında çok profesyonel bir kadromuz var. Onlarla da istişare ettik. Koğuşlarda, yemekhanelerde, ofislerde ve sahada birçok önlem aldık. Hatta salgın bizi tam şantiyenin yükseliş döneminde vurdu. 900’lü rakamlara ulaşmışken bir anda 3’te 1’lere düşmek zorunda kaldık. Sıklığı azalttık, imalatların olmazsa olmaz olanlarını devam ettirirken, ekonomik riskler de alarak bir kısmının akışını değiştirdik. Bu projede alışılmışın dışında bir inşaat seyri olduğunu itiraf etmeliyiz. Ama kesinlikle insan sağlığını riske etmedik. Ekonomik risklerin de maalesef büyük bir kısmı gerçekleşti. Bu işler biraz böyledir; kazanmak da vardır kaybetmek de. Ama bir şekilde işi tamamladık şükürler olsun...”  

Resim Başlığı

AKM PROJESİNİ, MAYIS-HAZİRAN 2021 (387.) SAYIMIZIN E-DERGİ VERSİYONUNDAN OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

28 Mayıs 2021


Şantiye®
İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesiTurkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 60 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya dijital ortamlarda da devam ediyor...  1988'den bu yana olduğu gibi...
Şantiye®
ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler" Fotoğraf Yarışması gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor. 

Abone Olmak için
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 180 TL (Yılda 6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp, dekontu ve açık adresinizi santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz.