• Künye & Abonelik
  • Hakkımızda
  • Bize Ulaşın
Şantiye Dergisi
PERI
Reklam
  • Anasayfa
  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor
Reklam

Taşıdığı mimari ve sembolik anlamlarla tarihin en dikkat çekici yapılarından Ayasofya'nın dünü ve bugünü

Taşıdığı mimari ve sembolik anlamlarla tarihin en dikkat çekici yapılarından Ayasofya'nın dünü ve bugünü

Taşıdığı mimari ve sembolik anlamlarla dünya tarihinin en önemli yapılarından biri olan Ayasofya, sadece büyük bir kubbeye sahip olmasıyla değil, yük aktarımı, mekân organizasyonu ve ışık kullanımıyla modern mühendisliğin erken bir prototipi olarak görülüyor... Statik hesaplamaların henüz formüle edilmediği bir çağda deneme-yanılma yöntemiyle sezgisel mühendisliğin ulaştığı en yüksek noktayı temsil eden yapı, geçirdiği büyük depremlere ve çökmelere rağmen her seferinde mühendislik müdahaleleriyle yeniden stabilize edilebilmişti. İnşa edildiği 532 - 537 yılları arasındaki teknolojik imkanlar düşünüldüğünde sadece bir mimarlık eseri olmasının yanında yapısal bir mühendislik harikası olarak da değerlendirilen Ayasofya’ya Mimar Sinan’ın uyguladığı çözümler de yadsınamaz. Yüzyıllar önce Sinan’ın fiziksel güç ile birlikte görsel denge kazandırdığı yapıya bugünlerde ise tarihinin en geniş kapsamlı restorasyon ve güçlendirme projesi uygulanıyor...

Ayasofya... Hem mimari hem de taşıdığı sembolik anlamlarla dünya tarihinin en önemli yapılarından biri... Mimari önemi, sadece büyük bir kubbeye sahip olmasıyla değil, yük aktarımı, mekân organizasyonu ve ışık kullanımıyla modern mühendisliğin erken bir prototipi gibi davranmasından geliyor. İstanbul’un kalbinde, yaklaşık 1500 yıldır ayakta duran bu özel yapı tarih boyunca üç kez inşa edilmiş. Bugün görülen yapı, İmparator I. Justinianus tarafından dönemin en ünlü mimarları Trallesli Anthemius ve Miletli İsidorus’a yaptırılan üçüncü yapı.

Bizans Dönemi (537 - 1453)’nde yaklaşık 900 yıl boyunca dünyanın en büyük katedrali ve Ortodoks dünyasının merkezi olarak hizmet vermiş. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethiyle (1453) camiye dönüştürülmüş. Mimar Sinan’ın eklediği minareler ve payandalarla yapı hem güçlendirilmiş hem de İslam mimarisinin unsurlarıyla zenginleştirilmiş. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla 1934 yılında müzeye dönüştürülmüş ve 1985’te UNESCO Dünya Miras Listesi'ne girmiş. Ayasofya hatırlanacağı üzere 2020 yılında Danıştay kararıyla tekrar cami statüsüne kavuşmuş ve ibadete açılmıştı.

Mühendisliğin ulaştığı en yüksek noktaydı
Ayasofya, mimarlık tarihinde bir dönüm noktası kabul ediliyor. Çünkü o zamana kadar bu büyüklükte bir kubbenin, bu kadar geniş bir açıklık üzerine inşa edilmesi imkansız görülüyordu. Ana kubbe yerden 55,6 metre yükseklikte. Ağırlığı yanlara aktaran pandantif kullanımı, dönemine göre devrim niteliğinde bir mühendislik başarısıydı. İnşasında kullanılan sütun ve mermerler Efes ve Mısır gibi antik dünyanın farklı bölgelerinden getirilmişti.

Ayasofya, statik hesaplamaların henüz formüle edilmediği bir çağda, deneme-yanılma ve sezgisel mühendisliğin ulaştığı en yüksek noktaydı. Geçirdiği büyük depremlere ve çökmelere rağmen her seferinde mühendislik müdahaleleriyle yeniden stabilize edilmişti. İnşa edildiği 532-537 yılları arasındaki teknolojik imkanlar düşünüldüğünde, sadece bir mimarlık eseri değil, aynı zamanda bir yapısal mühendislik devrimiydi.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Kubbe açıklığı, en geniş iç mekanlardan birini yaratmıştı
Ayasofya'nın mühendislik tarihindeki en büyük katkısı, devasa bir kubbeyi kare bir mekanın üzerine oturtmayı sağlayan pandantif kullanımıydı. Ayasofya’dan önce büyük kubbeler genellikle dairesel duvarların (örneğin Roma’daki Pantheon) üzerine oturtulurdu. Ancak Ayasofya’da kare bir planın üzerine devasa bir daire oturtulmuştu. Kubbenin ağırlığı, pandantifler (küresel üçgen geçiş elemanları) aracılığıyla dört devasa payandaya aktarılıyor. Bu, kubbenin sanki havada asılıymış gibi görünmesini sağlayan dönemi için önemli bir statik unsur. 31-33 metrelik kubbe açıklığı, o zamana kadar inşa edilmiş en geniş iç mekanlardan birini yaratmıştı.

Devasa bir yapının kendi ağırlığı altında çökmemesi için mühendisler malzeme bilimine başvurmuştu. Kubbenin ağırlığını azaltmak için Rodos adasından getirilen, normal tuğlalara göre çok daha hafif ve gözenekli özel tuğlalar kullanılmıştı. Tuğlalar arasında kullanılan harç, yapının esnekliğini artırarak deprem dalgalarına karşı bir miktar “yaylanma” özelliği kazandırmıştı.

Pencereler yapısal bir hafiflik sağlıyor
Yapıda kubbeye açılan 40 pencere sadece estetik bir tercih değil; aynı zamanda kubbe kasnağındaki gerilmeyi azaltmak ve ağırlığı stratejik noktalara (ayaklara) yönlendirmek için boşluklar yaratma amacı taşıyor. Bu pencereler, kubbenin ışıkla taşındığı illüzyonunu yaratırken aslında yapısal bir hafifletme sağlıyor.

Akustik bir tasarıma da sahip
Yapı akustik açıdan da oldukça özel. İçindeki ses yansıması tesadüf değil; akustik bir tasarıma sahip. Kubbenin farklı noktalarına yerleştirilmiş küçük boşluklar ve pişmiş toprak küpler, sesin yankılanma süresini kontrol ediyor. Bu tasarım, bir kişinin kubbe altında fısıldayarak konuştuğunda sesin devasa mekanın en uzak köşesinden bile net bir şekilde duyulmasına imkan veriyor. Bu özellik hem dini törenlerdeki ilahilerin hem de hutbelerin tüm cemaate ulaşması için hayati önem taşıyor.

Şantiyedeki lojistik ve iş gücü yönetimi oldukça ileri bir düzeydeydi
Modern inşaat yönetimindeki “prefabrikasyon” mantığının izlerini Ayasofya’nın inşa sürecinde de görülebiliyor. Efes, Lübnan ve Mısır gibi yerlerden getirilen sütunlar, o dönemde binlerce kilometre boyunca tek parça halinde (monolitik) taşınmıştı. Bu kadar karmaşık ve devasa bir yapının sadece 5 yıl 10 ay gibi rekor bir sürede tamamlanması, şantiyedeki lojistik ve iş gücü yönetiminin ne kadar ileri düzeyde olduğunu kanıtlıyor.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Mimar Sinan mühendislik operasyonlarıyla yeniden hayata döndürmüştü
Pek çok kişi Ayasofya’nın sadece Bizans eseri olduğunu düşünür, ancak yapı bugünkü formunu büyük oranda Mimar Sinan’a borçlu. Ayasofya, kendi ağırlığı altında çökmek üzereyken Mimar Sinan’ın eklediği istinat duvarları sayesinde günümüze kadar ulaşabilmişti. Mimar Sinan da Ayasofya’yı sadece bir “miras” olarak görmemiş, onu adeta mühendislik operasyonlarıyla yeniden hayata döndürmüştü. Bizans döneminde inşa edilen yapı, 1000 yıl içinde defalarca büyük depremlerle sarsılmış ve kubbesi birkaç kez kısmen çökmüştü. 16. yüzyılda yapı ciddi bir yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyayken Mimar Sinan devreye girmişti. Sinan’ın yaptığı müdahaleler, günümüzün "restorasyon mühendisliği" ilkeleriyle birebir örtüşüyor.

Sinan yapıya sadece fiziksel güç değil, görsel denge de kazandırmıştı
Ayasofya’nın en büyük sorunu, devasa kubbenin dışa doğru uyguladığı yanal itkiydi. Duvarlar bu baskıyla dışa doğru açılmaya (bel vermeye) başlamıştı. Sinan, yapının çevresine devasa taş payandalar (istinat duvarları) ekledi. Bu payandalar, kubbenin dışa doğru uyguladığı kuvveti karşılayarak duvarların açılmasını durdurdu. Bu destekler o kadar stratejik yerleştirilmiştir ki, yapıya sadece fiziksel güç değil, görsel bir denge de kazandırmıştı. Bugün dışarıdan bakıldığında görülen o kalın duvar çıkıntıları aslında Sinan’ın bir anlamda “yaşam destek ünite”leridir.

Minareler “sabitleyici çivi” görevi görüyor
Diğer taraftan pek çok kişi minareleri sadece dini bir sembol sanır ancak Sinan için bu minareler aynı zamanda dev ağırlıklardı. Sinan, yapının köşelerine inşa ettiği ağır ve masif minarelerle, ana taşıyıcı ayakların üzerine dikey bir basınç bindirmişti. Bu ek dikey ağırlık, deprem anında yapının yanal hareketini (salınımını) kısıtlayarak binanın "dağılmasını" engelliyor. Yani minareler birer "sabitleyici çivi" görevi görüyor.

Sinan’ın müdahaleleri olmasa günümüze ulaşamayacaktı
Sinan, kubbenin çatlaklarını ve zayıflayan noktalarını o dönemin en ileri harç teknolojisiyle sağlamlaştırmıştı. Yapının sert bir blok gibi değil, sarsıntılarda esneyebilecek bir dokuda kalmasını sağlamıştı. Bu sayede Ayasofya, Sinan'dan sonraki 450 yıl boyunca İstanbul’u vuran büyük depremlerin hepsinden sağ çıkmayı başarmıştı. Sinan, kendi başyapıtı olan Selimiye Camii'ni bitirdiğinde, Ayasofya’nın kubbe yüksekliğini ve genişliğini aşmış olmanın gururunu yaşamıştı, ancak Ayasofya'ya duyduğu saygıdan dolayı onu yıkılmaktan kurtaran mühendislik hamlelerini "bir ibadet gibi" titizlikle yapmıştı. Eğer Mimar Sinan’ın bu müdahalesi olmasaydı, modern mühendislerin ortak görüşü Ayasofya’nın günümüze kadar ulaşamayacağı yönündedir.

Ayasofya Kebir Camii’nde tarihin en kapsamlı restorasyon projesi uygulanıyor
Yapıda bugünlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapının korunması, özgün malzemenin yaşatılması ve uzun vadeli yapısal güvenliğin sağlanması hedefleri doğrultusunda tarihinin en kapsamlı restorasyon projesi uygulanıyor. Ayasofya Kebir Camii’nde yürütülen çalışmalar kapsamında kuzey, doğu ve güney cepheler ile minarelerde yaklaşık 11 bin metrekarelik iskele kurulumu gerçekleştirildi. Yapılan analizler sonucunda kuzey ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıvalar tespit edildi ve yaklaşık 2.800 metrekare alanda titiz bir süreçle bu sıvalar temizlendi. Raspası tamamlanan yüzeylerde ayrıca biyolojik oluşum temizliği ve tuzdan arındırma işlemleri uygulandı. Hâlihazırda mermer yüzeylerde mekanik temizlik çalışmalarına devam ediliyor. Merkez Laboratuvarın analizleri ile derz ve örgü harçlarında Erken Bizans, Geç-Orta Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait bulgular tespit edildi. Bilim Heyetinin onayıyla Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimi yaptırıldı ve onarım çalışmalarında bunlar kullanılmaya başlandı. Yapının güçlendirme ihtiyacını belirlemek için georadar taramaları ve sayısal modelleme çalışmaları da gerçekleştirildi. 5.200 metrekare alanda yapılan bu çalışmanın ortaya koyduğu veriler ışığında da güçlendirme projeleri hazırlandı ve onaylandı.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Statik projeye uygun güçlendirme çalışmaları da eşzamanlı yürütülüyor
Minareler ve kubbe üzerindeki çalışmalar planlanan takvim doğrultusunda sürüyor. Statik analizler çerçevesinde kuzeydoğu minaresinde şerefe altına kadar kontrollü söküm gerçekleştirildi. Sökülen taşlar tek tek belgelendi, kullanılabilir durumdaki taşlar özgün yöntemlerle onarılarak yerlerine yeniden yerleştirildi. Minarenin gövde, mukarnas, petek ve basamak bölümlerindeki yeniden örüm işlemleri tamamlandı. Şerefe döşemeleri, korkuluklar ve püskül imalatları yapıldı; bakır alem onarımı ile altın varak kaplama çalışmaları da sonuçlandırıldı. Yüzey temizliği tamamlandı. Külah kaplama ve kurşun işleri ise devam ediyor. Statik projeye uygun olarak paslanmaz plaka ve rotlarla güçlendirme çalışmaları eş zamanlı yürütülüyor. Çimento esaslı uygunsuz müdahaleler temizlendi, taş onarımları gerçekleştirildi ve derz ile kozmetik onarım çalışmaları sürüyor.

Bilindiği üzere Ayasofya Kebir Camii’nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri. Kurşun örtü kaldırılırken, iç mekândaki mozaikler ve yapının hava koşullarından etkilenmemesi amacıyla geçici çelik çatı ve platform projeleri hazırlandı. İç mekânda da çelik platform kurulumu tamamlandı. 43,5 metre yüksekliğindeki bu sistemin kurulumu öncesinde zemin testleri, yükleme analizleri, georadar taramaları ve titreşim testleri gerçekleştirildi. Bunların neticesinde verilen olumlu raporların ardından uygulamaya geçildi. Harim bölümünde mevcut mermer döşemeler belgelenerek dikkatle sökümleri yapıldı. Ardından hem yük dağılımı hem de zemin korumasını sağlayan çok katmanlı geçici bir döşeme sistemi uygulandı. Çelik platform imalatları da tamamlandı ve platforma erişim için asansör ve merdiven sistemi kuruldu. Konvansiyonel çelik çatı kapsamında, kubbe eteğinde temel ve baza imalatları devam ediyor ve kubbe çelik elemanlarının üretimi atölyede sürdürülüyor.

Mekân 1’de temizlik çalışmalarında 112 ton dolgu toprak çıkarıldı. Mekân 2’de yaklaşık 522 ton dolgu toprağı tahliye edildi. Mekân 3’te başlanan çalışmalarda da kısa sürede 32 ton dolgu toprağı temizlendi. Batı Bahçe’de sürdürülen çalışmalarla bu mekânlara bağlı yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattı da belgelendi. Bu tünellerden şimdilik 1068 ton toprak dolgu tahliye edilerek temizlendi. Vezir Bahçe’de yer alan ve yer altı mezar yapısı olarak değerlendirilen alanda 102 ton dolgu toprağı tahliye edildi. Bütün bu çalışmaların temel amacı, yapının tarihsel katmanlarını ortaya çıkarmak, mevcut riskleri tespit etmek ve kültürel mirası güvenli biçimde koruma altına almaktı. Bu doğrultuda gerek yer altı tünellerinde gerekse hipoje bölgesinde hem projelendirme hem müdahale uygulamaları olarak çalışmalar sürüyor.

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Resim Başlığı

Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
29 Mart 2026


Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®...  
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...

Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır... 
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...

BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR... 

İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...

Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor. 

Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın... 

Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.

ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz. 

E Dergi
E Dergi
E Dergi
  • AJANDA
  • 10 Soruda Savaşın Ortasında, Ortadoğu’daki Şantiyeler

    28 Mart 2026 / 10.00

  • 10 Soruda Sürdürülebilir Cephelerde Ahşap

    13 Mart 2026 / 11.00

  • 10 Soruda Seramik Yünü

    31 Mart 2026 / 11.00

  • 10 Soruda Yapılarda Ahşap

    27 Şubat 2026 / 11.00

  • 10 Soruda Otel Yangınları

    25 Şubat 2026 / 10.30

BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN

Şantiye Dergisi

HAKKIMIZDA

İNŞAAT sektörünün buluşma noktası ŞANTİYE®, “GÜVEN”i temsil eden “BASILI BİR YAYIN” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla yapı sektörünün en önemli iletişim platformlarından ve veri kaynaklarından biri olmaya DİJİTAL ORTAMLARDA DA devam ediyor... 1988'den bu yana basılı yayıncılıkta olduğu gibi...

KURUMSAL

  • Hakkımızda
  • Künye & Abonelik
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni

KATEGORİLER

  • Haberler
  • Teknik
  • Röportaj
  • Ürün & Sistem
  • Proje
  • Makale
  • Rapor
  • Güncel
  • Ajanda

© 2024 santiye.com.tr - Tüm hakları saklıdır.

  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Kullanım Koşulları
  • İletişim
  • Kişisel Veriler Aydınlatma Metni