Youtube kanalımızda gerçekleştirdiğimiz, ardından web sitemizin ŞantiyeTV sayfalarında ve Şantiye®nin basılı versiyonunda yayınladığımız “10 Soruda” isimli canlı yayın serimizin 15 Aralık 2025 Pazartesi günkü konusu “TS 825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı ve Güncel Düzenlemeler”, uzman konuğumuz ise Nippon Paint-Betek İnşaat Grubu Marka Direktörü İnş. Y. Müh. Çağdaş Korkmaz’dı. Korkmaz programda, TS 825 Isı Yalıtım Kuralları Standardı’nın işlevi ve önemi; geçtiğimiz aylarda (1 Nisan) standart üzerinde yapılan güncelleme ve düzenlemelerin içeriği; geçen süreçte yaşanan gelişmeler; sektör ve son kullanıcının söz konusu düzenlemelere yaklaşımı, revizyonun yeterliliği; inşaat ve yalıtım sektörlerinde yarattığı değişim; son tüketici, ülke ekonomisi ve çevreye sağladığı faydalar; ısı yalıtım malzeme ve uygulamalarında yaşanan değişim ve talebin yönü; ısı yalıtımının önemi ve inşaat sektörü hakkındaki değerlendirme, görüş ve önerilerini Şantiye® okurlarıyla paylaştı.
* “Yeni versiyondaki en önemli gelişme, ısı geçirgenlik limitlerinin düşürülmesi ve büyük ölçüde Avrupa’daki limitlere yakınlaşmamız oldu. Buradaki büyük katkı, meteorolojik verilerin çok daha detaylı bir şekilde devreye alınmasıydı. Yeni versiyonunda iklim bölgeleri 4’ten 6’ya çıkartıldı. Yani artık çok daha hassas bir hesaplama yapılabilecek...”
* “Standardın eski versiyonunda sadece ısıtma enerjisine yönelik bir hesaplama söz konusuydu. Artık soğutma enerjisi de dikkate alınıyor...”
* “Tabii tüm bunlara paralel bir hesap metodu da karşımıza çıkıyor. Isı yalıtım malzemelerinde ülkemizde ortalama 5 cm bir kalınlık uygulanırken bu yeni hesaplama metoduyla kalınlıklar ortalamada 7-8 cm’lere ulaştı...”
* “TS825 yeni binalar için zorunlu bir standart fakat mevcut yapılardaki enerji verimliliğine etki edebilecek tadilatlarda da bir zorunluluk. Ama bu alanda kontrol mekanizması, bilinç ya da algı düzeyinde istenilen seviyede değil...”
* “Bundan 15-20 yıl önce enerjiyi tüketen yapılardan bahsediyorduk. Bugün artık enerjisini üreten yapılara doğru bir ilerleme söz konusu. O yüzden sıfır enerjili binalar konsepti, TS825’in de önümüzdeki dönemde gelişimi için son derece önemli katkı sağlayacak...”
* “Isı yalıtımı, enerji tasarrufu dışında binanın kabuğunu sardığı için rutubet ve benzer risklerin önüne geçerek, korozyonu önlenmesi ve yapının depreme karşı dayanımını artırması açısından da önemli...”
* “Altını çizmek istediğim asıl konu ise yalıtım levhası kadar bu işin bir sistem olarak, bir bütün olarak uygulandığının da bilincinde olunması. Aynı şekilde yangın dayanımı tek başına bir yapıştırıcı sıvı, kaplama ya da levha ile yapılmaz. O sistemin tamamına yapılır...”
BU ÖZEL İÇERİĞE, ŞANTİYE®NİN OCAK & ŞUBAT 2026 (415.) SAYISININ E-DERGİ VERSİYONUNDAN DA GÖZ ATABİLİRSİNİZ. LÜTFEN TIKLAYIN...
BU ÖZEL RÖPORTAJI ŞANTİYE TV SAYFALARINDAN DA VİDEO FORMATINDA İZLEYEBİLİRSİNİZ
1) TS825 Isı Yalıtım Kuralları Standardı hakkında bilgi alabilir miyiz? İşlevi, önemi nedir ve neleri kapsıyor?
TS825 Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı, adından anlaşılacağı üzere tüm yapılardaki ısı yalıtım kurallarını sınıflandıran, belirleyen ve ana amacı enerji kayıplarını azaltıp hem ekonomik hem de çevresel anlamda katkı sağlayan ulusal bir standart. Standardın geçmişi 1970’li yıllara dayanıyor. 1 Nisan 2025 tarihine kadar 2008 versiyonunu kullanıyorduk. Yapılarda özellikle enerji kullanımını kısıtlama veya yönlendirme noktasında TS825’in önemi çok büyük. Yeni yapılarda eğer 1 Nisan 2025 tarihinden sonra ruhsatlandırma yapılacaksa binada bu yeni standarda uyulması gerekiyor. Dolayısıyla geleceğe yönelik daha enerji verimli yapıların yapılmasının önü açılıyor. Binaların dış cephesi, penceresi, çatısı, bodrum katları, yani yapının ısı kaybeden veya tam tersi ısının giriş yapabileceği yaz ayları içinde soğutma yapılan tüm alanları standardın kapsamı içine giriyor. Tabi standart tüm yapı tiplerini değil; konut, hastane, işyeri gibi insanların içinde yaşadığı, ısıtılan ya da soğutulan yapıları kapsıyor. Isıtma ve soğutma yapılmayan, yani enerji harcanmayan yapılar bu kapsam dışında tutuluyor. Bu yönden bakılırsa, çoğu yapıyı kapsadığını ve ülkemizde özellikle enerji tüketimini azaltacağını, gelecekte daha güçlü bir ekonomik yapıya sahip olmamız için büyük katkılar sağlayacak bir standart olduğunu ifade edebilirim.
2) Geçtiğimiz bahar aylarında standart üzerinde yapılan güncellemeler nelerdi? Mevcut standartta eksik veya hatalı olan neydi? Ne tür düzenlemeler yapıldı?
En büyük değişim veya en büyük eksik, mevcut standardın içindeki enerji limitleriydi. Ülkemizi sadece 4 iklim bölgesine ayırıyordu ve söz konusu enerji limitinin altında enerji geçirgenliği, enerji tüketimi ya da ısı geçirgenliğine sahip kesitlere sahip olunması gerekiyordu. Yeni versiyondaki en önemli gelişme, ısı geçirgenlik limitlerinin düşürülmesi ve büyük ölçüde Avrupa’daki limitlere yakınlaşmamız oldu. Buradaki en büyük katkı, meteorolojik verilerin çok daha detaylı bir şekilde devreye alınması oldu. Yeni versiyonunda iklim bölgeleri 4’ten 6’ya çıkartıldı. Yani artık çok daha hassas bir hesaplama yapılabilecek.
Ayrıca standardın eski versiyonunda sadece ısıtma enerjisine yönelik bir hesaplama söz konusuydu. Artık soğutma enerjisi de dikkate alınıyor. Erzurum’da daha yüksek ısıtma giderleri var ama Antalya’da ısıtma gideri değil, soğutma gideri ön plana çıkıyor. 2008 versiyonunda Antalya’da veya İzmir’de soğutma maliyetleri üzerinden değil, ısıtma için kullanılan enerji üzerinden bir hesaplama yapılırken yeni standartta en önemli değişim, bu meteorolojik verilerin daha hassas şekilde dikkate alınması oldu. Ülkemizin artık 4 değil 6 iklim bölgesine ayrılmasıyla hem ısıtma hem soğutma maliyetleri dikkate alınarak bir hesaplama metoduna geçildi. Bu son derece kıymetli bir gelişme. Çünkü bugün soğutma için ağırlıkla elektrik enerjisi harcıyoruz. Ve elektrik enerjisi maliyeti, ısıtma için kullanılan doğal gaza göre çok daha yüksek.
Tabii tüm bunlara paralel bir hesap metodu da karşımıza çıkıyor. Isı yalıtım malzemelerinde ülkemizde ortalama 5 cm bir kalınlık uygulanırken bu yeni hesaplama metoduyla kalınlıklar ortalamada 7-8 cm’lere ulaştı. Çünkü o U değerlerine, yani ısı geçirgenlik limitlerine ulaşabilmek için duvar kesitinde daha kalın ısı yalıtım malzemesi kullanılması gerekiyor. Bunun yanında pencerelerde de ikili, hatta üçlü cam sistemlerine doğru bir yönlendirme söz konusu. Kaplamasız pencere sistemlerinin artık yeni standartta kullanımı söz konusu değil. Camlar mutlaka kaplamalı, özel yansıtıcı özelliklere sahip olmalılar. Bu yönden baktığımızda da yapı kabuğunun cephe, duvar, doğramalar, camlar, bodrumlar, çatılar gibi tüm unsurlarında daha yüksek performanslı çözümler gerekiyor. Dolayısıyla gelişmiş ülkelerin standartlarına daha da yaklaştığımızı söyleyebiliriz. Tabi bunları ne kadar doğru adapte edebilir ve ne kadar hızlı bir şekilde yol alabilirsek, kazancımız da o derece hızlı artacaktır.

3) Söz konusu yasal düzenlemede hala revize edilmesi gereken unsurlar var mı? Revizyon yeterli mi, bir sonraki adım ne olmalı?
Standart yeni revize oldu ve bir yandan da sektöre adaptasyonla ilgili çalışmalar yürütülüyor. Bununla birlikte sonraki adımları da öngörebiliyoruz. Düzenleme gerçekten önemli ve enerji tasarrufu anlamında ciddi katkılar sunuyor ama tabi ki hala atılması gereken adımlar var. Avrupa ülkeleri enerji verimliliği konusunda gerçekten büyük emek harcıyor ve metrekarede enerji tüketimini inanılmaz seviyelere düşürme hedefleri bulunuyor. O ülkelere kıyasla hala alınacak yolumuz olduğu aşikar. Bu, gerek ısı yalıtım kalınlıklarının artmasıyla gerekse yenilebilir enerji teknolojilerinin binalarda yer almasıyla mümkün olabilir. Ama mutlaka önce binadaki enerji kayıplarının azaltılması, ardından enerji kullanımının çeşitlendirilmesi gerekiyor. Bunun tam tersine maalesef çok rastlıyoruz. Örneğin ısı yalıtımsız bir binaya ısı pompası takıldığını görebiliyoruz. Bu gerçekten bilinçsiz yapılıyorsa çok bir şey diyemem ama bilinçli yapılıyorsa orada yaşayan son tüketici için büyük sorunlar yaratabiliyor. Ayrıca U değerlerinin daha aşağı çekilmesi gerekli ve insanların artık otomobilindeki gibi evinin de ne kadar enerji tükettiğini merak etmesi gerek. O bilinç geliştikçe standartların gelişmesine ihtiyaç olmadan bu konuda önemli mesafeler kat edebiliriz.
Diğer taraftan TS825 yeni binalar için zorunlu bir standart fakat mevcut yapılardaki enerji verimliliğine etki edebilecek tadilatlarda da bir zorunluluk. Ama bu alanda kontrol mekanizması, bilinç ya da algı düzeyinde istenilen seviyede değil. Dolayısıyla standart hem yeni yapıları hem mevcut yapıları kapsıyor. İnsanların bu standardın katkısını gördükçe daha da fazlasını isteyeceklerini umut ediyorum. Biz de inşaat sektörü profesyonelleri olarak doğru yönlendirmeleri doğru zamanda yapmaya, doğru yolu işaret etmeye gayret gösteriyoruz.
4) Geçen 7-8 aylık süreçte gözlemleriniz ne oldu? Sektör ve son kullanıcının refleksi nasıl?
1 Nisan 2025 bizim için bir milat oldu. Tabii bu, önü ve arkası olan uzunca bir süreç. Bir standart devreye girdiğinde herkes aynı anda o heyecanı hissetmediği, gelişmelere aynı önemi atfetmediği için bir anda sihirli bir değnek değmiş gibi her şey değişmiyor. O yüzden öncelikle bilinçlendirme faaliyetlerine önem verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Başta tabii karar vericiler, profesyoneller ve bu konuda yetkin İZODER’le beraber Dalmaçyalı olarak biz de destek veriyoruz. Yine Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü ile beraber İZODER’in yapmış olduğu protokol kapsamında 1 Nisan’dan bu yana 7 farklı bölgede toplantılar yapılıyor ve eğitimler veriliyor. Çok sayıda profesyonele ulaşıldı. Bu çalışmalar devam ediyor. Bunun yanında biz yine Dalmaçyalı markamızla VERİMDER ile de çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle standardın sıcak iklimlerde gelişimi, soğuk iklimlerde de yalıtım kalınlıklarının artmasına yönelik bilinçlendirme ve bilgilendirme faaliyetlerini sürdürüyoruz. İlk tepkilerin hep içinde yer almış biri olarak bazı yorumlar yapabilirim. Türkiye’de birçok konu maliyet odaklı ilerleyebiliyor. Yani sektör bu konuda belki iyi niyetli yaklaşabiliyor ama ısı yalıtım uygulamaları toplam bina maliyeti içerisinde yüzde 2 veya 3 gibi bir maliyete sahip. Bu standart kapsamında kalınlığın artması dikkate alınabilecek bir maliyet bile değil. Kaldı ki o evin değerinin artması ve tüketici tarafından tercih edilmesi de yapıyı çok daha yukarıya taşıyacak.
Diğer taraftan yüksek kalınlıkların yeni binalarda uygulanmasının getireceği detaylarla ilgili mimarlara da ulaşmaya çalışıyoruz. Çünkü detay çözümlerini projelendirme aşamasında gerçekleştirmek son derece önemli. Yine ısı yalıtım hesaplarını projelerde makine mühendisleri yaptığından onlarla da yakın diyaloglar geliştirmeye gayret ediyoruz. Çünkü o hesaplara göre kazan büyüklükleri değişebiliyor, petek sayıları veya soğutma sistemlerinin güçleri değişebiliyor. Tüm bunlardan da avantajlar da elde edilerek yeni bir optimizasyon yaratılıyor. Burada da verimlilik söz konusu. Yani ısı yalıtım malzemesinin kalınlık artışı, maliyet artışı değil aslında. Bu çalışmalar hem inşaat aşamasında hem kullanım aşamasında maliyeti azaltıyor. Çünkü daha az enerji tüketilecek. Bunu sağlayacak bir altyapının oluşması son derece önemli. Bu açıdan baktığımızda, örneğin 7-8 aylık süreçte Erzurum’da eskiden 8 cm kalınlıkta bir yalıtım malzemesi kullanılırken şimdi 13 cm kalınlıklarda malzeme siparişleri gelebiliyor. Yeni binalarda bu örnekleri görmeye başladık. Mevcut yapıların yenilenmesi tarafında ise henüz bu etkiyi, farkındalığı göremedik. Ama projelerde bu konunun önemi anlaşıldıkça, insanlar enerji tasarrufunu ve konforunu yaşadıkça talep edecek noktaya gelecekler.

5) Söz konusu düzenleme inşaat ve yalıtım sektörlerinde sizce nasıl bir değişim yaratıyor ve yaratacak?
Yaklaşık iki sene önce Neredeyse Sıfır Enerji Binalar (NZEB) konsepti kapsamında 5.000 m² inşaat alanından büyük binalarda enerji kimlik belgesinin artık C sınıfı değil, B sınıfı olması zorunlu hale gelmişti ve bu yeni yapılarda tüketilen enerjinin yüzde 5’ini yenilenebilir kaynaklardan sağlanması isteniyordu. 1 Ocak 2025’e geldiğimizde ise buradaki kapsam 5.000 metrekareden 2.000 metrekareye indi. Yani ülkemizde yeni yapılan binaların neredeyse yarısını kapsar duruma geldi. Artık yüzde 5 yerine yüzde 10’luk yenilenebilir enerji kullanılması hedefleniyor. Burada revize edilen TS825 ile NZEB’in gerek ve yeter şartlarını sağlamak mümkün hale geldi. Çünkü eski standart bu gereksinimleri tam olarak sağlayamıyordu ve hatta inşaatlarda yenilenebilir kaynaklarla söz konusu hedeflere ulaşmak için çok daha büyük yatırımlara ihtiyaç duyuluyordu. Ancak şimdi bir optimizasyon durumu söz konusu. Doğru yalıtım kalınlıklarını Avrupa’da ve dünyada olduğu gibi ülkemize de uyguladığımız zaman o yapılara uygulanacak yenilenebilir enerjinin yatırımı da çok daha uygun maliyete geliyor ve yaşayan insanlar maksimum fayda sağlıyor. Tabii bundan 15-20 yıl önce enerjiyi tüketen yapılardan bahsediyorduk. Bugün artık enerjisini üreten yapılara doğru bir ilerleme söz konusu. O yüzden sıfır enerjili binalar konsepti, TS825’in de önümüzdeki dönemde gelişimi için son derece önemli katkı sağlayacak. Tabii önce enerji kullanımını azaltmak, yani doğru yalıtım yapmak, ardından yenilebilir enerji yatırımını optimum yapmak önemli. Bu hem inşaat sektörü açısından yani müteahhitler açısından hem de tüketiciler açısından çok daha doğru bir çözüm.
Yalıtım malzemesi sanayicileri tarafında ise kalınlık artışlarından dolayı bir kapasite artışı söz konusu. Ayrıca daha yüksek kalınlıklı malzemenin kullanıldığı sistemlerdeki detay çözümleri de ön plana çıkacak. Pencere, çatı detayları, malzemenin farklı ürünlerle birleşme detayları gibi bu alanlarda kendimizi geliştireceğimiz ve daha fazla çözüm sunacağımız bir döneme girdik. Tabii alternatif ve katma değeri yüksek ürünlerin de geliştirilmesi gerekiyor. Çünkü yüksek kalınlıklara gitmek yerine o kalınlıkların sunduğu performansı sunabilecek daha iyi yalıtım yapan malzemeleri geliştirmek de önemli bir fırsat yaratabilir.
6) Bu revizyon son tüketici-kullanıcıya nasıl bir fayda sağlayacak?
Bu soru da aslında önceki sorularda parça parça cevaplandı. Sonuçta yapılan tüm bu uygulamalar tüketicinin ekonomik anlamda refahı için çok kıymetli. Enerji verimliliğiyle daha yüksek binalarda yaşayan insanlar daha az yakıt parası öder ve termal konfora kavuşur. Konut içinde bir odanın sıcak, diğerinin soğuk olması durumu ortadan kalkar; kuzey cephe daha soğuk, güney cephe daha sıcak olmaz. Doğru ısı yalıtımı yapıldığında insanlar ekonomik katkının yanı sıra sağlık açısından da önemli faydalar elde eder. Mevcut yapıları da ne kadar bu standardın gerektirdiği seviyeye adapte edebilirsek aynı şekilde bu katkılardan eski binalarda ikamet edenler de faydalanabilir. Isı yalıtımı yapılmış bir binada iç ve dış duvar sıcaklıkları arasındaki fark 1 derece olurken yalıtımsız yapılarda 8, 9 dereceye kadar çıkabiliyor. Bu da konforsuzluk yaratıyor. Doğru yapılmış uygulamalarda tüketiciye ciddi bir katkı söz konusu. Ayrıca yalıtımın bir yatırım olarak görülmesi esastır. İyi yalıtılmış, enerji verimliliği yüksek bina gerçekten bütçeye önemli katkı sağlar. Mevcut yapılara yapılan yalıtım 3-5 yıl içerisinde kendini amorti eder. Hem ekonomik anlamda avantaj elde ediliyor hem konfor artıyor hem de çevreye, karbon salımı azaltıldığından olabildiğince daha az zarar veriliyor. Kentte, yalıtımlı bina sayısı arttıkça çevre kirliliğiyle ilgili yaşanan birtakım problemlerin de önüne geçilebiliyor.
Isı yalıtımı, enerji tasarrufu dışında binanın kabuğunu sardığı için rutubet ve benzer risklerin önüne geçerek, korozyonu önlenmesi ve yapının depreme karşı dayanımını artırması açısından da önemli.
7) Ülke ekonomisine ne katacak ve çevresel açıdan ne gibi faydalar sağlayacak?
Ülke olarak 70 milyar dolara yakın bir enerji ithalatımız bulunuyor. Enerjinin yüzde 70’e yakınını dışarıdan alıyoruz. Enerjinin yaklaşık yüzde 33’ü yapılarda, yüzde 30’u sanayide tüketiliyor. Yani yapılarda tüketilen enerji, sanayide tüketilen enerjiyi geçmiş durumda. Bu çok önemli bir veri. Ülke olarak hedeflerimize ulaşmamız için öncelikle mevcut yapıları enerji verimli hale getirmemiz gerekiyor. Bu şart. 30 milyona yakın konutun yüzde 70’e yakını hala enerji verimli değil. Bu 30 milyon konutun, 30-40 yıl önce enerji verimliliğini doğru planlasaydık ya da ısı yalıtımları doğru yapılmış olsaydı bugün ülke ekonomisi her yıl 10-12 milyar dolara yakın bir kazanım elde edecekti. Yıllık enerji ithalatı ve cari açığa olan etkisi düşünüldüğünde çok önemli bir potansiyel olduğu görülebilir. Bu potansiyeli de yukarı taşımak adına enerji verimliliği dönüşümü yapılmış tüm yapıların büyük katkısı var. Hem yapılan yeni binalar hem mevcutların yenilenmesi ve kentsel dönüşüm önemli fırsatlar.

8) Düzenlemenin faydasını bir örnekle anlatabilir misiniz?
Gebze’de bulunan fabrikamızda, her biri 3x3x3 metre ölçülerinde olmak üzere iki örnek yapı inşa ettik. Birini yeni standardın öngördüğü yalıtım kalınlıklarıyla yalıttık. Diğerini ise yalıtımsız bırakarak yıl boyunca ölçümler gerçekleştirdik. Meteorolojik ölçümler, duvar sıcaklık ölçümleri ve iç ortam ölçümleri yaptık. Bu süreçte İstanbul Teknik Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nden çok değerli iki hocamız (Mikdat Kadıoğlu ve Bülent Karadağ) bizlere destek verdi. Bu örnek yapılarda ısı yalıtımının yüzde 60’a varan enerji tasarrufu sağladığı bilimsel olarak kanıtlandı. Bu en önemli örneklerden bir tanesiydi. Yeni standarda uygun seviyelerde bina kesitleri doğru yalıtıldığında yüzde 60’a varan bir tasarruf olduğu net bir şekilde görüldü. Bununla da kalmadık. Farklı iklim bölgelerinde, içinde yaşanan binalarda da bu testleri yaptık. Marmaris’te Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Armutalan’da bulunan bir idari binasının dış cephesini yeni standardın gereksinimlerine göre yalıttık. Yine yaz ve kış aylarında ölçümler yaptık. Bina, bir kamu yapısı olduğundan sabah 8, akşam 5 gibi ısıtılıp soğutulmasına rağmen o binada da yüzde 45’e varan enerji tasarrufu sağlandığını raporladık. Ardından Erzurum’da iki bloklu bir sitede bir bloğa yalıtım yapıldı ve yine orada da yüzde 60’a varan enerji tasarrufu sağlandığı ispatlandı. Dolayısıyla, yalıtımın doğru yapıldığı zaman çok büyük katkılar sağlayacağını her iklim ve her yapı grubunda görmüş olduk. Bu çalışmaların son etabını ise Kayseri’de sürdürüyoruz. Orada da 4 yapının kış ve yaz aylarında enerji tüketimlerini ölçüyoruz. Sonuçlar çıktığı zaman raporlayacağız. Bu da yeni standardın hem ne kadar büyük katkı sağlayacağını ve geliştirilebilecek hangi alanları olduğu konusunda hem bizlere hem de raporlamamızla beraber kamu otoritesine yön verecek. Doğru uygulama yapıldığı, doğru malzeme seçildiği ve bir sistem olarak uygulandığı zaman bu tasarruf oranlarına ulaşmak hayal değil.
8) Isı yalıtımı malzeme ve uygulamalarında değişim-talep ne yönde ilerliyor? Malzeme tercihleri, uygulama yöntemlerinde bir değişim söz konusu mu?
Isı yalıtım malzemeleri çok çeşitli olmalarına rağmen kullanım alanlarına göre farklı avantaj ve dezavantajlara sahip. Mesela dış cephede ağırlıklı olarak hala EPS olarak adlandırılan yalıtım malzemeleri yaygın olarak kullanılıyor. Bunların da çeşitleri var. Diğer taraftan güncellenen yangın yönetmeliğiyle beraber özellikle taş yünü kullanımı da arttı. XPS malzemeler ise dış cephelerde daha çok subasman seviyesinde, teras, bodrum kat yalıtımlarında kullanılabiliyor. Pencerelerde de kaplamalı ürünler ile ikili ve üçlü cam sistemleri öne çıkıyor. Altını çizmek istediğim asıl konu ise yalıtım levhası kadar bu işin bir sistem olarak, bir bütün olarak uygulandığının bilincinde olunması. Örneğin yangın yönetmeliğine göre iş sadece taş yünü kullanmakla bitmiyor, sistemin tamamının o yönetmeliğe uygun olması gerekiyor. Bu konuda da yapıştırıcıdan son kat kaplamasına kadar kullanılan bileşenlerin birbirleriyle uyumlu olması şart. Yani bir yerden taş yünü aldım, başka yerden başka bir malzeme aldım, bunları beraber de uyguladım diyebilirsiniz. Ama bu malzemeleri beraber test etmediğinizde sistemin bütünsel performansını yakalayamayabilirsiniz. Mesela, sıva üretiminde darbe testine bakılmaz ama ısı yalıtım sistem testlerinde darbe testleri dikkate alınır. Bu da ancak o sistem standardıyla ispatlanabilir. Aynı şekilde yangın dayanımı tek başına bir yapıştırıcı sıvı, kaplama ya da levha ile yapılmaz. O sistemin tamamına yapılır. O yüzden standartlar neyi istiyorsa, doğru yerde doğru ürünü konumlandırmak önemli. Buna göre de o belgeleriyle ürünleri eşleştirmek gerekiyor. Uygulama da çok kıymetli. Binlerce ustaya bu konuda eğitim vererek onları sertifikalandırdık. Bugünkü MYK süreçlerinin altyapılarını hazırladık ve yine mesleki yeterlilik konusunda da onları yetkilendirildiğimiz dönemler oldu. Sahada da bu belgelerin aranması çok önemli. Çünkü doğru uygulama olmadan iyi bir malzemeyi tercih etmek doğru sonuçlar getirmiyor.
9) İnşaat sektörü hakkında genel bir değerlendirme yapabilir misiniz? Mevcut durum, temel problemler ve fırsatlar neler?
İnşaat sektörü ülkemizin lokomotif sektörü. Ekonomik darboğazlardan çıkmak için önemli bir sektör. Ayrıca bir ekonomik sorun yaşandığında en hızlı etkilenen sektör olarak da dikkat çekiyor. Biz de uzun yıllardır sektör içerisinde varlığımızı sürdürüyoruz. İnşaat boyaları ve ısı yalıtım alanında lider markalara sahibiz. 2025’i oldukça iyi kapattık. Boya ve yalıtımın daraldığı bir alanda payımızı artırarak belli bir büyüme gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde TS825’in de etkisiyle ısı yatım sektörünün çok daha hızlı ilerleyeceğini düşünüyoruz. Bir taraftan da özellikle yenileme alanında biraz desteğe ihtiyaç duyulduğu açık. Çünkü ekonomik zorluklar bazen hane halkını adım atmaya ya da bu konuda tasarrufa zorluyor. Ama ısı yalıtım konusunda bir yatırım yapılması şart. Yeni projeler, yeni inşaatlar mutlaka gelişecek. Ülkemizde deprem gerçeği var. Deprem bölgesinde yapılaşma son derece hızlı bir şekilde ilerliyor. Bunun yanında İstanbul başta olmak üzere deprem riskinin olduğu yerlerde kentsel dönüşüm ön planda. Bu dönüşümün enerji verimli olarak yapılması gerekiyor. Bu, sektörün gelişimi için de son derece kıymetli. Ama mevcut yapıların da hala enerji verimsiz olduğunu hatırlamakta fayda var. Bu anlamda teşviklere ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Devlet bankalarının ve özel bankaların içinde olduğu düşük faizli krediler işi hızlandırabilir ve enerji verimliliği anlamında büyük kazanç sağlayabilir. Uzun dönemde de ülkemizin hem cari açığında hem enerji ithalatında yaratacağı avantajlar ekonomimizi çok daha iyi bir hale getirebilir.
Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
5 Şubat 2026
Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®...
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...
Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır...
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...
BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR...
İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...
Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor.
Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın...
Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2025 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Holding, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.
ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz.





