Youtube kanalımızda gerçekleştirdiğimiz, ardından web sitemizin ŞantiyeTV sayfalarında ve Şantiye®nin basılı versiyonunda yayınladığımız “10 Soruda” isimli canlı yayın serimizin 25 Şubat 2026 Çarşamba günkü konusu Otel Yangınları, konuğu ise Efectis Era Avrasya’dan Yangın Güvenlik Mimarı Dr. Elif Çataklı oldu. Çataklı programda; otel yangınlarını diğer bina yangınlarından ayıran temel riskleri, söz konusu yapılarda yangınların çıkış sıklığı ve verdiği zararları, ülkedeki otellerin yangın güvenliği açısından durumu ve genel problemlerini, otel yangınlarının genelde başlangıç nedenlerini, alınması gereken önlemleri, yeni yapı tasarım & inşa unsurları ile mevcut binalarda gündeme alınabilecek iyileştirmeleri, mevzuatın gerektirdikleri ve yasal düzenlemelere eklenmesi gereken unsurları, otel sahiplerinin konuya ilgisi ve önlemlerin alınması aşamasında yaşadıkları sorunları, otel dışındaki konaklama tesislerinde yaşanan problemler ve olası çözüm yolları ile Bolu yangınından sonra mevzuat ve pratik hayatta nelerin değiştiği gibi konulardaki bilgi, deneyim ve yorumlarını Şantiye® okurlarıyla paylaştı.
1) Otel yangınlarıyla ilgili genel bir bilgi alabilir miyiz? Otel yangınlarını diğer bina yangınlarından ayıran temel riskler nelerdir? Türkiye ve dünyada durum nedir; söz konusu yapılarda yangınlar ne sıklıkla çıkıyor ve verdiği zararlar neler oluyor?
Otel yangınlarını diğer kullanım sınıflarından ayıran en büyük özellik, gece kullanımının ağırlıklı olmasıdır. İnsanlar uykudayken çalan bir alarma, bir yangına ya da dumana karşı reaksiyon süreleri çok uzun olur. Çünkü tam olarak ne olduğunun anlaşılması ve harekete geçilmesi zaman alır; bu da daha tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bir diğer sıkıntı ise misafirlerin binayı tanımamasıdır. Örneğin bir ofiste her gün geldiğimiz yer olduğu için refleks olarak bir sıkıntı olduğunda nereye kaçmamız gerektiğini biliriz. Kendi evimizde ya da sürekli gittiğimiz bir alışveriş merkezinde de benzer bir tanıdıklık işe yarar. Yönlendirme tabelalarına bile bakmadan kaçabiliriz; merdivenlerin nerede olduğunu, hangi kapının ardında ne olabileceğini biliriz. Ama otellerde durum böyle değil. Zaten birkaç günlüğüne gidilen bir yer olduğu ve sürekli farklı otellerde konukladığımız için binayı tanımamak en büyük risk oluyor.
Bir diğer sıkıntı da otellerde kullanıcı profilinin çok geniş olmasıdır. Yani engelli, yaşlı, hareketi kısıtlı olan bireyler ve otelin bulunduğu ülkedeki dilin bilinmemesi farklı riskler oluşturur. Bunların hepsi birleştiği zaman aslında otellerin yangın açısından en riskli yerler olduğu anlaşılır. O yüzden bizim için çok daha önemlidir. Ayrıca yangının yayılma potansiyeli de otellerde çok yüksek olduğundan mevzuatın daha fazla zorunlu tuttuğu unsurlar vardır. Bir alanda çıkan yangın başka bir alana sıçraması ve büyümesi çok muhtemeldir. Çünkü yerlerde boydan boya halı vardır, duvarlar kağıt kaplamadır. Bunların yanıcılık sınıfına dikkat etmek lazım ki bir yerde çıkan yangın oradan hızlı bir şekilde yayılarak tüm odalara yayılmasın ve tamamen dumana maruz kalınmasın.
Dünya genelinde ise otel yangınlarıyla çok fazla karşılaşılır. Amerika’daki verilere göre yılda yaklaşık 900 otel yangını çıkıyor. Türkiye’de de durum, belki bu kadar olmasa da, yine de fazladır ve bir yangın çıktığında sonuçları daha büyük felaketlere yol açabiliyor. Mevzuat tek başına var; yeterli ya da yeterli değil ama uygulamalar ve denetimlerin de buna paralel ilerlemesi gerekir. Çünkü oteller en sıkıntılı kullanım sınıfında değerlendiriliyor.
2) Türkiye’deki otellerin yangın güvenliği açısından durumu nedir, gözlemlerinizi özetleyebilir misiniz, genel problemler neler?
Genelde kağıt üstünde projeye bakıldığında her şey mevzuata uygun, kaçışlar yeterli, malzemeler dayanıklı gözüküyor. Ama sahaya gittiğimizde aynı verilerle karşılaşamıyoruz. Yani 120 dakika yangına dayanıklı olması gereken bir yerde ona uygun malzeme kullanılmamış. Ya da yangın kapılarının kapalı olması gerekir; fakat o kapının önüne ya bir şey koyulur ya da kapı hep açık kalır. Yangın merdiveni olarak kullanılması gereken yerde depolama yapılır. Diğer taraftan kapılar kilitli tutulur, acil durum yönlendirme tabelaları eksik yerleştirilir veya acil durum aydınlatmaları yeterli değildir. Şaftlar, yapının kullanım sınıfından ve boyutundan bağımsız olarak yangına dayanıklı olmak zorundadır. Özellikle şaftlarda çok büyük sıkıntı yaşıyoruz. Çünkü genelde şaftlardan tesisat kabloları geçer ve her bir tesisat kablosu geçtiğinde orası delinir ama tekrar kapatılmaz. Yani doğru düzgün bir şey yapılsa bile sonrasında, inşaat bittikten sonra yangına dair alınması gereken unsurlara tekrar bakılmaz. Bu, en büyük sıkıntılardan biri. Aslında en kritik kısım işletme disiplininin olmamasıdır. Proje onaylandıktan sonra yangın güvenlik ekipmanı düzenli olarak bakımlara tabi tutulmuyor. Mesela projede algılama sistemi ve söndürme sistemi var; fakat bu ekipman maalesef çoğu kez sağlıklı çalışmıyor. Dedektör ve panel var ama devre dışı bırakılmış; buton var ama sinyal vermiyor. Yani sürekli bir bakım ve denetim olması şart. Uygulamada süreklilik önemli. Bu da tamamen işletmenin disipliniyle alakalıdır.
3) Otellerde ne tür önlemler alınması gerekir? Yeni yapı tasarım & inşa unsurlarını ve mevcut binalarda yapılabilecek iyileştirmeleri özetleyebilir misiniz?..
Öncelikle bina projesinin doğru tasarlanması lazım. Mimari projede yangın merdivenlerinin konumu, alternatifliği, kaçış genişliklerinin yeterliliği; algılama sistemi söz konusu ise dedektörlerin doğru yerleşimi; söndürme sistemi zorunluysa söndürmenin her alanı kapsayacak şekilde yerleştirilmesi çok önemli. Bunun dışında, ek olarak mutfaklarda davlumbaz söndürme sistemi tasarlanması oldukça hayati. Yönetmelik, 100 kişiden fazla kişiye hizmet veren bir mutfakta davlumbaz söndürme sistemini zorunlu kılar ama sayı 99 olduğunda da bunun yapılması gerek aslında. Burada bir işletme disiplini ve hassasiyeti önem kazanıyor. Yani sonrasında hem can kaybı hem mal kaybı için önlem almakta fayda var. Sonrasında daha fazla masrafa sokacaksa ilk başta o masrafa girip, mesela o davlumbaz söndürme sisteminin projeye dahil edilmesi çok elzem bizim gözümüzde. Bunun dışında malzeme seçimi de otellerde özellikle çok daha fazla önem ediyor. Çoğu yangında malzeme kaynaklı yayılma çok görülüyor. Mesela cephe yangınları sıklıkla yaşanan yangınlardan biri oldu. Birinci katta çıkan bir yangın cepheden çatıya kadar gidiyor. Cephe ve çatı malzemesi istenilen sınıflarda seçilmediği zaman binanın tamamını saran bir yangına ve küçük bir kıvılcım koca bir felakete dönüşebiliyor. Ayrıca otellerde odalar arasındaki duvarların 60 dakika yangına dayanıklı olması zorunlu. Bu tüm uluslararası standartlarda böyledir. Otel odalarının kapılarının da 30 dakika yangına dayanıklı olması zorunludur. Bir odada çıkan bir yangın belli bir müddet koridora veya diğer odalara sirayet etmemelidir. Yani ilk aşamada biz projeyi doğru bir şekilde tasarladığımızı varsayıyoruz. Ama burada malzeme seçimi, malzemenin doğru montajının yapılması, bunların hepsi entegre çalışan şeyler. Algılama ve söndürme sistemleri binaya tasarlandığı ve kurulduğu zaman bunların çalışıp çalışmadığının kontrol edilmesi, yani fonksiyon testlerinin yapılması çok elzem. Yani aslında hep bir sonraki adımı tamamlaya tamamlaya giden bir döngü var. Genel anlamda baktığımız zaman projenin yönetmeliklere uygun tasarlanması, uygun malzeme seçimi, malzemelerin birbiriyle entegre seçimi de çok önemli. Çok ayrıntı bir bilgi olacak ama yangın kapıları hangi duvar destek yapısıyla teste girdiyse sahada da öyle uygulanmalıdır. Eğer alınan yangın kapısı gazbetonla teste girdiyse alçı panel duvar sistemiyle sahada uygulanması uygun değildir. Doğru malzeme seçimi ve bu malzemenin doğru şekilde montajının yapılması çok daha önemli. Yani sadece yangına dayanıklı ürün kullanmak yeterli olmuyor. Bu yüzden bir bütün olarak değerlendirdiğimizde doğru ürün seçimi, ürünlerin birbiriyle entegre çalıştığını bilmek ve buna dair montaj muayenelerinin doğru şekilde yapılması gerekli.
Özellikle ek olarak vurgulamak istediğim nokta ise personel eğitimi ve düzenli tatbikatlardır. Periyodik bakım planı da oteller için ayrıca çok önemlidir. Çünkü yangın güvenliği sadece proje üstünde olan bir konu değil; aslında sürekli yönetilmesi gereken bir süreçtir. Düzenli bakım planları yapılması şarttır. Mesela dedektörlerin çalışıp çalışmadığından emin olunmalıdır. Bu dedektörlerin belli aralıklarla üretici tarafından test edilmesi gerekmektedir. Yani bugün dedektör çalışıyor ama bir sene sonra, 2 sene sonra da bu dedektör hala çalışır vaziyette mi, bunu bilmek lazım. Otomatik söndürme sistemi var ama su deposunda su var mı; sprinkler sistemi çalıştığı zaman ihtiyaç olan suyu sağlayacak mı? Bunlar çok önemli. Yani yangın güvenliği aslında bir proje üzerinde sadece bakılması gereken değil, sürekli yönetilmesi gereken bir süreç. Düzenli olarak gözlem altında tutulması şart.
4) Mevzuatımız ne durumda? Yasal düzenlemelere eklenmesi gereken unsurlar var mı sizce?
Diğer ülkelere kıyasla yeni bir yangın yönetmeliğimiz olduğu söylenebilir. Amerika’da çok uzun yıllardır yangın konusu gündemdedir ve mevzuatları ayrıntılıdır. Bizim yönetmeliğimizin yazımına 2002’de başlandı ve 2007’de de yayınlandı. O tarihten bu yana da yaşanan yangınlara paralel güncelleştirmeler, iyileştirmeler yapılıyor. Mesela Polat Tower yangını sonrası yapı malzemeleriyle ilgili maddeler güncellendi; geçtiğimiz sene yaşanan Bolu yangınından sonra yine revizyonlar yapılıyor. Yani aslında başımıza felaketler geldikçe geliştirilen bir yönetmeliğimiz var. Ama yönetmeliğimiz bunun farkında ve madde 4’te, mevcut mevzuatta yeterli bilgi bulunmadığı takdirde uluslararası standartlara bakılmasını salık veriyor. Kısaca, aslında oteller kapsamında düzenlemeler yeterli. Çok ekstra bir şeye ihtiyaç yok. Ama yönetmelikler yeterli olsa da temel maddelerin karşılığını bile sahada maalesef pek göremiyoruz. Yani yönetmelik daha da ağır olsa, gerçek hayat buna şu an elverişli değil. Karşımıza gelen projeler ya da gittiğimiz sahalar yönetmeliğin bile temel isteklerini karşılamıyor. Önemli olan mevzuatın gerekliliklerinden ziyade işletme disiplini. Yani genelde itfaiyeden onay alındıktan sonra birçok şey unutuluyor. Bu anlamda mevzuatın da aslında yapabileceği bir şey yok. Önemli olan yangın güvenliği kültürünü oluşturabilmek. Mevzuat bize alt sınırları söyler. Üst sınırlar tamamen işletmenin elindedir. Yani işletmenin bakış açısı, farkındalığı, hassasiyeti önem kazanıyor.
5) Otel sahiplerinin konuya ilgisi ne düzeyde? Söz konusu önlemlerin alınması açısından en çok hangi konuda sorun yaşıyorlar?
Özellikle geçen seneki Bolu yangınından sonra bize çok fazla bilgi talebinde bulunuldu. Birçok otel aynı durumla karşılaşmak istemiyor ve önlem almak istiyorlardı. Fakat bu ilgi çok uzun sürmedi. Bunun devamı ancak belediyeler, bakanlıklar veya itfaiye gerçekten düzenli olarak denetimler yapsaydı ve birkaç yere para cezası, kapatma cezası gibi rijit cezalar verseydi muhtemelen yangın güvenliği konusunda biraz daha hevesli olunurdu.
Otel oda kapılarının 30 dakika yangına dayanıklı olması lazım, fakat 200 tane kapının sadece bir tanesini laboratuvarımıza gönderiliyor. Testten geçtiyse diğer kapıların da aynı şekilde dayanıklı olduğu öngörülüp kullanılmaya devam ediliyor. Bu konuda aslında bir tık daha otel sahiplerinin konuya ilgisinin arttığını söyleyebiliriz. Ama proje bakımından, yangın mühendisliği bakımından baktığımızda onay veya izin belgeleri olduğunda bir yangın danışmanına ya da yangın risk analizine ihtiyaç olmadığı düşüncesi hakim. Biz isteriz ki aslında biraz daha konuya dair ilgi artsın. Çünkü geçen yıldan öncesinde yangın o kadar da çok hayatımızda olan bir konu değildi. Son bir senedir yangını daha fazla konuşuyoruz. Belki zamanla bu bilinç oluşacaktır ama biraz daha ilginin artması şart. Yoksa bir müddet daha maalesef yangınla ilgili haberlere rastlayacağız. Kurulum bir şekilde yapılır ama o güvenlik sürekliliğini sağlamak, o kültürü hayata geçirmek biraz daha vakit alan şeyler. Umuyoruz ki otel sahipleri ve diğer yapılarda bu bilinç artacak.

6) Otelleri ele alıyoruz ama diğer konaklama tesislerindeki durum nedir? Onları da sorunlar ve çözüm yolları açısından biraz özetleyebilir misiniz?
Yönetmelik ilk başta bize kullanım sınıflarını tanımlıyor. Kullanım sınıflarında, konaklama amaçlı binalar ifadesi kullanılır. Bunun içinde otel, yurt, pansiyon hepsi vardır. Yani oteller için sağlanması gereken bütün kriterler yurtlar ve pansiyonlar için de sağlanmalıdır. Konaklama yapılan bütün yapılar dahildir. Tabii bu tesislerin de kendilerine has kullanım özellikleri vardır. Mesela otellerde sürekli kullanıcı değişir, binaya hakim değildirler. Yurtlarda ise kullanıcılar biraz daha uzun süre konakladıklarından binaya daha hakimdirler. Bu anlamda her ne kadar yurtlar ve oteller birbiriyle aynı sınıfta değerlendirilseler de oteller çok daha tehlikelidir. Ayrıca otellerde yaşlılar, engelli bireyler, çocuklar daha fazladır. Yurtlarda daha genç kesim vardır. Yani biraz daha kendini kurtarabilecek düzeyde insanlar yaşarlar. Yurtlarda da kullanıcı sayısı yüksek ve gece kullanımı yoğundur. Toplu tahliye gereksinimi vardır. Yine bu yüzden erken algılama gerekir. Alarm sistemlerinin daha etkin olması, tahliye organizasyonunun daha iyi çalışıyor olması gerekir. Zaten genelde alarm çaldığı zaman yanlış alarmdır diye düşünüp tepki verme süresinde kısalma oluyor. Daha uzun sürede tepki veriliyor. Yurtlarda ve otellerde bunu çok görüyoruz. Bu kapsamda alarm sistemlerine öncelik verilmesi önemli. Hemen harekete geçilip ortamın terk edilmesi gerekli. Biz bu yüzden biraz daha bilinci de artırmak için düzenli tatbikatların yapılmasını öneriyoruz. Özellikle konaklama amaçlı yapılarda, otellerde bu çok fazla denk gelemeyebilir. O otele ilk defa gidilmiştir, 3. gündür ve bir alarm duyulduğunda can havliyle kaçılabilir. Ama yurtlarda, pansiyonlarda biraz daha fazla kalındığından bina sakinlerinin “bir şey yoktur” hissine kapılması çok muhtemel. O yüzden otel harici diğer konaklama yapılarında sorun biraz daha tatbikatla çözülebilecek noktadadır.

7) Örnek bir otel yangını üzerinden de sorunları ve önerilerinizi özetleyebilir misiniz? Mesela Bolu yangını...
Yapının projesinde yangın merdiveni vardı. Fakat yangın merdivenlerinin yangına dayanıklı olması lazım. 120 dakika yangına dayanıklı duvar, 90 dakika yangına dayanıklı kapısı olması şart. Ve kapısının da kendiliğinden kapanabilir düzenek de olması gerekiyor. Yangın merdivenlerinin, yangın çıktığı zaman hiçbir şekilde yangına ve dumana maruz kalmayacak bir sığınak görevi görmesi lazım. Yangın merdivenleri sadece kaçış anında kullanılan yol güzergahı olarak değil de itfaiye gelene kadar beklenen ya da engelli bir bireyin ya da yaşlı bir bireyin oturup beklediği güvenli bir noktadır aslında. O yüzden 120 dakika boyunca ayakta kalması, çökmemesi lazım. Dumanın ve yangının asla o mahale ulaşmaması lazım. Fakat gördüğümüz kadarıyla o yangında yangın merdivenlerinin içi dumanla kaplıydı ve bir görüş açısı yoktu. Yangın merdivenlerinin katlardaki kapıları açık kaldığı zaman bir şaft, baca görevi de gördüklerinden yoğun dumana maruz kalabilirler. Bu sefer koridordan daha fazla tehlikeli bir nokta oluyorlar. İnsanlar oraya gidememiş, başka merdivene gidememişler. Alarm sistemi çalışmamış veya geç çalışmış. Konaklama amaçlı yapılarda alarm sistemlerinin yatak başından itibaren 75 desibele ulaşması beklenir. Uyurken gece bir yangına yakalanıldığında ya da duştayken alarm sesinin her şekilde uyarması lazım.
Yangının çıktığı mutfakta ise birçok problemin olduğu aşikar. Otel mutfaklarının 120 dakika yangına dayanıklı olması lazım ki mutfakta çıkan bir yangının orada bir şekilde kapalı kalması, insanlar binayı terk edene kadar yangının başka mahallere sıçramaması gerekir. Davlumbaz söndürme sisteminin de olmadığı anlaşılıyor. Muhtemelen o sistem olsaydı bu kadar insan ölmeyecekti. Birçok canın korunmasına vesile olacaktı.
Diğer taraftan binanın dışında yangın merdiveni olmadığı eleştirileri yapılmıştı ama bu yerel yönetmeliğimiz de diğer uluslararası standartlar da hiçbir zaman dış kaçış merdivenini kaçış niteliğinde görmez. Çünkü dış kaçış merdiveni binayı daha da yangına maruz bırakacak bir unsurdur. Ve cepheden ya da çatıdan kopan parçaların dış kaçış merdivenindeki insanlara gelme riski de vardır. Zaten belli bir yapı yüksekliğinde dış kaçış merdivenine izin yoktur. Dış kaçış merdiveni ancak sonradan eklenen, çok az sayıda insanın tahliye olduğu, alternatif olarak kaçış mesafesi yetmiyorsa yapılan bir merdiven türüdür. Olabildiğince içeride 120 dakika yangına dayanıklı bir yangın merdiveni isteriz. O yangında da muhtemelen dış kaçış merdiveni olsaydı çok daha büyük problemler çıkabilirdi. Çünkü cephe de ahşaptı. Önemli olan içeride 120 dakika yangına dayanıklı hem insanların kaçabilecekleri hem sığınabilecekleri bir mahal oluşturmaktır. Bir binanın en büyük yapı taşıdır.
Kısaca o yangında bina içinde sağlıklı bir yangın merdiveni, davlumbaz söndürme sistemi ve duman algılama ve alarm düzeneği düzgün çalışsaydı, yani bu temel üç unsur olsaydı bu kadar büyük faciayla sonuçlanmazdı. Çok basit noktalara müdahale edilerek aslında çok daha güvenli bir yapı elde edilebilirdi.
8) Bolu yangınından sonra mevzuatta ve pratik hayatta neler değişti; ya da değişti mi?
Henüz mevzuatta yeni bir madde yayınlanmadı ama zaten çıkan yangınlarda mevzuat değil de mevzuatta şart koşulan temel unsurların hayata geçirilmemiş olmasından kaynaklı sorunlar yaşanıyor. Bolu yangını da çok temel unsurların eksikliğinden bu kadar zarar verdi. Bu gereksinimler şu anki mevzuatta yer alan şeyler. Bunlar tam olsaydı o binada sorun bu kadar büyük olmayacaktı. Yani öncelikle mevcut mevzuatın tam uygulanması lazım. Düzenli olarak bakımların yapılması lazım. Ondan sonra zaten biraz daha niş sektörlerde mevzuat geliştirilebilir. Ama otel konusunda böyle değil, her şey biliniyor, veriler elimizde ve net. Biraz daha sıkı denetimler gerekli. Bakanlıklar, belediyeler ve itfaiye teşkilatları denetimi daha sıkı tutmalı. Ancak bu şekilde otel sahiplerini de müşteri potansiyellerini korumak için uzmanlarla çalışarak yangın risklerini minimize edebilirler. Yani yangın güvenliğini sadece kriz anında, denetim öncesinde ya da ufak bir yangın riski görüldüğünde hatırlamak yerine her gün süreç olarak düzenli ve sürdürülebilir bir şekilde düşünmek gerekir.

9) Bir misafir olarak otele girdiğimizde yangın güvenliği açısından nelere dikkat etmeliyiz?
Bir binaya girildiğinde dedektör veya sprinkler sistem olup olmadığıyla ilgili olarak tavana bakılabilir. Ya da yangın merdivenlerinin nerede olduğu ve kapısının çalışıp çalışmadığı kontrol edilebilir. Odaya girildiğinde acil bir durumda nasıl tahliye olunacağının düşünülmesi gerekir. Zaten genelde otel odalarında, kapıların arkasına tahliye planları asılır. Koridora çıkıldığı zaman acil durum yönlendirme tabelaları nereye yönlendiriyor, kontrol etmek lazım. Yani orada bir yangın merdiveni vardır ama açık merdivene ya da başka yere yönlendiriliyordur. Böyle bir acil durumda asansörler de kullanılmamalı. Bu temel bilgiler, misafirin kendisini kurtarabilecek bilgilerdir. Bu arada yönlendirmelerin iç avluya olması pek anlamlı değildir. Sık yapılan bir hatadır ama hiç doğru bir uygulama olduğu söylenemez. Cadde, sokak seviyesinde bir yere yönlendirilmesi şart. Ayrıca otel oda kapılarının da kendiliğinden kapanabilir düzenekte olması gerekir. Ama en kritik nokta, bir alarm duyulduğunda hiç vakit kaybedilmeden aksiyona geçilmesidir. Yani yanlış alarm mıdır, şöyle midir, böyle midir düşünülmeden kaçılması gerekir. Beklenen birkaç dakikada yangın çok büyük sonuçlar doğurabilen bir felakettir. Böylesine birkaç küçük farkındalık zaman zaman çoğu felaketten insanları kurtarır.
10) Efectis Era Avrasya’nın konu kapsamında sunduğu hizmetler neler?
Efectis Era Avrasya olarak iki ana başlık altında hizmet sunuyoruz. Birincisi, benim de bulunduğum mühendislik departmanı. Binaların yangına karşı daha güvenli olması için yapı malzemesi seçiminden binada o yapı elemanının montajına kadar muayenelerin yapıldığı, yaşayan bir binada risk analizinin yapılıp, yangın risklerinin nokta nokta çıkarıldığı ya da proje aşamasında yapının yangın yönetmelikleri çerçevesinde incelendiği ve bunun dışında CFD yangın analizleri yapılan bölüm. Aslında CFD analizleri de oteller için çok önemlidir. Otellerde dumandan da can kayıpları olur. Özellikle koridorlarda yapılan bir duman simülasyonu, yani bir yangın çıktığında gerçek hayatta neyle karşılaşılacağı bilinmelidir. Bunun simülasyonunun yapılması özellikle otellerde elzemdir. Çünkü her şeyin doğru düzgün yapıldığını varsayıyoruz ama bir yangın anında ne olacağını stimüle etmek ve bunun sonucunda belli başlı önlemler almak çok kıymetlidir. Bu simülasyonları yapıyoruz. Bunun dışında ikinci olarak da bir test ve belgelendirme firmasıyız. Yangına dayanıklı olması gereken bütün yapı malzemelerinin ve bina elemanlarının yangın laboratuvarımızda testlerini yapıp akredite bir şekilde sertifikalarını sunuyoruz. Yani piyasada bulunan bir yangın kapısının muhtemelen yangın testini biz yapıyoruzdur. Bizim aslında yangın mühendisliğinde de elimizi güçlendiren kısım bu. Biz malzemeleri çok iyi tanıyoruz. Çünkü malzemeler kendi laboratuvarımızda test ediliyor. Bir yangın anında bir yangın kapısı nasıl sonuçlar verecek; bir cephe paneli nasıl yandığında duman çıkaracak, montajlarının nasıl yapılması lazım gibi soruların cevaplarını görebiliyoruz. Yani bir ürünün montajını yapmazsanız zaten o üründen hiçbir verim alamazsınız. Yani laboratuvar altyapımızla birlikte yangın mühendisliği yaptığımız için bu konuda biraz daha tecrübeliyiz. Yani ürün ve sistem düzeyinde yangına dair bütün performansları görebilen bir firmayız aslında. Yangın güvenliğini daha çok ölçülebilir düzeyde tutmaya çalışıyoruz. Bunun dışında yangın güvenliğine dair de bir kültür oluşturma niyetimiz var. Umuyoruz ki yangına karşı dayanıklı binalar yaparak bu kadar büyük facia ile bir daha karşılaşmayan bir Türkiye yaratabiliriz.
Şantiye® Dergisi ve Dijital Platformları
Daha iyi yapılar için...
6 Nisan 2026
Türkiye'nin en ESKİ ve en çok ZİYARET EDİLEN şantiyesi: ŞANTİYE®...
İnşaata dair "KAYDADEĞER" ne varsa... 1988'den bu yana...
Şantiye®nin ürettiği, derlediği ve yayınladığı içeriklerde öncelik “KAMUSAL YARAR”dır...
Ve yayınlanan içeriğin “ÖZEL” olmasına özen gösterilir...
BASILI DERGİ + E-DERGİ + SANTİYE.COM.TR + SOSYAL MEDYA + DİJİTAL PLATFORMLAR...
İnşaat sektörünün buluşma noktası Şantiye®, “Güven”i temsil eden “Basılı bir Yayın” olma özelliğinin yanı sıra yenilenen web sitesi, Turkcell Dergilik ve Türk Telekom E-Dergi gibi mobil uygulamalardaki varlığı, 42 bin E-Bülten abonesi ve 100 bin sosyal medya takipçisi-bağlantısıyla inşaat sektörünün en önemli iletişim platformlarından biri olmaya her ortamda devam ediyor... 1988'den bu yana...
Şantiye® ayrıca yapı sektörüne "Şantiye'nin Yıldızı Ödülü", "Yılın Yeşil Yapı Malzemesi / Teknolojisi Ödülü" ve "Şantiyeden Kareler Fotoğraf Yarışması" gibi farklı organizasyonlarla da katkı sunuyor.
Şantiye®nin son sayısı da dahil 1988 yılından bugüne kadar yayınlanan TÜM SAYILARINA E-Dergi olarak göz atmak için lütfen tıklayın...
Şantiye®, başta ABONELERİ olmak üzere 2020-2026 yıllarında ilan veren firmalar ABS Yapı, Akyapı, Alumil, Anadolu Motor (Honda), Alkur, Ak-İzo, Altensis, Arbiogaz, Aremas, Arfen, Artus, Assan Panel, Asteknik, Atos, Batıçim, Baumit, Bentley Systems / Seequent, Betek, Betonblock, Bonus Yalıtım, Borusan CAT, Bosch Termoteknik, Bostik, BTM, Buderus, Bureau Veritas, Chryso, Çimsa, Çuhadaroğlu, Çukurova Isı, Deutsche Messe, Duyar Vana, DYO, Egepen Deceuninck, Efectis ERA, Ekomaxi, Elkon, Emülzer, Eryap, Filli Boya, Fixa, Fullboard, Form Endüstri Ürünleri, Form Endüstri Tesisleri, Form MHI (Mitsubishi Heavy Industries) Klima, Garanti Leasing, GF Hakan Plastik, Gökçe Brülör, Grundfos, Hannover Fairs, Hilti, IQ Alüminyum (by Deceuninck), İNKA, İntek, İpragaz, İstanbul Teknik, İzocam, İzoser, Kalekim, Knauf, Knauf Insulation, Komatsu, Köster, Kuzu Grup, LG, Marubeni, Masdaf, Master Builders Solutions, MBI Braas, Meiller Kipper (Doğuş Otomotiv), Messe Frankfurt, Messe München/Agora Tur., Mekon, Mitsubishi Chemical, Molecor, Nalburdayim.com, NETCAD, ODE, Ökotek, Özler Kalıp, Özpor, Panasonic, PERI, Pimakina, Pimapen, Polyfibers, Polyfin, Prefabrik Yapı / Hekim Yapı, Prometeon, Ravago, Rehau, Saint Gobain Türkiye, Samsung, Saray Alüminyum, Schüco, Scania, Selena (Tytan), Sentez Mekanik, Serge Ferrari, Shell, Siemens, Sistem İnşaat, Soudal, Sika, Şişecam, Temsa, TMS, Tekno Yapı, Türk Ytong, Tremco illbruck, Vaillant, Vekon, Viessmann, Wermut, Wielton, Wilo, Winsa, XCMG, Xylem ve ZF'nin değerli katkılarıyla hazırlanmaktadır.
ABONE OLMAK İÇİN
Bir yıllık abonelik bedelimiz olan 2.400 TL (6 Sayı, KDV Dahil)'yi TR70 0001 0008 5291 9602 1550 01 IBAN no’lu hesabımıza (Ekosistem Medya) yatırıp; ardından dekontu, açık adresinizi ve fatura bilgilerinizi (şahıs ise TC kimlik no; firma ise vergi dairesi-numarası) santiye@santiye.com.tr adresine e-posta veya 0532 516 03 29 no’lu telefona WhatsApp / SMS aracılığıyla ulaştırabilirsiniz.








